Adı Aydınlık… Fakat Türkiye solunun tarihinde hep karanlık rollerin yuvası oldu…

oran-evren
Görüş ayrılığına düşerek örgütten ayrılan İbrahim Kaypakkaya‘yı öldürtmek için Doğu Perinçek-Halil Berktay ikilisi üzerine tetikçi gönderdi. “İdeolojik görüş” söylemiyle uzun süre ÇKP piyonluğu yaptı. Sol hareket içinde çatlakları fırsat bilerek başkalarının içini karıştırmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Sınıf işbirliği dayanan “Üç Dünya Teorisi”ni savunurken ABD’ye bile hayırhah bir gözle bakıp Türk Ordusu‘nun bütün gücünü Sovyet sınırına yığması çığırtkanlığını yaptı. 12 Eylül öncesinde adı Aydınlık olan derginin sayfalarında ihbarcılığa soyundu. Komünistlerin ve devrimcilerin eylemlerini deşifre edip adreslerini yayınladı…
Genelkurmay solu” olmaya soyundu… Ateşli Maoculuk‘tan sonra ateşli Kemalist olarak boy gösterdi… Darbe çığırtkanlığı yaptı… 12 Eylül faşizmine yaltaklandı…
12 Eylül’den çıkış sürecinde güç olabilmek için PKK’ye yakınlaşmaya çalıştı. Fakat genlerine işlemiş milliyetçiliğin yanı sıra umduğunu bulamayacağını görünce bu kez Türk şovenizminin bayraktarı kesildi…
Aydınlık’ın, her zaman bir ‘kapı’sı oldu. Bağlandığı kapılar değişti ama onun bu huyu hiç değişmedi. O hep birilerinin tetikçisiydi.

Zaman içinde farklı nedenlerle bu karanlık çevreden kopup sözde özeleştiri yapanlar, Aydınlık okulunda edindikleri güçlü olana yalakalık ve tetikçilik huyundan hiçbir zaman vazgeçmediler. Bugün herbiri bir tarafa savrulmuş görünen Halil Berktay‘lar, Şahin Alpay‘lar, Gülay Göktürk‘ler, Oral Çalışlar‘lar… hep bu dergahın yetiştirmeleri.

Gazeteci Ahmet Abakay‘ın yeni yayınladığı “Hoşana’nın Son Sözü” adlı kitabında aktardığı aşağıdaki belge, Aydınlık denilen çukurun yediği haltlar yanında okyanusta damla!.. Fakat bu karanlık kuyunun genleri ve karakterini yansıtan bir belge. Uzun süre bu çetenin önde gelen isimlerinden biri olarak sorumluluk üstlenmiş Oral Çalışlar’ın yaptım dediği “özeleştiri” ise sahte. Sahip değiştirmekle karakter değişmiş olmuyor.

Oral Çalışlar’ın 12 Eylül’de Aydınlık için Kenan Evren’e yazdığı mektup:

İstemde bulunan: Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Oral Çalışlar
İstemin konusu: Aydınlık Gazetesi’nin yayınını durdurma kararının kaldırılması için gerekli emrin verilmesi.

Komutanlığınız, Silahlı Kuvvetlerin ülke yönetimine bütünüyle elkoymasından bir gün önce Aydınlık Gazetesi’nin yayınını ’ikinci bir emre kadar’ durdurmuş bulunmaktadır.11 Eylül 1980 tarihini taşıyan bu karar, gazetemize 12 Eylül günü bildirilmiştir.

Aydınlık Gazetesi ilk çıktığı 20 Mart 1978 tarihinden bu yana yayınını şu ilkeleri temel alarak sürdürmüştür;
1- Özellikle Sovyetler Birliği’nden gelen dış tehdit, sızma ve yıkıcılığa karşı milli bağımsızlığı savunmak, savaş tehlikesine karşı hazırlıklı olmak, milli savunmayı güçlendirmek.
2- Dünyanın ve Ortadoğu’nun büyük çalkantılara ilerlediği ve dış tehdide göğüs germenin ülkemizin ve halkımızın geleceği açısından belirleyici bir önem kazandığı bugünlerde, ayağı Türkiye toprağına basan bütün güçlerin birliği için mücadele etmek, milli birlik ve istikrar siyaseti izlemek, tüm yayın siyasetlerini buna bağlı olarak yürütmek, mezhep ayrılıklarına ve kavgalarına, milli güçler içinde düşmanlıklara ve siyasi gerginliğe karşı mücadele etmek, görüş ayrılıklarını özgürlük ortamı içinde barışçı yöntemlerle çözmek.
3- Milli Birlik Siyasetinin bir gereği olarak, iç savaş yönündeki gidişin önlenmesi ve sağlanması, gerek Moskova’nın kışkırttığı gerekse MHP’nin yönettiği terör ve anarşinin kökünü kurutulması için kararlı bir mücadele yürütmek.
4- Ülkemizin birliğinin ve barışın temeli olarak demokrasi bayrağını yükseltmek, özgürlükleri savunmak.
Aydınlık, yayına başladığı 20 mart 1978 tarihli ilk nüshasında bu ilkeleri ilan etmiş ve iki buçuk yıldır bağımsızlık, milli birlik, iç barış ve özgürlük için mücadele etmiştir.Bu yüzden Moskova’nın ve faşist güçlerin hedefi olmuş, her iki terör odağının zorbalığına göğüs germiş,bu uğurda bazı çalışanlarını kurban vermiştir.Şunu gururla belirtmeliyim ki, aydınlık , ülkemizde her iki terör odağına karşı aynı kararlılıkla mücadele eden tek gazetedir.Terör örgütleri, mafya, kaçakçılık ve vurgunculuk şebekeleri ile hiçbir çıkar bağımızın ve girdi-çıktımızın olmaması, gazetemiz için daima bir övünç kaynağı olmuştur.
Aydınlık, yayın hayatı boyunca yobazlığa ve ortaçağ karanlığına karşı durmuş,Türkiye halkının bağrından çıkan en büyük devrimci Atatürk’ün devrimci mirasını en ön safta savunmuş, istiklal marşımıza yapılan saygısızlıklara karşı basında en kararlı tutumu almış, daima emekçi halkın menfaatlerinin ve demokrasinin yanında yer almıştır.
Sıkıyönetim komutanlığının aydınlık hakkında açtığı soruşturmalardan hiçbiri gazetemiz aleyhine sonuçlanmamıştır. Tamamlanan soruşturmaların hepsinde takipsizlik kararı verilmiştir.
Bunun ötesinde Aydınlık, yaptığı birçok yayınla Sıkıyönetim Komutanlıklarının, terör ve zorbalık odaklarına karşı başarı kazanmasına yardımcı olmuştur.
Gazetemizin yayınının durdurulması kararının alındığı 11 Eylül gününün ertesinde Silahlı Kuvvetlerin ülke yönetimine el koyması üzerine kurulan Milli Güvenlik Konseyi yayınladığı bildirilerde ve Devlet Başkanı, Milli Güvenlik Konseyi ve Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral Kenan Evren’in yaptığı temel açıklamalarda ‘ülkemize yönelik tehditlerin ulusça göğüslenmesi’ , ‘milli bütünlüğün korunması’ , anarşi ve teröre son verilerek , ‘iç barışın ve huzurun sağlanması’, ‘milletin hak, hukuk ve hürriyetinin korunması’ üzerinde durmuştur ve bu uğurdaki hazırlıkların tamamlanarak ülke yönetiminin ‘insan hak ve hürriyetlerine saygılı, milli dayanışmayı ön plana alan özgürlükçü, demokratik, laik ve sosyal hukuk kurallarına dayalı bir yönetime devredileceğini’ ilan etmişlerdir.
Aydınlık Gazetesi, bugüne kadarki yayını ve mücadelesi ile Milli Güvenlik Konseyinin ilan ettiği bu amaçların gerçekleşmesine basın alanında destek olmak için ‘hayatını dahi seve seve feda etmeye hazır’ olduğunu kanıtlamıştır.
Bu fırtınalı dönemde, ülkemizin ihtiyacı sizlerin de değerlendireceği gibi eyyamcı, çıkarcı, yoz kültürü savunan, dalkavuk bir basın değil, ülkemizin bağımsızlık ve birliği, iç barış ve özgürlükler için cesaretle mücadele eden bir basındır. Aydınlık Gazetesi’nin yayınlanması, ülkemizde milli dayanışmayı güçlendirecek, halk içindeki kardeşlik ve barış ortamına hizmet edecektir.Aydınlık, özellikle bu tarihi dönemde, anarşi ve terör kaynaklarının kurutulmasında kamuoyunun ve halkın en geniş desteğinin sağlanması için üzerine düşen görevi yerine getirmeye her bakımdan hazırdır. Gazetemiz, görüş, öneri ve yapıcı eleştirilerini her zaman olduğu gibi açık yüreklilik ve dürüstlükle ortaya koyarak, yeni yönetimin ilan ettiği amaçları başarmasına katkıda bulunacağına güven duymaktadır.
Hiçbir kar amacı olmayan, yalnız ve yalnız ülkesinin bağımsızlık, birlik, iç barış ve özgürlük can verip baş koyan Aydınlık’ın yeniden yayınlanması için bildirimde sözünü ettiğiniz ‘ikinci emrin verilmesini’ arzederim.
Saygılarımla.
17.9.1980
Oral Çalışlar
Genel Yayın Yönetmeni

Gereği için:
1. Ordu ve İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı
Bilgi için:
– Milli Güvenlik Konseyi Başkanlığı
– Genelkurmay Başkanlığı

Çalışlar: Bu bakış açısını bugün tasvip etmem mümkün değil
T24’ün ulaştığı Oral Çalışlar, 18 Eylül 1980 tarihinli mektuba dair:
“Bu mektup o gün içinde bulunduğum Aydınlık hareketinin görüşlerini yansıtıyor. Ben, tabii ki, bu görüşlerin bugün doğru olmadığını düşünüyorum. Zaten bu siyasi akımla hesaplaşarak ayrıldım. Bu mektuptakiler benim kişisel görüşlerim değil, o günkü mensubu olduğum siyasi hareketin görüşleri. Tamamen askeri darbeyi olumlu bakan bu bakış açısını bugün bulunduğum yerden tasvip etmem mümkün değil. Bu çizginin özeleştirisini geçmişte defalarca yaptım.”

Kaynak: T24, Alınteri

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
F. Nietzsche: Karşılarına bir hasta, bir ihtiyar, bir cenaze çıksa hemen “hayat boştur” derler

Bunları "sonsuz hayat" sözleriyle kandırıp bu dünyadan ayırmak gerek. Ölüm öğütleyenlere sarı veya kara diyorlar. Fakat ben onları size başka...

Kapat