Dostoyevski: “İnsanın sevdiği kimseyi üzmekten hoşlandığını bilir miydin?”

“İnsana yalnız keder, acı batar da saadetimizi fark edemeyiz. Halbuki hakkıyla bakınca dünya nimetlerinden hepimizin nasibi olduğunu görürüz. Bir ailede her şey yolundaysa, kocan iyiyse, seni seviyor, üstüne toz kondurmuyor, bir an bile gözünü senden alamıyorsa mesut bir ailesiniz demektir.

Devamı…Dostoyevski: “İnsanın sevdiği kimseyi üzmekten hoşlandığını bilir miydin?”

Dostoyevski: Bilindiği gibi, tembellik bütün kusurların anasıdır efendim

Baylar, bazı sorular içimi kemirip duruyor; ne olur bana bunların çözümünü verin. Mesela siz insanı eski alışkanlıklarından vazgeçirmek, iradesini bilimle, sağduyuyla bağdaşacak tarzda düzenlemek istiyorsunuz. Fakat insanlarda böyle bir ıslahın sadece mümkün değil, aynı zamanda mecburi olduğunu nereden biliyorsunuz?

Devamı…Dostoyevski: Bilindiği gibi, tembellik bütün kusurların anasıdır efendim

Dostoyevski: Hür iradesi, arzusu olmayan insanın cıvatadan ne farkı vardır ki?

Şimdi bir an için insanların aptal olmadığını farz edelim. (İnsanı aptal kabul edersek kime akıllı diyeceğiz?) Ama insanoğlu aptal olmasa bile dehşetli nankördür. Nankörün nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu, insanı iki ayaklı nankör bir mahlûktur diye tarif etmektir.

Devamı…Dostoyevski: Hür iradesi, arzusu olmayan insanın cıvatadan ne farkı vardır ki?

Dostoyevski: İnsanlar aklın gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır

Söylesenize, insanların kötülük yapmasının gerçek çıkarlarını bilmemelerinden ileri geldiğini ilk ortaya atan kimdir; aydınlanan insanın gerçek çıkarını görünce, kötülük yapmayı hemen bırakıp iyi ve onurlu biri olacağını, çıkarının sadece iyilik yapmakta olduğunu anladığı ve hiç kimse de kendi çıkarına aykırı davranmayacağı için hep iyilik yapmak zorunda kalacağını ilk kim uydurdu? 

Devamı…Dostoyevski: İnsanlar aklın gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır

Dostoyevski: Karşımda gücümün yetmediği bir duvar var diye boyun eğemem

Öç almak isteyen veya genel olarak kendini korumasını bilen dişli kimseler bunu nasıl yapar? Böyleleri kendilerini öç hissine kaptırdılar mı, bu duygu varlıklarında her şeyi siler süpürür. Böyle bir adam kudurmuş bir boğa gibi, boynuzlarını öne eğerek hedefe doğru atılır ve ancak önüne çıkan bir duvar onu durdurabilir.

Devamı…Dostoyevski: Karşımda gücümün yetmediği bir duvar var diye boyun eğemem

Dostoyevski: Ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlerine battım…

Dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. Tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. Yazık ki buna bile layık olamadım. Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık.

Devamı…Dostoyevski: Ne kadar çok anladıysam, o kadar derinlerine battım…

Dostoyevski: “Affedersiniz babacığım, bir daha yapmam” demekten nefret ettim

Bütün işinde gücünde olanlar ahmak, dar kafalı oldukları için faal kimselerdir. Nasıl açıklamalı? Bakın şöyle: Bu çeşit insanlar, akılları kıt olduğu için herhangi bir konuda ana sebepleri araştırmadan hemen el altındaki ikinci derece sebeplere bağlanıverir ve doğru hareket ettiklerinden emin oldukları için de rahatlarlar; en önemlisi de budur zaten. 

Devamı…Dostoyevski: “Affedersiniz babacığım, bir daha yapmam” demekten nefret ettim

Dostoyevski: “Yeraltı Adamı” Üzerine Kısa Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

yeraltindan-notlarNurdan Gürbilek, ezilmişin içindeki bu şiddet içdügüsünün kendisini meşrulaştırması meselesini “mağduriyet” kavramı üzerinden son derece derinlikli bir biçimde değerlendirir. Raskolnikov’un işlediği cinayet ve aslında ondan da önce bir bütün olarak itilip ötelenmiş olanların durumu için Gürbilek: “mağdurun bazen neden bir eziklik ve ıstırap (hatta bir intikam ve hınç) diline kilitlendiğini, bugün bastırılmış olanın yarın hangi içeriklerle geri dönebileceğini, bugün aşağılanmış olanın yarın nasıl kendinde başkalarını aşağılayacak enerjiyi bulduğunu, nihayet mazlumluğun bazen neden baskıcı iktidar taleplerinin temel harcına dönüştüğünü de anlamamızı sağlar” 

Devamı…Dostoyevski: “Yeraltı Adamı” Üzerine Kısa Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org