“Uçan kelebeğin uğultusudur yaşamak bana” Çok öldüm – İlhan Sami Çomak

ilhan-comakKardeşim, güzel kardeşim, efendi kardeşim!
Dilim ki kırılan bir dal olur şimdi söylesen adını
Belli mi olur uçan kelebeğin uğultusudur yaşamak bana
Anne bile sakal bıraktı yasımı ağıtlardan koyultarak
Meğer ki rahminden çaldılar seni.
Bütün kutsal kitaplardan harf seçip
Mil çekti gözlerine baba
Bir yatırdır şimdi yüreği

Çok öldüm

Kardeşim, güzel kardeşim, efendi kardeşim!
Dilim ki kırılan bir dal olur şimdi söylesen adını
Belli mi olur uçan kelebeğin uğultusudur yaşamak bana
Anne bile sakal bıraktı yasımı ağıtlardan koyultarak
Meğer ki rahminden çaldılar seni.
Bütün kutsal kitaplardan harf seçip
Mil çekti gözlerine baba
Bir yatırdır şimdi yüreği

Güzel kardeşim, dallanıyor adın her dilde
Reyhan seviyor seni bütün aşıklarını derleyerek
Biliyorum, O hep ayaklarına su.
Kal diye, çoktan unuttuğu sözleri hatırladı Cengiz
Hâlâ gözleri seğirir Nazım’ın, anlatamadım inanmıyor.
Hoş ben de inanmış değilim ama
Suna bir teselli gibi bakıyor bana.

Sen böyle uzaksın yakan kurumuyor gözyaşı da.
Kaç çocuktu o dövüştüğümüz, hatırlamıyorum.
Onlar bile sıraya girmiş inan
Bir geleneğe uymak değil, yok asla,
Ateşin ormana düşmesi bu

İncecik nehirler çalındı gözlerimizden
Ömrümü yoluna serercesine yanıyor sana

Hatırlıyorum, senden konan suskunluk
Bahçelere açılan kapıydı ta o zamanlar
Bir de top ayarladığımız sahalar var ki terini bıraktığın
Hepsi serin bir rüzgâr, gülüşünü hatırlatır.
Ah ki ah, utanç ve yokluğun böyle birleşmesi…
Yok şimdi yok kalbim de yok.
Her şeyi gitmelerine bıraktım.

Eskiden, sen tütün içmeden önce, kardeş olmak gibiydik.
Sonra sonra yoldaşlığın kaygılarını ekledik buna.
Sen gittin, ben adımı üçledim, İlhan Sami ÇOMAK diye
Çağır beni, söz ki, gözbebeğinin serinliğine
Bir çiçek açacağım hayatın derinliğine yerleşen
Bu suskunluk ayağı kırılmış bir ceylandır.
Seni görmem gerek, çağır beni
Bu leke çıkmaz kalbimden bana gülmen gerek
Ki hayat sinsi bir tuzaktır, duydum fısıldadığını
Kanıyorum sana her şeyimle.
Ben çok öldüm.

[Şair, bu şiiri yılan sokması sebebiyle yaşamını yitiren kardeşi Sami için yazmıştır.]


İlhan Çomak kimdir?
1994 yılında 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyken tutuklanan İlhan Çomak, 1973 yılında Bingöl Karlıova’da doğdu. Yaşamı, yakın zamanda gösterime girecek ‘Gönderen: İlhan Sami Çomak’ isimli belgesele konu olan Çomak’ın Gitmeler Çiçek Kurusu, Açık Deniz, Günaydın Yeryüzü ve Kedilerin Yazdığı İlahi isimli dört şiir kitabı bulunuyor. Şair 22 yıldır tutuklu.
Bu kadar ağır cezayı hak edecek bir şey yapmadım. 18 günlük gözaltı süresi boyunca yoğun işkence gördüm. Günlerce uyutulmadım ve her türlü işkenceyi yaşadım. Abimi öldüreceklerini, kız kardeşime tecavüz edeceklerini söylediler. 22 yıl geçmiş olmasına rağmen hala yapılan işkencenin izlerini taşıyorum. Bir gün bizi bir yere götürüp elimize bidon verdiler. Basını çağırmışlardı, ormanları yaktığımı söylediler. Neredeyse İstanbul’daki tüm ormanları benim yaktığım söylendi. Ejderha olsam böyle yakamam.” (12 Nisan 2016 Tarihinde yapılan duruşmadan)

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Köprüler güzeldir, ama yıkarlar bazen – Cezmi Ersöz

Ben de o ölüsevicilerdenim. Köprüaltı'nın cenazesini kaldıracaklarını duyar duymaz soluğu hemen orada aldım. Baktım diğer ölüseviciler de orada. Fotoğraf makinesini...

Kapat