DOSTOYEVSKİ: HERKESİN BENİ BUDALA OLARAK GÖRDÜĞÜNÜN FARKINDAYSAM NASIL BİR BUDALA OLABİLİRİM?

0
270

HEMEN SEVEBİLECEĞİNİZ İNSANLARLA PEK SIK KARŞILAŞAMAZSINIZ

Herkes nedense bir budala olduğumu düşünüyor. Evet, bir zamanlar çok hastaydım, bir budaladan farksızdım. Peki ama, şimdi, herkesin beni budala olarak gördüğünün farkındaysam nasıl bir budala olabilirim? Bir yere girerken hep şöyle düşünüyorum: “İçeride bir budala olduğumu sanacaklar, ama akıllıyım ben, bunu anlayamayacaklar…” Sık sık böyle düşündüğüm oluyor.

Berlin’deyken çocuklardan küçük birkaç mektup aldım köyden. Hemen arkamdan yazmışlardı bu mektupları. O anda anladım onları ne çok sevdiğimi… Alınan ilk mektup her zaman sarsar insanı! Beni yolcu ederlerken de ne üzgündüler! Bir ay öncesinden başlamışlardı  “Leon gidiyor, Leon ebediyyen gidiyor!” demeye. Önceleri olduğu gibi her akşam çağlayanda toplanıyor, hep nasıl ayrılacağımızı konuşuyorduk. Kimi zaman, yine önceleri olduğu gibi neşelendiğimiz oluyordu. Ancak gece dağılırken, daha önce hiç olmadığı kadar sıkıca, heyecanla sarılıyorduk birbirimize. Bazıları sırf yanımızda kimse olmadan bana sarılmak, beni öpmek için ötekilerden gizli, tek başlarına geliyorlardı.

Yola çıkacağım gün hepsi birlikte tren istasyonuna götürdü beni. Tren istasyonu bizim köye yaklaşık bir versta uzaktaydı. Ağlamamak için zor tutuyorlardı kendilerini. Ama çoğu, özellikle kızlar tutamıyorlardı kendilerini, hüngür hüngür ağlıyorlardı. Geç kalmamak için acele ediyorduk. Oysa bazı çocuklar yolun ortasında birden üzerime atılıp incecik kollarını boynuma doluyor, yüzümü gözümü öpüyor, sırf bunun için hepimizi durduruyorlardı. Acele ediyorduysak da, durup onların benimle vedalaşmasını beklemek zorunda kalıyorduk. Trene bindim, tren hareket edince hep bir ağızdan “Hurra!” diye bağırmaya başladılar ve gözden kayboluncaya kadar da oldukları yerden kıpırdamadılar, trenin arkasından baktılar. Ben de onlara bakıyordum…

İnanın, demin yanınıza girip de sizlerin sevimli yüzlerinize bakınca (artık insanların yüzüne çok dikkat ediyorum), ilk sözcüklerinizi duyunca o günden bu yana ilk kez yüreğimde bir hafiflik, sıcaklık hissettim. Buraya geldim geleli mutlu insanlardan olduğumu düşünüyorum: Hemen sevebileceğiniz insanlarla pek sık karşılaşamazsınız. Oysa ben trenden iner inmez karşılaştım sizlerle. İnsanın her önüne gelene duygularından söz etmesinin utanılacak bir şey olduğunu bilmez değilim, ama bakın, ben duygularımdan söz ediyorum size ve hiç de utanmıyorum. İnsanlara yakın olamayan biriyim ben, belki uzun süre de bir daha uğramayacağım size. Ama bu sözümü kötüye yormayın lütfen. Size değer vermediğim için söylemedim bunu, herhangi bir nedenle size gücendiğimi de düşünmeyin. Demin yüzleriniz konusunda düşüncemi, yüzlerinizde neler fark ettiğimi sordunuz. Büyük bir zevkle anlatacağım size bunu. Sizin, Adelaida İvanovna, mutluluk okunan bir yüzünüz var, üçünüzün içinde en sempatik yüz sizinki. Ayrıca çok da güzelsiniz. Size bakarken şöyle geçiriyor içinden insan: “İyi yürekli bir kız kardeş yüzü var onda!” İnsanlara karşı sade ve neşelisiniz, öte yandan karşınızdakinin yüreğini de okuyabiliyorsunuz. Yüzünüzü böyle görüyorum işte. Aleksandra İvanovna, sizin yüzünüz de harika, çok sevimli, ama sanırım gizli bir hüznünüz var sizin; hiç kuşku yok ki yüreğiniz çok iyi, çok temiz, ama neşeli değilsiniz. Yüzünüzde Holbein’in Dresden’deki Madonna’sının yüzündekini andıran bir gölge var. Yüzünüzle ilgili yalnızca bunu söyleyebilirim. Nasıl, doğru mu anlamışım? Sanırım siz de benim gibi düşünüyorsunuz…

Sizin yüzünüze gelince Lizaveta Prokofyevna (birden kızların annesine dönmüştü), yüzünüzle ilgili, yalnızca “şöyle düşüyorum” demeyeceğim, “kesinlikle eminim” diyeceğim, bu yaşınıza karşın tam bir çocuksunuz siz Lizaveta Prokofyevna. Hem her bakımdan iyi ve her bakımdan kötü… Ama böyle söylediğim için gücenmeyin bana. Öyle ya, benim kimleri çocuk saydığımı biliyorsunuz. Yüzlerinizle ilgili bütün bunları şu anda saflığımdan açık açık söylediğimi düşünmeyin. Yo, hayır, hiç de öyle değil! Belki benim de bir düşündüğüm vardır…

Budala
Fyodor Mihailovic Dostoyevski

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz