Krishnamurti: Öldürmek elbette hayattaki en yıkıcı ve yoz eylemdir!

Kendi başınıza doğru olanı algıladığınızda, başkasını öldürmenin sevgi olmadığını öğrendiğinizde, başkalarıyla kurduğunuz ilişkilerde düşmanlığa yer olmaması gerektiğini içinizde hissettiğinizde, o zaman ne kadar akıl yürütürseniz yürütün hakikati yok edemezsiniz. O zaman hiçbir politikacı, hiçbir din adamı, hiçbir ebeveyn kendi güvenliği veya bir fikir için sizi feda edemez.

Devamı…Krishnamurti: Öldürmek elbette hayattaki en yıkıcı ve yoz eylemdir!

“Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler…” Ezeli Bir Şifadır Aldanmak – Cemil Meriç

Cemil MeriçVehimlerin yaprak yaprak döküldüğü her geçen yıl biraz daha kaditleşir ağaç. Çocuk, istikbale taşan bir ümitti, yıllarca yetiştireceğim diye çırpınıp durdun. Ne oldu? Hint’e gömdün rüyalarını. Cehennemde bir gül bahçesi yaratmak istedin. Tanıdığın ve tanımadığın dostlara buyrun diyebileceğin bir gül bahçesi. Ne oldu? Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler. Güneş altında söylenmeyen ne kaldı? Don Kişot için hakikat şövalye romanları idi.

Devamı…“Ne acılar kelimeye aktarılabilir, ne sevinçler…” Ezeli Bir Şifadır Aldanmak – Cemil Meriç

Jiddu Krishnamurtı: Keşfetmek için mi yoksa zihnimizi rahat ettirmek için mi öğreniyoruz?

Jiddu KrishnamurtiÇin’de ister Japonya’da ister İngiltere’de ister Hindistan’da ister Amerika’da yaşayalım hepimiz “Benim ülkem çok önemli” diyoruz ve hiçbirimiz dünyayı bir bütün olarak önemsemiyoruz. Tarih kitapları sürekli tekrarlayan savaşlarla dolu. Eğer kendimizi insan olarak anlamaya başlayabilir-sek, o zaman herhalde birbirimizi öldürmeye bir son verip savaşları durdurabiliriz; ama milliyetçi olduğumuz ve sırf kendi ülkemizi düşündüğümüz sürece feci bir dünya yaratmaya devam ederiz. Burasının hepimizin birlikte huzur ve mutluluk içinde yaşayabileceği ortak dünyamız olduğunu kavrarsak yeni bir dünya kurabiliriz; ama eğer kendimizi Hintli, Alman veya Rus olarak görüp başka herkese yabancı gözüyle bakarsak, o zaman asla huzur ve barış olmayacağı gibi yeni bir dünya da kuramayız.

Devamı…Jiddu Krishnamurtı: Keşfetmek için mi yoksa zihnimizi rahat ettirmek için mi öğreniyoruz?

Afyon Olarak Hakikat: Akılcılık ve Akılcılaştırma – Immanuel Wallerstein

Tarihsel kapitalizmin, özlemlerinde Prometeusçu olduğunu biliyoruz. Bilimsel ve teknolojik değişme insanın tarihsel etkinliğinde bir değişmez değer olduysa da, her zaman var olan Pro meteus’un, David Landes’in deyişiyle “bağlarından kurtulması” ancak tarihsel kapitalizmde olmuştur. Tarihsel kapitalizmin bu bilimsel kültürüne ilişkin bugünkü temel kolektif imgemiz, bu kültürün “geleneksel” ve bilimdışı kültür güçlerinden gelen zorlu direnişe karşı soylu şövalyeler tarafından ortaya konduğudur. Şövalye, on yedinci yüzyılda Kilise’ye karşı Galileo, yirminci yüzyılda mollalara karşı “modernleştirici”dir. Her seferinde, “boş inançlar”a karşı “akılcılık” ve “zihinsel zulme” karşı “özgürlük” dendi. Bunların siyasal ekonomi alanında burjuva girişimcinin aristokrat toprak sahibine karşı isyanıyla paralel (hatta özdeş) olduğu varsayıldı. Bu temel imgenin, dünya düzeyinde kültürel mücadele imgesinin, gizlenmiş bir öncülü, zamansallığa ilişkin bir öncülü vardır. “Modernlik” zamansal olarak yeni sayılırken, “gelenek” zamansal olarak eski ve modernlikten öncedir; hatta bu imgelerin bazı güçlü çeşitlemelerinde gelenek tarih dışı ve dolayısıyla ölümsüzdür. Bu öncül tarihsel olarak yanlış ve bu nedenle temelli bir biçimde yanıltıcıdır.

Devamı…Afyon Olarak Hakikat: Akılcılık ve Akılcılaştırma – Immanuel Wallerstein