10 alıntıyla İlhan Sami Çomak şiiri: Kanatlanmış bir kuşu düğümlediler kalbimde

1. Bir alıntı gibiyim…

“Bir alıntı gibiyim ey büyük göz!
Sana sancımı sakınganlıkla veriyorum:
Beni bir özenle bozuk yazın
Bozuk yazın sinekler, masanın ayakları
Kutuplar, enlem ve boylamlar
Hayat ve ötesi, tohum ve güneş
Bozuk yazın beni ey büyüklüğüm

Çünkü beni uyandırın
Varıp kuş üzümü nedir anlayacağım
Böyle buyurdu ağzım

Benden önce konuştum.”

(‘bozuk yazın’dan alıntı)

2. Hayat genişleyen bir şeydir

“Tüm sesimle, biraz sabırsız biraz öteki
Vazoda durmanın ağır yüküyle
Gecikmiş zamanlarla seviyorum
Gül gibi kuruyup kuruyup yol almak gibi

Bunun için çarpıştım kayalar parçaladım
Kokum ki bir çekişmenin görkemi
Ödünç vermenin diğer anlamıdır.
Yapraklarıma su yürüyor
Demek ki genişleyen bir şeydir
Hayat.”

(‘gül’den alıntı)

3. Biz gölgeden de geçiririz ışığı

“Biz bu arada çeşit çeşit aşklar gibi
Nice ağaçlar toplayıp getireceğiz
Gürgen ağzımdaki ıslık, masamda damar
Abanoz bir kavram, ince tanım
Onu bulup onu seveceğim
Tüm bunların içine gül yerleştireceğiz
Gölgede güzel bitmez demeyin
Biz gölgeden de geçiririz ışığı
Senin, Eylül dediğin
Bana göre Haziran
İşte tüm bunları aşıp
Tek iklimde toplayacağız hayatı”

(‘tek iklim’den alıntı)

4. Zaman kalpte taşınır

“Zaman kalbimde taşınan bir şeydir
Yabancı, ufka eli değen
Bir kabuktaki ince çizgiler gibi, zaman

Ama işte sora sora
yolunu öğrendim ben denizlerin
Deniz ki yavaşlığımın itibarıdır
doğruyla hatırladığım
Bu benim sırrım, siz ölünüz.”

(‘öyle bildim’den alıntı)

5. Hayat senin çarendir

“Bir sabahı seçerken suyun omurgasında
Gecikme yeni bir tanımdır
Ah hevesim durmadan bakan yerim
Hatırladım, masumiyet bir eşiktir
Hatırladım çiçek kuruları içinde
hayat senin çarendir”

(‘gizli hece’den alıntı)

6. Yalnızlığı bir başkaldırı olarak aldım

“Karanlık bu! Karanlık bu!
Eski merdivenlerden inip çıktığım karanlık
Hayvan ölülerinin gözlerine yakın karanlık.
Işık denince kolum bükülüyor
Dağlarım, ırmaklarım, unuttuklarım kavuşsun sana
Ben ayrılığı yeğlerim.
Zaten boş gövdeleri
İnce uzun parmaklarımla yürüdüm
Doğum ile dönmek arasına
Gökkuşağı ile renkler arasına
Çöl ile kumlar arasına
Katılıp kalan ne varsa, onlar için
Yalnızlığı bir başkaldırı olarak aldım”

(‘ordan geliyorum’dan alıntı)

7. Hepsi senin elindedir

“Hepsi senin elindedir elinde:
Bu sokaklar, pencere camı, uykularım
İtalya, Fransa, Kürdistan
Masanın önüne çektiğim sandalye
Kasımpatı, gül, lale, tafları, sevdiğimiz yemekler
Kuşların en güzel tüneği
Bir bulut, bir çocuk ah bir de kalbim
Sarılıyorum eline elindeki hayata
Beni eline al elinin önüne
İlk defa Sosin.”

(‘fal’dan alıntı)

8. Enine boyuna sıkılıyorum kendimden

“Geçtim geceyi geçtim at sırtında
geçtim ateşler yakarak
Senin ağzın suyu anlatan bir şeydir
İncecik
Omzuna güzel bir kuş konmuş da
ürkerek ağzını yanında taşırsın
Kölelik tarihi gibi sana bakar
Dikey olmak nedir öğrenirdim bilirdim görürdüm
Ne dersen de.
Şimdi enine boyuna sıkılıyorum kendimden
Uzatıp bacaklarımı iki sürgün gibi öylece
Ata binmiş bir kadını düşünüyorum
At hızlanıyor, taa karşısına geçiyor ellerimin
Oturup kâğıtlar katlıyorum. Harika!
Beni Eylül bile kıskanıyor.”

(‘hey!’den alıntı)

9. Kanatlanmış bir kuşu düğümlediler kalbimde

“Ben böyle inandım. Yani yazıyı heceler gibi
boğuntudan geçerek, yerle gök arasındaki
kıvılcımda, ruhumu taşıyan onca uzunluktaki
atlar dörtnala kalbime inerken sana
inandım. Ah benim yaslı kadınım, uzun
çaresizliğine merhaba! Gözlerin biliyorsun
bir kavrama biçimi. İki nehir gibi sar beni.

Kanatlanmış bir kuşu düğümlediler kalbime.
Çünkü senden öğrendim beklemenin yerleşik
bir değer olduğunu. Ben ki göklere alfabenin
hıncını serptim, bükülüp eğilerek, taşın
kıtlığını dağdan dağa taşıyarak kana
doydum. Ovalar benim uzanma halim.”

(‘ben böyle inandım’dan alıntı)

10. Gitmek şiir yollar düzyazı

“Beni iyi dinle, ey şimdi!
Ben ki hey, tüm çiçeklerin umuruyum
Nil’den geçerim. Çölden Arap’tan geçerim
Fırat ve Dicle tutarsa beni
– Kan, bilirsin, bir tadın da adı olur –
Beni bir göz gibi beklemeye yaz
Çünkü gitmek şiir yollar düzyazı
Ve ben babamın bir kardeşi olurum
Acıyı muska gibi gövdemde taşıyarak.”

(‘işte bu yüzden’den alıntı)

Kaynak: bukowskininsucune

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Gogol: Yalnızlık diye bir şey yoktur. Yalnızlık, senin yokluğundur!..

Kapat