Turgut Uyar’ın oğlu* anlatıyor: Bir yalnızlık hissi vardı babamın

turgut-uyarBabamın ölümünün temel nedeni karaciğer; annemin ölüm nedeni de karaciğer. İkisindeki problem de karaciğer yetmezliği. Başka birtakım sorunlar tedavilerine engel oldu. Babamda siroz var ama ölüm nedeni dalak yetmezliği, karaciğer yetmezliğinden ötürü dalağına müdahale edilemiyor.  

Annemin ölüm nedeni de yemek borusu kanseri; yemek borusu kanserine ameliyat yapmalarının nedeni karaciğerinin uygun olmaması (s.160).

1969 İstanbul doğumluyum (s.153).

        – Peki, hemen sorayım: Bu isim benzerliği nedir?Kim koymuş adınızı, Turgut Uyar mı?

         – Babam koymuş. Nedenini hiç söylemedi. Anadolu’dayaygın bir âdet bu. Bazen iki kuşat atlayarak da veriliyor, göbek adım da Hayri zaten, büyükbabamın adı (s.153).

Öyle bir yoruluyorsunuz ki, öldüğünde insan tuhaf bir boşluk duygusuyla kalıyor. Babamın ölümü anneminkinden zor oldu. Benim için olduğu kadar annem için de aynı şekilde çok yorucu bir dönemdi babamın hastalığı (s.161). Babamın cenazesi de kalabalık sayılırdı, dostları oradaydı. Edip amca vardı. Cenazede hayatımdaki utandığım anılardan birini yaşadım, anlatmak istiyorum bunu. Edip amca çiçek yollamıştı camideki merasime, ben de gidip çiçekler için teşekkür ettim kendisine. Yıllar sonra yahu sen kimsin diye sordum kendime, adamın kaç yıllık dostu, sen kim oluyorsun da teşekkür ediyorsun diye kendime kızdım, tabii nazik adam Edip amca, bir şey demedi, çok ama çok utandım, ol altı yaşındaydım ama. Babam öldüğünde ben lise ikinci sınıfı yeni bitirmiştim, üniversite yıllarımı görmedi (s.162-3).

Genel olarak bir yalnızlık hissi vardı babamın, başkalarıyla da olsa yalnız hissediyordu kendini (s.163).

Turgut Uyar’da çok net bir adalet duygusu var, herhangi bir haksızlık söz konusu olduğunda tepkisini gösterir. Bir şeyi haksızlık olarak gördüyse, o konuda mutlaka bir şey söyleyecek, söylemeli. Turgut Uyar aslında çok belirgin politik görüşleri olan bir insan. Ama okurlarına bakarsanız Turgut Uyar’ı Kürtler de sever, dindarlar da sever (s.168).

Annem ve babamdan gördüğüm şey bu oldu: Edebiyatla ilgili iş yapacaksan şayet ciddi olacaksın. Sürekli okuyacaksın, merakı öldürmeyeceksin, sadece kendi dalını bilmekle de olmuyor, felsefe de bileceksin, tarihle de ilgileneceksin, resim ve heykelden anlamaya çalışacaksın, hakikaten çok ciddi bir birikim istiyor. Yeteneğin olabilir ama birikim olmadan hiçbir şey olmuyor (s.176).

         – Tomris Uyar’ın tek çocuğu var değil mi?

          – Evet. Aslında Ülkü Tamer’den bir kızı olmuş fakat bebekken ölmüş. Bu ölüm annem için çok travmatik olmalı çünkü annem çocuğu emzirirken, annemin sütünden boğularak ölmüş. Sütün fazla olması böylesi ölümlere neden olabiliyormuş. Mutlaka çok etkilenmiş, kendini suçlamış ve üzülmüştür ama hayat devam ediyor duygusu baskın çıkmış, anlatırdı bunu bana (s.180).

         Kardeşlerinizle ilişkiniz ne düzeydeydi, ne sıklıkla görüşüyordunuz?

        – Çocukluğumda Tunga abim İstanbul’daydı sadece. Semiramis ablam Ankara’da, Şeyda ablamsa Bulancak’taydı. 1980’lerde Semiramis ablam İstanbul’a taşınınca daha sık görüşmeye başladık. Aramız her zaman iyidir, Şeyda ablam Bulancak’ta ziyarete gittik babamla, on dört yaşındaydım. Semiramis’in oğullarıyla da aram çok iyiydi, özellikle küçük oğlu Emre ile tatillere giderdik. Abimle de bayağı dolaşırdık, bana hediyeler alırdı. Abim bir ara Ayazpaşa’da, bizim Taksim’deki eve yakın bir yerde kalıyordu. Babamla bir anımız vardır, komiktir, anlatırım hep (s.181).

Annemle babamın mektupları vardı, annem yıllarca tutmuş, elim titreye titreye yırttım attım hepsini. İkisinin de vasiyeti de bu yöndeydi. Okumadım da hiçbirini. Annem, “yayınlayan olursa buradan teessüflerimi iletiyorum,” demişti mektuplar için. Mektupları yırtmak benim açımdan çok zordu, annem öldükten sonra bütün klasörleri aldım, bir odada durdular, bir türlü elim gitmedi, bakmadım, ne zaman bakmaya çalışsam fena oldum, çünkü birinin bir başkasına özel mektupları. Nihayet bir gün biraz şarap içtim, cesaretimi topladım ve annemle babamın özel mektuplarını sonsuza kadar yok ettim. Babamın yırtmadığım mektupları da var tabii,  nereden baksan elli altmış tane var: Cahit Irgat, İlhan Berk gibi isimlerle yazışmış (s.183).

                                                                               Beyoğlu / İstanbul, 2014
Okuma Notları: Mahsum Çetin

Hazırlayan: Derviş Aydın Akkoç, Turgut Uyar’ın Çocuklarıyız (İletişim Yay.)
Fotoğraf: Hayri Turgut Uyar, lokantada annesi Tomris Uyar ve babası Turgut Uyar ile.


*Turgut UYAR’ın, SON çocuğu olan (Tomris & Turgut UYAR evliliğinden doğan) oğlu Turgut UYAR anlatıyor, babasını. (IV)

 

 

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
5 Alıntıyla Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor – Alain Bosquet ile Görüşmeler

Alain Bosquet,Yaşar Kemal ile 1957'de bir Amerikan dergisi için söyleşi yapmak amacıyla tanışmıştı. Tanışmakla yetinmedi. Yaşar Kemal'i yakından tanıdı. 1984'e...

Kapat