Van Gogh Mektupları: “Ben düşündükçe anlıyorum ki; sanata en yararlı olan şey insanları sevmektir”

Van Gogh köylüler
Revue des Deux Mondes dergisinde Tolstoy üstüne bir yazı okuyorum, meğer milletinin diniyle çok ilgilenirmiş Tolstoy, tıpkı İngiltere’de George Eliot gibi.
Tolstoy’un din konusunda yazdığı bir kitap olacak, adı sanırım ki Benim Dinim’dir, kimbilir ne güzel bir kitaptır bu yazıdan anladığıma göre, İsa dininin her zaman gerçek kalacak yönlerini ve bütün dinlere ortak olan değerleri belirtmeye çalışıyor kitapta.
Tolstoy ne bedenin ne de ruhun bile ölümden sonra dirileceğine inanmıyormuş meğer ve nihilistler gibi o da ölümden sonra bir şey yok diyormuş, ama öldükten sonra insan ölü de olsa, insanlık canlı kalır.

Devamı…Van Gogh Mektupları: “Ben düşündükçe anlıyorum ki; sanata en yararlı olan şey insanları sevmektir”

Van Gogh Mektubu: “Resim yapmalıyım başka çarem yok ama ne yapayım ki satılmıyor”

Van GoghVe bir daha söylüyorum, ya beni bir deli hücresine kapatın dosdoğru, belki yanılmıyorum diye karşı koymam, yahut ta bırakın var gücümle çalışayım, söylediğim tedbirleri de alın bir yandan.
Deli değilsem, başlangıcından beri sana söz verdiğim resimleri sana göndereceğim. Bu tablolar ister istemez dağılacak belki, ama sen birini görmekle bütünüyle ne yapmak istediğimi anlarsın, böylece umarım memnun olur, avunursun…
Benim karnım doysun diye sen yoksul kalmış olacaksın bunca zaman, ama ben, ben ya bu parayı geri vereceğim ya da canımı. Şimdi de iyi kalpli karın gelecek biz ihtiyarları biraz da gençleştirmek için…

Devamı…Van Gogh Mektubu: “Resim yapmalıyım başka çarem yok ama ne yapayım ki satılmıyor”

Ünlü Ressam Van Gogh’un Mektuplarında Kömür İşçileri (Madenciler): “Karanlıktan varılır ışığa”

Van GoghVan Gogh, 1873′te, Londra’da kiracı olarak kaldığı evin kızı Ursula Loyer ile, 1875′te evlenmek istedi. Teklifinin reddedilmesi üzerine ilk ruhi bunalımını geçirdi. Londra’dan Paris’e gitti burada da barınamadı. Çeşitli ülkeler gezdi. Lisan öğretmenliği, kitap satıcılığı yaptı; ilahiyat dersleri aldı. Belçika’nın madencilik bölgesi Borinage’naya rahip yardımcısı olarak atandı. Madenlerindeki işçilere yardım için çırpınışı, katlandığı mahrumiyetler, karşılaştığı güçlükler karşısındaki uğraşı köylüler ve maden işçilerinin sevgisini kazandı. Burada çalıştığı esnada kömür ocaklarında hayatlarını kaybeden işçilerin ailelerini yatıştırmakla geçirdiği aylar, sefalet ve korkunç gerçeklerle yüzleşmesi Van Gogh’un bütün varlığını derinden sarsarak, dini inancını yitirmesine sebep oldu. Aşağıdaki mektupları gönderdiği kardeşi Theo, onu Belçika’dan götürmeye geldiği zaman hasta, fakir ve  ölmek üzereydi.

Devamı…Ünlü Ressam Van Gogh’un Mektuplarında Kömür İşçileri (Madenciler): “Karanlıktan varılır ışığa”

Van Gogh: “İki kez tımarhaneye gittim artık, bundan daha kötüsü gelemez ya başıma”

Van GoghNinni adını koyduğum bir tuvalim var, hastalık araya girdiğinde ona çalışıyordum. O resmin bende iki nüshası var şimdi. Bu tuval konusunda Gauguin’e dedim ki, onunla ben; İzlanda balıkçıları ve onların acı yalnızlığı, korkunç denizde bunca tehlikelerle karşı karşıya ve yapayalnız olduklarını konuştuk ya, ben dedim ki Gauguin’e; (bu konuşmalarımızdan sonra böyle bir resim yapmak aklıma geldi) “düşün, çocuk gibi saf olan bu insanlar eziyetleri arasında bir İzlanda balıkçı gemisinin kamarasında görürlerse bu resmi, beşikte sallanırken analarının söylediği ninniyi duyar gibi olmayacaklar mı?
Şimdi çarşılarda görülen alacalı litolara benzemiyor mu bu, ne dersin? Yeşiller giymiş, saçının sarısı turuncuya kaçan bir kadın, pembe çiçekli yeşil fon üstünde görülüyor. Şimdi çiğ pembe, çiğ turuncu, çiğ yeşil gibi birbirini tutmayan bu renkler kırmızı ve yeşillerin bemolleriyle yumuşatılmıştır.

Devamı…Van Gogh: “İki kez tımarhaneye gittim artık, bundan daha kötüsü gelemez ya başıma”

Van Gogh: “Tasasız olmak, günün birinde parasızlıktan kurtulacağını ummak, ham hayal!”

Theo'ya MektuplarTasasız olmak, günün birinde parasızlıktan kurtulacağını ummak, ham hayal!
Ben yiyip içmemi ve atölyemde rahatımı sağlayacak bir ücret için ömür boyu alışabilsem, mutlu sayardım kendimi.
Ama bir daha söylüyorum ki; ister Pont Aven’da, ister Arles’da olsun, yerleşeceğim yer vız gelir, ne var ki belli bir atölye kurmak ve herhangi bir otel ya da pansiyonda değil de kendi atölyemde yatmak noktasında direneceğim. Gaugin’le bana bu iyiliği yapar ve ikimizi böyle bir yere yerleşebilecek duruma getirirsen, yalnız şunu söyleyeyim ki, pansiyonculardan kurtulmak için bu fırsattan faydalanmazsak, sen bütün paranı boşuna harcamış olursun, biz de parasızlık sıkıntısına karşı koymak için tek çareyi yitirmiş oluruz.

Devamı…Van Gogh: “Tasasız olmak, günün birinde parasızlıktan kurtulacağını ummak, ham hayal!”

Van Gogh ‘Patates Yiyenler’ Resmi için: “On para etmez!” dediklerini duyacaksın, hazırlan buna


Köylülerin hayatlarını resmetmek ciddî ve önemli bir iştir, ben kendi hesabıma bu konuyu sanat ve hayat üstüne ciddiyetle düşünen insanları düşündürecek biçimde işlemeyi denemek isterim, denemezsem pişmanlık duyarım.

Devamı…Van Gogh ‘Patates Yiyenler’ Resmi için: “On para etmez!” dediklerini duyacaksın, hazırlan buna

Van Gogh Mektupları: “Çoğu insanların gözünde neyim ben? değersizin biri ya da aykırı bir adam”

1848’de yaşasaydık sen bir hükumet askeri, bense bir devrimci, bir asi olarak görürdük kendimizi.

“Güvençle, giriştiğin işin senin için doğru yol olduğu bilinciyle işe koyulacaksın ve çiftçi sapanını nasıl sürer; yahut ta benim küçük desendeki arkadaş tarlasını nasıl tapanlar ve kendisi tapanlarsa, öyle yapacaksın sen de. İnsanın atı yoksa, at görevini kendi görür, bir sürü insan da, öyle yapıyor burda. Gustave Doré’nin öteden beri çok beğendiğim bir sözü var: «Bir öküz gibi sabırlıyım»
Güzel bir söz bu, sapasağlam bir dürüstlüğü dile getiren bir söz, çok şey var bu sözde tam sanatçıya yakışır bir söz.

Devamı…Van Gogh Mektupları: “Çoğu insanların gözünde neyim ben? değersizin biri ya da aykırı bir adam”

Vincent van Gogh’tan kardeşi Theo’ya Mektuplar: “İnsan yalnız oldu mu bir bakıma yoksundur”

Gelecek mektubunda “bir şeyim kalmadı” dersen inanmam, belki daha önemli değişmelerin eşiğindesin, ve kendine gelinceye kadar biraz bitkinlik duyarsan hiç şaşmam.
Öyle anlar vardır ki sanat hayatında, insan hayalinde canlandırdığı ve hiçbir zaman gerçekleşmeyecek ideal hayatın özlemini duyar, hep özler durur yeni baştan.
Bir daha var gücümüzle sanata atılmak ve onun için bir daha kendimize çeki düzen vermek isteğini yitiririz kimi zaman. Fayton beygiri olduğumuzu ve gene aynı faytona koşulacağımızı biliriz. İşte o zaman keyfi yoktur insanın, bir çayırda bir güneşle, bir ırmakla, serbest dolaşan başka atlarla bir arada ve üretmede işini yaparak yaşamayı özler.

Devamı…Vincent van Gogh’tan kardeşi Theo’ya Mektuplar: “İnsan yalnız oldu mu bir bakıma yoksundur”

Van Gogh’tan Kardeşi Theo’ya Mektuplar: “Ne çare ki benden üstün güçlere karşı gelemedim”

19 Mart
Canım mektubunda öyle kardeşçe bir kaygı sezdim ki, artık susmaktan vazgeçip sana yazmak boynumun borcudur. Tam şuurumla, bir deli olarak değil, senin bildiğin kardeşin olarak yazıyorum bu mektubu.
İşin doğrusu şu: buranın bir kısım adamları belediye bir bildiri göndermişler (80 kadar imza varmış), benim serbest yaşamaya hakkı olmayan bir adam olduğumu ya da buna benzer bir şey yazmışlar bildiride. Bunun üzerine polis komiseri ya da merkez komiseri beni yine tımarhaneye atmak emrini verdi.
Durum şu ki kaç gündür deli hücresinde, kilit ve anahtar altında başımda gardiyanlarla kapalıyım, oysa suçlu olduğum ne kanıtlanmıştı ne de tanıtlanabilir.

Devamı…Van Gogh’tan Kardeşi Theo’ya Mektuplar: “Ne çare ki benden üstün güçlere karşı gelemedim”