Yabancılaşma: Karl Marx’ın Burjuva İdeolojisi Eleştirisi – Bertell Ollman

İç içe geçmiş ve birbirini destekleyen çarpıtmalardan oluşan zorlu bir sistem olarak burjuva ideolojisi, ancak hayatın devam etmesine izin vermeye yetecek ve aslında kimi sektörlerde gerçekten ilerlemeye yol açacak kadar gerçek dünyayla temas halinde olan açıklamalar sunar.

Devamı…Yabancılaşma: Karl Marx’ın Burjuva İdeolojisi Eleştirisi – Bertell Ollman

Berna Moran’ın, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eleştirisi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını, davranışlarını, saçmalıklarını alaya alan, eleştirel bir romandır. Yapıt, çocukluğu Abdülhamit döneminde geçen Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde de yaşayan Hayri İrdal’ın anıları…

Devamı…Berna Moran’ın, Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eleştirisi

“Ortalama insan için sanat, güzelin ortaya çıkmasıdır” Leo Tolstoy’da Aktarım – Berna Moran

Lev Tolstoy“İnsanı bedenen ameliyat etmek için bayıltmak, ruhen ameliyat etmek içinse ayıltmak gerekir”

Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı “Tanrının Egemenliği İçinizdedir” kitabıyla yeni bir Hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden oldu. Marksizm’den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı.Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışarak eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edindi. Ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdi.Bir küskünlük sonucunda kış ortasında evini terk edip hasta düştükten sonra, Astapovo’da tren istasyonunda zatürre’den öldü. 

Devamı…“Ortalama insan için sanat, güzelin ortaya çıkmasıdır” Leo Tolstoy’da Aktarım – Berna Moran

Berna Moran: Eski bir eserin anlaşılması yazıldığı zamanın bilinmesine bağlıdır

Şu ilkeden hareket eder tarihsel eleştiri: Okurun geçmiş yüzyıllarda yazılmış bir eseri anlayabilmesi, tadına varabilmesi ve değerlendirebilmesi için eserin yazıldığı çağdaki koşullar, inançlar, dünya görüşü, sanat anlayışı ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bundan ötürü eseri tam anlamıyla kavrayabilmek, ona doğru bir açıdan bakabilmek için okurun o çağa dönebilmesi, yazarın amaçlarını anlayabilmesi ve o çağın okurunun gözleriyle bakabilmesi lâzımdır esere. Bu imkânı sağlamak en çok edebiyat tarihçi­lerine ve araştırmacılara düşer.
Eseri aslında olduğu gibi görebilmek, çerçevesi içine oturtabilmek için bazı incelemelerde bulunmak ve esere ilişkin bilgiler sağlamak şarttır. Tarihsel eleştiri bu amaçla en çok şu gibi noktaları aydınlatmaya çalışır.

Devamı…Berna Moran: Eski bir eserin anlaşılması yazıldığı zamanın bilinmesine bağlıdır

“Küçümsemek için, küçük olmanız gerekir” İnsanları İncitmeden Eleştirebilmenin Yolu – Les Giblin

Les GiblinBir başkasına, “Bunu senin iyiliğin için söylüyorum” dediğimiz durumların yaklaşık yüzde 95 inde, aslında durum hiç de söylendiği gibi değildir. Gerçekte karşımızdakinin bir hatasına işaret etmekle ondan kendi egomuza destek olmasını isteriz.
İnsan ilişkilerinde en çok rastlanan hatalardan biri, (bazen bilinçsizce) başkasının özüne saygısını azaltarak kendi öze saygımızı artırmaya çalışma yoludur. Kronik olarak hata bulmak, diğerini küçümsemek, azarlamak, diğerinin arkasından konuşmak; bunların tümü, düşük özüne saygı belirtileri veya semptomlarıdır.
John D. Murphy’nin, Your Life (Yaşamınız) dergisindeki bir makalede de belirttiği gibi, “Küçümsemek için, küçük olmanız gerekir”.

Devamı…“Küçümsemek için, küçük olmanız gerekir” İnsanları İncitmeden Eleştirebilmenin Yolu – Les Giblin

İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Yeni Sinema

  1. İç ve Dış…
    “Hristiyanlık, İslam ve Yahudilik hiçbir zaman muhalifler tarafından savaşlar, mücadeleler ve kargaşalarda zayıf düşürülmüş veya tahrif edilmiş değildir. Bilakis Mesih’in dediği gibi Yahudiliği Yahudi âlimleri bozmuştur. Aynı şeklide Hristiyanlığı saptıranın Papacılık, İslam’ı saptıranın ise bizler olduğunu görüyoruz.”
    (Ali Şeriati, Sanat, s. 19, Fecr Yayınları)

Türkiye’de en çok yanılgının olduğu hakikatlerden birisi bu: bizi bozdular, düşmanlar, şunlar bunlar, esas olarak Ali Şeriati şunu söylüyor, tam aksine “düşman, düşmanı diriltir”. Mesela somut bir örnek vereyim, Küba’yı düşünün, yanı başındaki ABD’nin çok uzun on yıllara dayanan ablukası dâhil olmak üzere, Küba’yı ideolojik olarak hep diri tuttu. Kübalılar için bir harç işlevi gördü.

Devamı…İktidar, Sinema, Sanatçı, Özgürlük ve Eleştiri: Memleketin Tuhaf Halleri Üzerine – Zahit Atam

Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

Okuyan kitabında ücretler konusunu irdelediği bir bölümde Sovyetler’in ilk 13 senesinde süren- eşit ücret uygulamasına sempatiyle baktığını da belli etmektedir. Stalin’in biz örneklersek, bir çöpçü ile bir hekim nasıl olurda aynı ücreti alır türü çıkışlarına hoşnutsuzlukla bakmaktadır. Bu türden bir eşitsizliğe özel bir uğrağın gereksinimi olarak bakmakta ve 1930 dan savaş sonrasına kadar kalifiye emeğin bu gözetilişine, savaşın bitiminin ardından bir çekidüzen verilmesine sevinmektedir. Kalifiye emeğin nasıl ücretlendirileceği bizi burada pek ilgilendirmemekle birlikte, Marks tarafından çok önceden önerilen herkese emeğine göre ilkesinin yeterince yol gösterici olduğu söylenmelidir. Sovyetler eşit ücret ilkesi gibi bir saçmalığı uyguladığı için ilk yıllarında mutlaka çok zarar görmüş ve zaman kaybetmiş olsa gerektir. Kalifiye emek vasıfsız emeğe göre daha çok emektir. Aynı zaman süresi içinde daha çok değer üreten emektir. Eşit olmayan emek eşit ücretlendirilirse bu bir tür sömürü demektir. Böyle bir sömürünün topluma vereceği zarar bireyde yaratacağı tatminsizliğin çok ötesindedir ve kapitalizmin toplumsal gelişmeye çektiği setten daha zararlı birşeydir.

Devamı…Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy