“Siyasal İslamcıların da, darbecilerin de toplum projesi yok” Darbe Mekaniği – Josef Kılçıksız

Marc BourlierSon darbe girişimi bana ”hain” profili hakkında ipuçları sunuyor. Kalkışma bana hainin, ortaya çıkaran etkiler olmadığı için ne başkasına ne de kendine açılan, hatta işinde gücünde bir yurtsever (!) olabileceğini göstermiştir.
Barış zamanında, üzerinde durulmaya değmeyen bu toplum döküntüleri, ancak bunalımlı dönemlerde büyük bir önem kazanıyor.
Başarısız darbe girişiminden sonra herkes hasar tespiti yaparken ” sen kalkmış neler yazıyorsun, demokrasi elden gidiyor, gölge etme yeter, bi sus olum ya”, der gibi, azarlandığımı hissediyorum. Ama huyum kurusun, susamıyorum işte.

Devamı…“Siyasal İslamcıların da, darbecilerin de toplum projesi yok” Darbe Mekaniği – Josef Kılçıksız

Ahmet Nesin: Bu Halk Darbe Sever 12 Eylül anayasasına hayır diyenlerin oy oranı % 8

Ahmet Nesin2 gündür Türkiye’de yaşadıklarımızı başka bir Avrupa ülkesinde yaşansa aydınlar nasıl yorum yaparlardı merak ediyorum. Ancak önce şunu bilmemiz gerekiyor, 2 gündür yaşadıklarımızı bir Avrupa ülkesi halkı yaşar mıydı, yaşamaz mıydı?
Önceki gün 12 Eylül darbecisi Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya mahkeme edildiler ve darbeden mahkum oldular. Apoletleri de söküldü, erliğe teri ettirildiler ama maaşlarını genelkurmay ve hava kuvvetleri komutanları yada cumhurbaşkanı ve yardımcısı olarak alacaklar. Bu karara demokrat halkımız çok sevindi. Bunu normal karşılamak gerek, darbeciler ceza almalı.
1 gün sonra başka bir darbe olayı oldu, darbecilikten mahkum olan komutanların mahkumiyet kararını anayasa mahkemesi bozdu ve doğal olarak yeniden yargılanacakları için mahkeme hepsini serbest bıraktı ve halkımız yine sevinç çığlıkları attı.

Devamı…Ahmet Nesin: Bu Halk Darbe Sever 12 Eylül anayasasına hayır diyenlerin oy oranı % 8

Adı Aydınlık… Fakat Türkiye solunun tarihinde hep karanlık rollerin yuvası oldu…

oran-evren
Görüş ayrılığına düşerek örgütten ayrılan İbrahim Kaypakkaya‘yı öldürtmek için Doğu Perinçek-Halil Berktay ikilisi üzerine tetikçi gönderdi. “İdeolojik görüş” söylemiyle uzun süre ÇKP piyonluğu yaptı. Sol hareket içinde çatlakları fırsat bilerek başkalarının içini karıştırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Sınıf işbirliği dayanan “Üç Dünya Teorisi”ni savunurken ABD’ye bile hayırhah bir gözle bakıp Türk Ordusu‘nun bütün gücünü Sovyet sınırına yığması çığırtkanlığını yaptı. 12 Eylül öncesinde adı Aydınlık olan derginin sayfalarında ihbarcılığa soyundu. Komünistlerin ve devrimcilerin eylemlerini deşifre edip adreslerini yayınladı…

Devamı…Adı Aydınlık… Fakat Türkiye solunun tarihinde hep karanlık rollerin yuvası oldu…

Mısır ve devrim/darbe tartışmasına dair – Fikret Başkaya

Fikret-Başkaya“Bireyler ancak bir başka sınıfa karşı
ortak mücadele yürüttüklerinde bir
sınıf oluştururlar, bunun dışında bir
rekabet ortamında düşmanca karşı karşıya gelirler.”
Karl Marx

Ortaya çıkan bu durumu nasıl okumak gerekiyor? Türkiye’de AKP ve çevresi, onların rüzgarına kapılan liberaller ve bazı “sol çevreler” gibi, “seçimle gelen seçimle gitmelidir, bu bir darbedir” diyenler korosuna mı katılmalı, yoksa, her ne kadar ordu müdahale etmiş olsa bile bu devasa halk kalkışmasını bu kadar kolay mahkûm edenlere mesafeli durup, darbe söyleminin karşısına mı dikilmeli.

Devamı…Mısır ve devrim/darbe tartışmasına dair – Fikret Başkaya

Libre-el-al’ler Barışı ve Erdoğan’ı anlayamadı… – Ahmet Nesin

Ahmet Nesin
Her ülkenin liberali de değişik oluyor, geri kalmış ülkenin liberali de geri kalmışlığın bütün unsurlarını içinde taşıyor. Öyle olunca da ben onlara Libre-el-al grubu diyorum. Türkiye’deki Libre-el-al grubunun çoğu solcu olduğunu söylüyor, hatta hâlâ sosyalist ve devrimci olduğunu iddia edenler bile var. “Hâlâ” dediğime bakmayın, ben çoğunun eskiden de sosyalistliğine inanmazdım, zaten Turgut Özal dönemiyle birlikte renklerini iyice ortaya koydular.

Devamı…Libre-el-al’ler Barışı ve Erdoğan’ı anlayamadı… – Ahmet Nesin

Oya Baydar: Çöplüğün Generali romanımdaki ‘Oğlunu Arayan Köpekli Ana’ydı Berfo Ana

Berfo AnaÖnceki günkü haberdi: “104 yaşındaki Berfo Ana oğlunun mezarını bulamadan öldü.” Onu 12 Eylül davası başlarken mahkeme kapısında görüp tanımıştık; oğlunu, daha doğrusu oğlunun mezarını arıyordu, “Bulmadan ölmeyeceğim”, diyordu. Ölüm haberini televizyondan aldığımda, içime yayılan acıyla karışık garip bir duyguyla ürperdim; çünkü onun hikâyesini tam dört yıl önce, Berfo Ana’yı hiç tanımadan ama yüzlerce Berfo Ana’nın varlığını -bilmekten çok sezerek- yazmıştım. Çöplüğün Generali romanımdaki Oğlunu Arayan Köpekli Ana’ydı o.  Paylaşmak istedim.

Devamı…Oya Baydar: Çöplüğün Generali romanımdaki ‘Oğlunu Arayan Köpekli Ana’ydı Berfo Ana

Devlet, darbe ve milliyetçi muhafazakarlık | Siyasal İslam’ın gücü nereden geliyor? – Şaban İba

1960’lı yıllardan itibaren devletin komünizme karşı İslami ideolojiyi ve cemaatleri kullanmaya başlaması, siyasal İslam’ın kendi rotasında gelişmesini sağladı. 1969’larda partileşerek politik arenada boy göstermesinden sonraki süreçte ve özellikle 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemlerinde hızla güçlendi. Sosyalistlere ve Kürtlere karşı geliştirilen Türk-İslam Sentezi’nin resmi ideoloji haline gelmesiyle de iktidar yürüyüşünü başlattı.
Bu süreçte İmam Hatip Okulları ve Kuran Kursları yaygınlaştırılarak yetiştirilen onbinlerce eğitimli kadro ile İslami ideoloji ve tarikatlar toplum hayatında etkili olmaya başladı. 1970’li yıllarda Türkiye’nin bazı bölgelerinde gelişen yeni siyasal İslami hareketler ve yeni “İslami hayat” tarzı, 80’li ve 90’lı yıllar boyunca ülke çapında yaygınlık kazandı. Doğum kontrolüne karşı çıkılarak daha fazla çocuk yapma teşvik edilerek ve doğan her çocuk İslami kurallara göre eğitilerek, giderek artan oranda İslami bir kuşak yaratıldı.

Devamı…Devlet, darbe ve milliyetçi muhafazakarlık | Siyasal İslam’ın gücü nereden geliyor? – Şaban İba

Ahmet Nesin: Daha Ciddi Yanıt Beklerdim Ataol Behramoğlu!..

Şubat 29’da Ataol Behramoğlu’nun CNN TV’de Cüneyt Özdemir’le yaptığı bir söyleşisini eleştirdim. [Yazıya git] Behramoğlu 3 Mart günü Cumhuriyet Gazetesi’nde bu eleştirime yanıt vermiş. Daha doğrusu yanıt vermemiş, kendisi gibi düşünmeyen herkese vermiş veriştirmiş, yazısının başlığı da “Alçaklığın Dereceleri” Türkiye’de kimse eleştiriyi kabul etmiyor, doğal olarak da özeleştiri mekanizması hiç mi hiç çalışmıyor. Yazıya Behramoğlu’nun yazısının son bölümünden başlayacağım, Behramoğlu yazısında “Bu arada en çok üzüldüğüm saldırılardan biri de, hiç beklemediğim birinden, Aziz Nesin’in oğlu, Ahmet Aziz Nesin’den geldi.  Babasının saygın adını da kendi adının yanına iliştiren Ahmet, belli ki o babaya yaraşır biri değil.” demiş.

Devamı…Ahmet Nesin: Daha Ciddi Yanıt Beklerdim Ataol Behramoğlu!..

Ahmet Nesin: Ataol Behramoğlu, darbe seviyordun da 12 Eylül sonrası neden Paris’e gittin?

28 ŞUBAT DARBESİYLE DÖNEMİN HÜKÜMETİ DE YARGILANMALI…

Dün bir arkadaşım twitter’da çok güzel bişey yazmış, “Keşke bu darbe 29 Şubat’ta yapılsaydı da 4 yılda bir konuşsaydık!..” diyor. Oysa 29 Şubat’ta yapılsaydı belki daha çok konuşurduk.
Neden konuştuğumuzu düşündüm bütün gece, neden bu kadar konuşuyoruz derken konuşmayalım anlamında söylemiyorum, nasıl konuşuyoruz anlamında söylüyorum. Kimi konulara çok katı baktığımı yazılarımı devamlı takip edenler bilir. Bu tartışmalarda bilhassa TV programlarına çıkıp ta askeri darbeleri savunanları ben moderatör olsam anında programdan gönderirim.

Devamı…Ahmet Nesin: Ataol Behramoğlu, darbe seviyordun da 12 Eylül sonrası neden Paris’e gittin?

Aysel Tuğluk: Ne Türkiye Sri Lanka ne de Kürt hareketi adanın kuzeyine sıkışmış yerel bir örgüt

12 Eylül 1980 darbesiyle beslenen Türk-İslam sentezi, Erbakan hükümetinin düşürülmesiyle ikinci bir adaptasyondan geçirildi. Özellikle geleneksel İslami alışkanlıkların ağırlıkta olduğu milli görüş hattının yerine daha geniş bir tabana oturabilen, “değiştik” mottosuyla devlet elitlerinin taleplerine duyarlı, neoliberal orta sınıfları kapsayan ve enformasyon çağının kimi özellikleriyle, lümpen sokak kültürünün karması olan AKP ikame edildi. Demirel’in “28 Şubat bin yıl sürer” lafıyla bugünlerde alay ediliyor. AKP’nin 28 Şubat’ın en semereli ürünü olduğu unutuluyor. AKP kurucularının ve özellikle Gülen hareketinin 28 Şubat karşısındaki tutumlarını kimse hatırlamak istemiyor. Hasdal ve Silivri’ye tıkılan generallerden söz ediliyor ancak onları engelleyenlerle AKP ilişkilerinden kimse söz etmiyor.

Devamı…Aysel Tuğluk: Ne Türkiye Sri Lanka ne de Kürt hareketi adanın kuzeyine sıkışmış yerel bir örgüt

Ahmet Nesin: Nazlı Ilıcak Köşesinin Adını “Ben Sordum Soruşturdum” Köşesi Yapsın

Size bişey söyleyeyim mi Nazlı Ilıcak, siz Demirel’i desteklerken, o benim dün andığım Deniz Gezmişlerin idam edilmesi için elini kaldırıyordu. Eski kocanız Kemal Ilıcak 1. Ordu Komutanı Necdet Üruğ’un direkt telefonunu açabiliyorken, babam Sıkıyönetim Askeri Savcısı, Süleyman Takkeci’ye ifade veriyordu, arkadaşlarım işkence görüyordu, DİSK Genel Başkanı Abdullah Baştürk hapisteydi, İstanbul Baro Başkanı Orhan Apaydın içerde kansere yakalanıyordu, Erdal Eren yaşı büyütülerek idam ediliyordu, birileri 5. kattan atılıyor, Kürtlere bok yediriliyordu.

Devamı…Ahmet Nesin: Nazlı Ilıcak Köşesinin Adını “Ben Sordum Soruşturdum” Köşesi Yapsın

Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Çağdaş Gazeteciler Derneğince düzenlenen (ÇGD) ”2010 Yılının Başarılı Gazetecileri” yarışmasında ‘Özel Onur Ödülü’ne layık görülen yazar Yaşar Kemal, gönderdiği mektubunda gazetecilere yönelik baskılara dikkat çekerek medyaya da eleştiriler yöneltti: “Bizde basından gereğinden fazla korkuluyor. Basın da kendisinden korkuyor. O da kendi kendini eleştiremiyor.” Türk medyasına gazetecilik ilkelerini hatırlatan Kemal, “Gazete haber verir. Gazete öğretir. Gazete okuyucunun nabzına göre şerbet vermez. Gazete okuyucularını kışkırtmaz. Kol gibi harflerle manşetler vererek, bir spor karşılaşmasını en büyük ulusal olay durumuna sokmaz. Kürt sorunu gibi büyük ulusal sorunlarla oynamaz. Doğa kırımı gibi ülkenin geleceğiyle ilgili konularda gerçekleri saptırmaz” dedi.
Öte taraftan Almancaya çevrilen “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanının tanıtımı için Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen okuma etkinliğine katılan Orhan Pamuk: “Baskıcı toplumlarda değişim birdenbire olur” dedi. Pamuk, Birdenbire olmak zorunda olmasını “Yavaş yavaş yaparsanız, yavaş yapanları içeri alırlar” diyerek gerekçelendirdi.

Devamı…Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yasemin Çongar’ın eşi CIA ajanı mı??

Bavul ile belge yayınlayan Taraf gazetesinin  MİT’ten burs alan polis yazarı Emrullah Uslu‘nun  Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’na bağlı bir komiser olduğu ortaya çıktıktan sonra şimdi  Y. Çongar’ın eşi’nin  CIA  ile bağlantıları tartışılıyor.

Yasemin Çongar’ın eşinin CIA üyesi olduğu  ilk olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya tarafından 2008 yılında “İstihbaratçı mı, gazeteci mi?”  başlıklı yazısında iddia  ediliyordu. Taraf ‘ın Balyoz Darbe Planı dahilinde yayınladığı  “işbirliği yapacağı gazeteciler” listesinde adı geçen  Vatan gazetesi yazarı Necati Doğru, 27 Ocak 2010 tarihli ve  “Öbürünü beğenmedin bunu yayınla!“ başlıklı yazısında şunları belirtiyor:

Devamı…Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı Yasemin Çongar’ın eşi CIA ajanı mı??

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org