Dostoyevski: Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir

dostoyevski“Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: ‘Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?’ Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.” Budala

Devamı…Dostoyevski: Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir

Dostoyevski: “Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.”

dostoyevskiŞatov evde değildi; iki saat kadar sonra yeniden yokladım, yine yoktu. Sonunda saat sekize doğru bir kez daha gittim; bulursam ne âlâ, bulamazsam not bırakırım diye düşünüyordum; yine yoktu. Tek başına yaşadığı için (hizmetçisi falan yoktu), kapısı kilitliydi. Aşağı inip Yüzbaşı Lebyadkin’e sormayı düşündüm, ama burada da bütün kapılar kilitliydi, hiçbir yerden ne ses, ne ışık geliyordu; ev boştu sanki. Bugün anlatılanların etkisiyle merak ve heyecan içindeydim Lebyadkin’in kapısının önünden geçerken. Sonunda yarın yeniden uğramaya karar verdim. Doğrusu not bırakmayı pek güvenilir bulmuyordum: Utangaç ve inatçı bir tip olduğu için Şatov notu ciddiye almayabilirdi.

Devamı…Dostoyevski: “Yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.”

“İleride bu kitaptan benim başyapıtım olarak bahsedecekler” Öteki Ben – Dostoyevski

Dostoyevski“Olmasından korktuğu ve olacağı önseziyle anladığı şeylerin hepsi gözünün önünde bir bir gerçekleşiyordu. Esrarlı adam da Yakov Petroviç gibi paltosunu, şapkasını çıkarmadan karyolanın kenarına oturmuş, gözlerini kısarak hafifçe gülümsüyor, Goladkin’e dostça başını sallıyordu. Goladkin bağırmak istedi sesi çıkmadı. Bir şeyler yapmak, karşı gelmek gereğini anlıyor ama yapamıyordu. Saçlarının başında dikleştiğini hissetti ve olduğu yerde kendini kaybetti. Yol arkadaşını tanımıştı: Bu adam kendisi, yani Yakov Petroviç Goladkin’den başkası değildi! Başka bir Goladkin olduğu halde tıpkı onun gibiydi, kısacası, her bakımdan onun eşiydi…”

Devamı…“İleride bu kitaptan benim başyapıtım olarak bahsedecekler” Öteki Ben – Dostoyevski

Dostoyevski: Hayat bazen ölümden daha acı verici, değil mi Makar Alekseyeviç? (İnsancıklar)

Evdeki herkesi yatağının başucuna topladım, ona su verdim. Onunsa tek yaptığı başını hüzünlü hüzünlü sallamaktı. Sonunda ne istediğini anladım. Perdeleri açmamı istiyordu. Son bir kez aydınlığı, dünyayı ve güneşi görmek arzusundaydı. Perdeyi bir kenara sıkıştırdım ama yeni başlayan gün, tıpkı ölmekte olan zavallının solan hayatı gibi hüzünlü ve kasvetliydi. Güneş yoktu. Bulutlar sisler içinde bir kefen gibi gökyüzüne yayılmıştı. Hava yağmurlu, kasvetli ve karanlıktı. Çiseleyen yağmur pencereye vuruyor, soğuk ve pis suyuyla pencereyi yıkıyordu. Solgun gün ışığı odaya sızmayı başarmış, ikonun önünde yanmakta olan mumun titrek ışığıyla rekabet bile edemiyordu. Ölmek üzere olan adam bana hüzünle bakıp başını salladı. 

Devamı…Dostoyevski: Hayat bazen ölümden daha acı verici, değil mi Makar Alekseyeviç? (İnsancıklar)

Dostoyevski: “Çok şeyi bağışlamaya hazırdır burjuva, ama hırsızlığı dünyada bağışlamaz”

Kış NotlarıYaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları
Dostoyevski, 1862 Haziran’ında Petersburg’tan ayrılarak ilk Batı Avrupa seyahatine çıktı. Görünürde Batılı hekimlerin ‘sara’sı hakkındaki görüşlerini öğrenmek için çıkmıştı seyahate. Ama başka bir amacı daha vardı: Rusya’yı yoldan çıkardığına inandığı Batılı ‘fikirlerin’ kaynağını yerinde görmek. Seyahati boyunca pek çok önemli şehri gezdi Dostoyevski: Berlin, Paris, Londra, Floransa, Milano ve Viyana. Bu seyahatten dönüşte kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları da, ilk olarak 1863 Şubat’ında, kendi çıkardığı Vremya (Zaman) dergisinde yayımlandı. Dostoyevski’nin ilk Avrupa yolculuğunun hikâyesi olan bu kitap, büyük yazarın romanlarının da vazgeçilmez konusu olan, Batı’yla aşk ve nefret ilişkisini bütün çıplaklığı ve saflığıyla ortaya koyuyor.

Devamı…Dostoyevski: “Çok şeyi bağışlamaya hazırdır burjuva, ama hırsızlığı dünyada bağışlamaz”

Dostoyevski: “Bazı suçlar kabaca birbirinden farksız görünürse de gerçekte aralarında derin farklar var”

dostoyevskiZindan, hapishane olsun sürgün olsun, hepsinde geçirilen ilk gün, daima insana çok zor gelir, ilk zamanda zihnimi fazla kurcalıyan bir düşünce vardı. Bu düşünce, hapishane de kaldığım sürece bir türlü aklımdan çıkmadı. Bu, gerçekte birbirinden pek farklı olan bazı benzer suçların aynı şekilde cezalandırılması idi. Bazı suçlar kabaca birbirinden farksız görünürse de gerçekle aralarında derin farklar vardır. Halbuki, meselâ, iki kişi birer adam öldürüyor. Suçlar inceleniyor. Her ikisine aşağı yukarı, aynı ceza biçiliyor. İşin doğrusu aranırsa, suçlar birbirinden ne kadar da farklıdır…
Mesela birinin suçu üzerinde bir şey bulurum ümidiyle birini bıçaklaması, diğerinin ise kardeşinin veya kızının namusunu korurken katil olması…

Devamı…Dostoyevski: “Bazı suçlar kabaca birbirinden farksız görünürse de gerçekte aralarında derin farklar var”

Dostoyevski: “Senin kıymet verdiğin bir şeyin, başkasının gözünde hiçbir değeri olmayabilir”

dostoyevskiI
Daha fazla sabredemeyerek hayat yolunda attığım ilk adımların tarihçesini yazmak için oturdum, ama bunu yapmasam da olurdu. Pek iyi bildiğim bir şey vardı : yüz yaşıma kadar yaşasam, hal tercümemi yazmaya bir daha oturmam. Hiç sıkılmadan insanın kendisi üzerinde yazı yazması için kendisine utanmadan âşık olması gerektir. Kendimi affedebileceğim bir nokta varsa o da, herkes gibi, yani okuyucunun takdirini kazanmak için yazmayıp, büsbütün başka bir gaye ile yazmarıdır. Geçen yıl başımdan geçenleri böyle birdenbire, harfi harfine yazmaya oturmuştum, ama olan bitenler beni öyle şaşırttı ki! Bunu sırf içimden gelen bir isteğin tesiri altında, ancak şimdi yapıyorum, îşle ilgisi olmayan şeylerden, en çok da edebiyat güzelliklerinden, var kuvvetimle kaçınarak sadece olayları yazıyorum; bir edebiyatçı tam otuz yıl habire yazar durur da en sonunda niçin bu kadar yıl yazı yazdığını kendisi de anlıyamaz. 

Devamı…Dostoyevski: “Senin kıymet verdiğin bir şeyin, başkasının gözünde hiçbir değeri olmayabilir”

Fyodor Dostoyevski: “Olaylar olmadan duygular anlatılmaz”

Versilov, annemi Makar îvanoviç’ten satın aldıktan sonra köyden gitmiş, o zamandan beri de gittiği her yerde kendisiyle beraber sürüklemeye başlamış; tabiî uzun zaman için ayrıldığı haller müstesna; o zaman onu bu gibi hallerde kim bilir nereden çıkagelen teyzenin, yani Tatyana Pavlovna Prutkova’nın himayesine bırakırmış. Böylece Moskova’da, başka köylerde, kentlerde, hattâ yabancı illerde de yaşamışlar, en sonunda Petersburg’a gelmişler. Bütün bu olaylardan daha sonra konuşuruz, yahut konuşmaya da değmez. Yalnız şunu söyleyeyim ki annem Makar îvanoviç’ten ayrıldıktan bir yıl sonra ben dünyaya gelmişim, daha bir yıl geçince kız kardeşim, ondan sonra da onbir yıl geçince hastalıklı bir çocuk olan küçük erkek kardeşim dünyaya gelmiş, birkaç aylıkken de ölmüş. Bu çocuğu acılar içinde doğurduktan sonra annemin güzelliği de gitmiş, hiç değilse bana böyle söylemişlerdi: pek çabuk ihtiyarlamaya, solmaya başlamış.

Devamı…Fyodor Dostoyevski: “Olaylar olmadan duygular anlatılmaz”