‘Geri gelmez biçimde mi yok olup gidiyor her şey?’ Suç ve Ceza | Radyo tiyatrosu

Daha dün kendisine nerdeyse hayal gibi gelen, gerçekleşmesine rağmen hala imkansızmış gibi görünen olayı, hoşlansa da, hoşlanmasa da, olup bitmiş, geri alınması elde olmayan bir gerçek olarak kabul etmek zorunda kaldı. Yaralı onurunun kara yılanı bütün gece yüreğine zehrini akıtıp durmuştu. Yataktan kalkıp aynaya baktı. Bir gece içinde sarılığa uğramış olabileceğinden korkuyordu. Ancak bu bakımdan şimdilik içi rahat olabilirdi. Soylu, beyaz ve son zamanlarda hafif tombullaşmış yüzünü seyrettikten sonra, kendisine bir başka yerde, belki de daha iyi bir kız bulabileceğine kesin olarak inanarak rahatladı, ama bu rahatlama çok kısa sürdü, olup bitenleri hatırlayınca başını yana çevirip okkalı bir tükürük savurdu.

Devamı…‘Geri gelmez biçimde mi yok olup gidiyor her şey?’ Suç ve Ceza | Radyo tiyatrosu

Fyodor Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı” Üzerine Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

dostoyevski“Hiç kuşku yok ki, her insanın içinde bir öfke canavarı, acı çeken kurbanın haykırışlarından aşırı zevk duyan bir şehvet canavarı, zincirinden boşalmış bir canavar; hastalıkların, romatizmaların, hasta böbreklerin verdiği acılarla beslenen bir canavar yatar.”  (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler)
Dostoyevski romanlarında olay örgüsünün içinde aktığı mekân, kendi aralarında çatışmalı, gerilimlerle yüklü olan iki düzlemden oluşmaktadır. Bu çatışma halinde olan mekânlardan bir “yeraltı”; öteki ise yeraltına karşıt ve kimi durumlarda ona kaynaklık eden, boşluktan ziyade dolulukla yüklü olan “şölen” alanıdır. Mekânlar arası çatışma, iç içe geçme, birbirine dayanak oluşturma gibi durumlar anlatı boyunca kesintisizdir. Mekânsal yer değiştirmelerin belirleyici etkilerilerini ruhsal dünyalarında taşıyarak kurulan karakterler Dostoyevski’nin ilk romanından son romanına değin kimi özellikleri açısından neredeyse değişmeden kalmışlardır:

Devamı…Fyodor Dostoyevski’nin “Yeraltı Adamı” Üzerine Bir Deneme – Derviş Aydın Akkoç

“Yolunca, yordamınca öldürmek!” | Suç ve Ceza – Radyo tiyatrosu

Başarısızlığa uğradı mı insan, her şey aptalca gelir!
Ben işlediğim bu cinayet aptallığıyla  kendime bağımsızlık kazandırmak, ilk adımımı atmak, gerekli araçları edinmek istemiştim… Sonuçta sağlanacak yarar, bütün bu aptallıkları silip süpürecekti!.. Ama daha ilk adımda tökezledim, çünkü ben bir alçağım! Bütün sorun burada! Ama yine de sizin görüşlerinize katılmıyorum: başarabilseydim, bana da taç giydireceklerdi! Şimdiyse, kapana kaldım!”
“Sen neler söylüyorsun, kardeşim? Bu farklı birşey… Bu, o değil!”
“Demek bu o değil! Biçim olarak, estetik bakımdan, demek istiyorsun herhalde? Anlamıyorum doğrusu kuşatılmış bir halk üzerine, yolunca, yordamınca bombalar yağdırmak biçim bakımından kimseyi rahatsız etmiyor ve saygıdeğer birşey sayılıyor.

Devamı…“Yolunca, yordamınca öldürmek!” | Suç ve Ceza – Radyo tiyatrosu

Bugüne kadar yazılmış en özgün cinayet romanı: ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu

Raskolnikov terden sırsıklam uyandı. Soluk soluğaydı. Yattığı yerden korkuyla doğruldu. Bir ağacın altına oturup derin derin soluyarak: “Tanrıya şükür, yalnızca bir düşmüş! diye söylendi. İyi ama anlamı ne bunun? Sakın bir nöbet başlangıcı olmasın? Tanrım, ne korkunç bir düştü!..” Dövülmüş gibi ezik, yorgun duyumsuyordu kendini. Kafası karmakarışıktı, bir karamsarlık çökmüştü içine. Dirseklerini dizlerine dayayıp başını ellerinin arasına aldı.
“Olacak şey mi bu? diye söyleniyordu bir yandan da. Tanrım! Yapabilir miyim ben böyle bir  şeyi? Baltayla kadının kafasını parçalamak, ılık, yapışkan kanlar içinde yüzerek, kilitler kırmak, hırsızlık etmek, tirtir titremek, elimde balta, kanlara bulanmış olarak gizlenmek… Tanrım! Yapabilir miyim hiç ben böyle bir şeyi?”

Devamı…Bugüne kadar yazılmış en özgün cinayet romanı: ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu

Dostoyevski ve Dekadans Üzerine Monomonlar: Psikopatlar ve İncil – Hüseyin Avni Cinozoğlu

XI. yüzyılın ikinci yarısında Papa VII. Gregoire’nin adından dolayı Gregoryen reformum olarak adlandırılan ve kitlesel etkiye sahip bir “aydınlanma – uyanış” olarak mütalaa olunmuştur. Adı “uyanış – aydınlanma” olmasına rağmen Latin Katolikliğinin bu en sert nihai biçimini savunan reformcular elbette entelektüel ve sanatsal yaşamın dostları değillerdi. Tıpkı Sünni İslam hakkında, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yaptığı tespitte olduğu gibi: Tanpınar bir makalesinde “Osmanlı’da Sünni akide kendini sanata ve edebiyata muhtaç hissetmemiştir” şeklinde betimlediği durum, benzer bir softalığın kudretini de aşikâre etmektedir.

Devamı…Dostoyevski ve Dekadans Üzerine Monomonlar: Psikopatlar ve İncil – Hüseyin Avni Cinozoğlu

Dostoyevski’nin adını dünyaya duyuran romanı ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu

Acaba insanlar en çok neden korkarlar? Atacakları yeni bir adımdan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden herhalde…

Temmuz başlarında çok sıcak bir gün, akşama doğru, genç bir adam “S” sokağındaki bir pansiyonda kiraladığı küçük odasından çıktı ve ağır, kararsız adımlarla “K” köprüsüne yöneldi. Ev sahibiyle merdivenlerde karşılaşmaktan kurtulmayı başarmıştı. Kiraladığı küçük oda, beş katlı yüksek bir evin çatı katındaydı ve odadan çok bir dolabı andırıyordu. Yemek ve öteki hizmetler de içinde olmak üzere kiralamıştı odayı. Ev sahibi kadın bir merdiven aşağıda ayrı bir dairede oturuyordu ve genç adam her sokağa çıkışında, ev sahibi kadının merdivenlere doğru ardına dek açılmış olan mutfak kapısının önünden geçmek zorundaydı. Buradan her geçişinde de genç adam korkuya benzer sayrılı bir duygu içinde kalır, utanç duyar, yüzünü buruştururdu. Ev sahibi kadına epey borcu vardı ve onunla karşılaşmaktan çekmiyordu.

Devamı…Dostoyevski’nin adını dünyaya duyuran romanı ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu

“Yeter ki inanacakları bir şey bulsunlar…” | Suç ve Ceza – Radyo tiyatrosu

Hiç değilse kendinizi uzun boylu aldatmadınız ve,işi çabucak sonuca götürüp, bir çırpıda bitiriverdiniz. Sizi kimlere benzetiyorum biliyor musunuz? Etleri dilim dilim doğranırken, cellatlarına gülümseyerek bakan insanlara!.. Yeter ki inanacakları bir şey, bir Tanrı bulmuş olsunlar, gıkları çıkmaz böylelerinin… Eh, siz de bulun Tanrınızı ve siz de yaşayın! Bir kez, hava değiştirmeye ihtiyacınız var, hem de ta ne zamandır! öte yandan, çile çekmek de iyi bir şeydir. Siz de çekin çilenizi. Çile çekmek isterken Mikolka belki de yerinde bir şey yapıyor. Tanrı’ya inanmadığınızı biliyorum, ama her şeyi kılı kırk yararcasına didiklemekten de vazgeçin!

Devamı…“Yeter ki inanacakları bir şey bulsunlar…” | Suç ve Ceza – Radyo tiyatrosu

“Şimdi ne kadar acı verici her şey” Suç ve Ceza – Dostoyevski | Radyo tiyatrosu

Koridor karanlıktı; bulundukları yerde bir lamba yanıyordu, bir dakika kadar hiçbir şey konuşmadan birbirlerini süzdüler. Razumihin hayatı boyunca unutmadı bu anı. Raskolnikov kor gibi yanan gözlerini Razumihin’e dikmişti, bu bakışlar her saniye sanki biraz daha güçlenerek, Razumihin’in ruhuna, bilincine işliyordu. Razumihin birden ürperdi. Aralarında sanki tuhaf bir geçiş olmuştu… İkisinin de çok iyi anladığı korkunç bir düşünce, bir ima birden ötekine geçmişti. Razumihin ölü gibi sarardı.  Yüzü allak bullak olan Raskolnikov: “Şimdi anladın mı?” dedi. “Hadi, onlara dön!” Ve hızla arkasını dönüp çıktı.

Devamı…“Şimdi ne kadar acı verici her şey” Suç ve Ceza – Dostoyevski | Radyo tiyatrosu

Suç ve Ceza – Dostoyevski: “Her insan yalan söyler!” | Radyo tiyatrosu

“Benim ağrıma giden insanların yalan söylemesi değil bir süre sonra söyledikleri yalanlara  inanmasıdır.”
Bir an unuttum ve bu yüzden de utanıyorum. Ama… ama…  böyle konuştuğum için bana gücenemezsiniz! çünkü içtenliğimden böyle konuşuyorum, yoksa… şeyden değil… Hım!… Zaten çok alçakça olurdu böylesi! Tek kelime ile ben size… Hım!.. Neyse, bunun nedenini söylemeyeceğim, cesaret edemem! Bugün daha Rodya’nın odasına girdiği anda o adamın bizim dünyamızdan biri olmadığını hepimiz anlamıştık. Ama saçlarını berberde maşalattığı, ya da bize ne kadar bilgili olduğunu göstermeye kalkıştığı için değil, hayır, bir casus, bir vurguncu olduğu için! Pozcunun, gösterişçinin, soytarının biri olduğu için! Apaçık görülen şeylerdi bunlar onda. Yoksa siz onu akıllı mı sanıyorsunuz?

Devamı…Suç ve Ceza – Dostoyevski: “Her insan yalan söyler!” | Radyo tiyatrosu

Suç ve Ceza – Dostoyevski: “İlk işiniz, insana benzememektir!” | Radyo tiyatrosu

Ama Raskolnikov’un gitmeye davrandığını görünce, yeniden öfkelendi: “Dur!” diye bağırdı. “Dinle hepiniz birer gevezeden ve farfaracıdan başka bir şey değilsiniz! Küçücük bir acınız olsa, on paralık yumurtası için ortalığı birbirine katan tavuklara dönersiniz! üstelik burada bile başka yazarların düşüncelerini çalarsınız! “Ruhlarınızda bağımsız bir yaşamdan iz bile yok! İspermeçetten yapılmış yaratıklar! Damarlarınızda da kan yerine serum dolaşıyor! Hiçbirinize inanmıyorum! İlk işiniz, ne pahasına olursa olsun insana benzememektir!” Raskolnikov’un yürümeye yeltendiğini görünce, öfkesi bir ‘kat daha artarak: “D-u-u-r!” diye bağırdı. “Dur ve sözlerimi sonuna dek dinle!

Devamı…Suç ve Ceza – Dostoyevski: “İlk işiniz, insana benzememektir!” | Radyo tiyatrosu

Dostoyevski’nin kendi dünyasını kurduğu romanı ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu

İnsan birşeyi elde etmek için çabalar. Onu elde edince de bir kenara atar. Gerçek değerini ise onu kaybedince anlar.
Raskolnikov şapkasını alıp kapıya doğru yürüdü, ama kapıya ulaşamadı.Kendine geldiğinde bir sandalyede oturmakta olduğunu gördü; sağından birisi kendini tutuyor, solunda da yine bir adam elinde sarı bir suyla dolu bir bardakla duruyordu; Nikodim Fomiç de gözlerini üzerine dikmiş, tam karşısında duruyordu. Raskolnikov sandalyesinden kalktı.  “Ne o, yoksa hasta mısınız?” diye sordu Nikodim Fomilç, sesi oldukça sertti.Yerine oturarak yemden kağıtlarıyla uğraşmaya başlayan sekreter: “Senedi imzalarken kalemi güçlükle tutuyordu” dedi.İlya Petroviç de odanın en ucundaki masasından bağırdı. “Çoktan beri mi hastasınız?”
Delikanlı baygınken o da koşup bakmış, ama ayılır ayılmaz hemen masasına geçmişti.

Devamı…Dostoyevski’nin kendi dünyasını kurduğu romanı ‘Suç ve Ceza’ | Radyo tiyatrosu