Kerem Sevinç: “Ben enerjiyi anadilimin kaybolmakla yüzyüze gelişinden duyduğum kaygıdan aldım”

Geçtiğimiz günlerde Taksim’de Kerem Sevinç konseri oldu. Benim de hevesle beklediğim gecikmeli de olsa yetiştiğim bir konserdi. Olur da bu ‘’ adrese teslim’’ konserlerinden birinde bulunursanız ve mızıka çalmadan önce ‘pek iddialı değilim ama’ derse inanmayın. En az gitarı ve bağlaması kadar iddialı…
Kerem Sevinç ilk heyecanlarını müzikle yaşamış, ne yaparsa yapsın dönüp dolaşıp müziğe gelmiş, öğretmenken müziğin öğrencisi olmuş yeni bir ses.
Ses yeni ve başarılı olunca da konuşulacak şey çok oluyor.

‘Kerem Sevinç’i tanımak istersek bize ne anlatır? ‘ diyorum ve başlıyoruz:

Kerem, Diyarbakır/ Dicle doğumlu. Kısa bir maceram oldu dediği İstanbul’daki üniversite eğitimini bırakarak Diyarbakır’a geri dönüyor. ’96 yılında Dicle Üniversitesi’nde coğrafya eğitimine başlıyor.

‘’Ve o dönemde 97’de ilk müzik grubumuz Koma Kulilkén MED’i kurduk, müzik çalışmalarına başladık. Sendikalarda, kültür merkezlerinde özel günlerde sahne almaya başladık. Gerçi o dönem kurduğumuz Koma Kulilkén MED (Med’in çiçekleri/gülleri) ile yaptığımız çalışmaları albümleştiremesek de yani ciddi bir proje altında yapamasak da ben aslında ana dilimde şarkı söylemeyi o yıllarda öğrendim, müzik maceram o dönem de başladı ve 2000/ 2001’e kadar devam etti.

Mezun olunca her grubun kaderidir, dağıldık. Hatta grup ilk kurulunca ne zaman dağılacaksınız diye şaka yaparlar. Bizde de öyle bir durum oldu, grubu ayırdık, bağımsız çalışmaya başladık, sürekli danışsak da ben bireysel olarak yürütmeye başladım. Özellikle ana dilimde şarkı söylemeye ve bestecilik yönüme yoğunlaşmaya karar verdim.’’

Ceren Uca: Doğduğu yere, kendi okuduğu liseye öğretmen olarak atanması ve grubun dağılması müzik yaşantısına bir süre ara vermesine neden oluyor.

‘’2004 yılında birkaç yıllık aradan sonra Diyarbakır merkeze geldim ve o dönem yeni açılan Diyarbakır Dicle Üniversitesinin konservatuar sınavlarını derece ile geçtim.’’

Bir dönem TRT’de ses sanatçısı olarak çalışmış, okuduğu okula müdür olmuş ama hep müzikle ilgilenmiş ve bunlardan müzik için vazgeçmiş.

Nasıl karar verdin konservatuara gitmeye seni bu kadar müziğe iten neydi yönlendiren neydi?

‘’Aslında konservatuar, coğrafya okurken de çeşitli yöneticilik kademelerinde görev yaparken de hep aklımdaydı.

Ortaokul yıllarımda müzik öğretmenimizden çok etkilenmiştim. Diyarbakır’ın Dicle ilçesi gibi bir yerde Türk sanat müziği söylemek cesaret ister. Müzik öğretmenimiz Cemal Yakar derse girdi ve bize sanat müziği söyleye başladı çok etkilendim aslında şarkı söylemenin ayıp bir şey olmadığını da o zamanlar öğrendim.

Biraz yadırganırdı değil mi o zamanlar da

Evet, kesinlikle yadırganırdı heyecandan olsa gerek ya da o dönem insanların tepkilerinden birazda çekindim ama müzik öğretmenimiz sürekli teşvik ediyordu.

Sırayla şarkı/türkü okuttuğu bir gün ben sıranın içten içe bana gelmesini bekliyorum zil çalmasında bende bir türkü söyleyeyim diye –öyle bir anlatışı var ki hala o anın heyecanını yaşıyor sanki lafını bitirmeden zil çalacak zannediyorsunuz- sıra bana geldi ve ben o gün “elma attım yuvarlandı”yı  söyledim.

Çok zordur o türkü

Evet, çok zor, avazım çıktığınca söyledim neyle karşılaşacağımı bilmeden söyledim.  O dönem Türkçe’nin konuşulmadığı bir yerde Erzurum türküsü söylemem öğretmenimizin dikkatinden kaçmamış olacak…

Düşünsenize Türkçe’nin konuşulmadığı bir yerde çok derinden ve başka yerlerden Erzurum türküsüyle sesleniyorsun sınıfına ve öğretmenine.

Ben türküyü bitirir bitirmez zil çaldı, sandım ki öğretmen diyecek ki işte “tamam bir daha ki ders görüşmek üzere vesaire” ama geldi ellerimden tuttu ve dedi ki “seninle bir öğretmenler odasına gidelim” ve orda aynı türküyü bir daha söyletti.  “Bakın” dedi, “böyle bir çocuk var, böyle bir genç var böyle bir türkü söyledi’’. Sonra beden eğitimi dersi vardı bahçede onları topladı bir daha onlara söyletti türküyü.

Şimdi beni teşvik edince ben güç kazandım dedim ki “demek ki ben kötü bir şey yapmadım”. O dönem başladı benim türkülere olan ilgim en azından sesimi ve kendimi tanımaya başladım.

Konservatuara olan ilgim de aslında o zamandan beri vardı ama bizde çok sıcak bakılmazdı her zaman kısa yoldan hayata atılan bir çocuk yetiştirmek ister anne-baba. Ben de aslında öyle yönlendirildim. Başarılı bir okul hayatım vardı ama çok da mutlu değildim.

Coğrafyada uzay bilimleri alanında yüksek lisans yapan yirmi küsür kişiden biriydim; bu eğitimimi bıraktım sırf konservatuar eğitimime devam edeyim diye birçok şeyden vazgeçtim. Hem ikinci üniversiteye hem de yüksek lisansa aynı anda devam edemiyorsun yasal olarak. Müzik adına kendime yeni kulvarlar oluşturabilmek için müdürlükten de istifa ettim.


Kerem Sevinç – Leyla

Öğrencileri de konserdeydi, nasıl bir müdür olduğunu sordum. “Her müdür gibi disiplinliydi. Biz müzikle ilgilendiğini bile bilmiyorduk. Hatta albümü çıkınca yok canım o değildir dedik. Ama arkadaş gibiydi de, yakındı öğrencilerine. Aynı zamanda okulunda fen ve biyoloji laboratuarlarından önce müzik dersleri için etüt sınıfı oluşturacak kadar da cesaretliydi’’ dediler.

Dengbej kayıtların var.  Dengbejler hakkında ne düşünüyorsun? Nasıl başladın kayıt tutmaya ve bu kayıtlarla yapmak istediğin nedir?

Dengbejler sözlü kültürün mihenk taşlarıdır, Kürt müziğinin 2000’li yıllara aktarılmasına vesile olan insanlardır. Kürt ozanlardır.

Bu çok doğal gelişti aslında arşivcilik yönüm çok gelişmiş değildir ama kendi doğduğum yöreden özellikle Piran, Eğil, Çermik ve Bingöl civarından dengbejleri kaydettim bir dönem. Baktım ki ciddi bir arşiv çıkıyor işi önemsemeye başladım 1-2 yıl sonra 3000 üzerinde kayıt oluşmuştu ve çok değerli kayıtlar. Birkaç üstat konuşamayacak durumdaydı felçliydi kayıt almaya çalıştım sıkıntılı/zor oldu. 106-107 yaşında belki benim aldığım kayıtlardan sonra sesini kaydedecek cihaz önüne bir kere daha konmadan ebediyete intikal etmiş üstatlar sanatçılardı bunlar.

Ben kendim de sık sık başvuruyorum. Sıkıştığım anlarda kendimle baş başa kalırken bazı temel mihenk taşlarını özümsemek anlamında o kayıtlara geri dönüyorum. “Neler derleyebilirim? Bu kayıtları aldım ama yok olmaması için neler yapabilirim? Nasıl bir şey katabilirim? Aldığım batı müziği eğitimiyle nasıl yoğurabilirim?” diye düşünüyorum.

Bu albüm için uzun bir olgunlaşma süreci geçirdiğin söylenebilir. Birikimin ve eğitiminin yanı sıra destek bulmak da çok önemli. Neydi sana cesaret veren?

Ben gerekli enerjiyi anadilimin kaybolmakla yüzyüze gelişinden duyduğum kaygıdan aldım. Direncimin kırılmaya başladığını hissettiğim anlarda Firik Dede’yi, Silo Qiz’i dinledim… Beni tetikleyen güçlerin başında halk ozanlarımızın samimiyeti ve yaşadıkları döneme nasıl duyarlı oldukları geliyor.


Ama albüm süreci sıkıntılı bir süreç, hele ki arkanızda ciddi prodüksiyonlar yoksa Diyarbakır’da bir albümü neticelendirmek ciddi bir mesele haline geliyor.
Sevgili Mehmet Akbaş’la bir şarkımıza düet yaptık, çok da güzel tepkiler aldık bu birliktelikle ilgili. Albüm sürecinde hep yanımda oldu.


Zazaca müzik üreten birçok sanatçı da manevi destekleriyle arkamda oldular. Bana güvendiler. Bir de Mehmet Atlı’nın bir şarkısını okudum albümde. Sanırım Mehmet Akbaş ve Mehmet Atlı’ya özel bir teşekkür borçluyum…

Yapmış olduğun Dengbej kayıtlarının albüme katkıları oldu mu?

Kesinlikle ciddi katkıları oldu. Silvanlı Ozan Şiyar’ın ezgisini aldık. …Bu eser “Dayé Welat Şérine”…Albümde ikinci şarkı Koçgiriden derledim. Ezgisi çok müthiş, beni çok etkileyen bir ezgi. İlk olarak Sevgili dostum Mehmet Atlı’dan dinlediğim, sonra da eserin kaynağına inmeye çabaladığım bir ezgiydi bu.

Sivas’a gittim orda kaldım günlerce parasız pulsuz muhtarların evinde kaldım sedirlerde yattım ve albümde değerlendirdik bu parçayı o yüzden mutluyum. Gururla söylüyorum ellerim çatladı dudaklarım çatladı. Sıkıntılı oldu ama böyle bir şarkıya da ulaştığım için böyle bir aşk öyküsünü bugün sana anlatmayı başardığım için mutluyum.

Kendi dilinde şarkı söyleyen, kendi geleneğinden beslenen biriyim. Ama aldığım batı müziği eğitimini de müziğime yansıtmaya çalışıyorum.

Yalnızca Kürtçe ve Zazaca eserlere yer vermiş olmanın özel bir nedeni var mı?

Aslında bu albümümde Farsça, Türkçe, Ermenice de olsun istedim ama ilk albümümün beni ifade etmesi açısından kendi dilimde şarkılar söylemek istedim.

Albümdeki on bir şarkının sekizi Zazaca. Doğduğum köyde, evimizde, kardeşlerim ve arkadaşlarımla konuştuğum ve hakim olduğum dil dolayısıyla beni ifade eden ve ifade bulduğum bir dil ve insanlar adımı bu albümle tanıyacaksa o zaman kim olduğumla tanısınlar istedim ve Zazaca eserlerin çoğunlukta olduğu bir albüm ortaya çıktı.

Bir dönem Zazaca atasözleri derledim altı yüze yakın ve bunu dergilerle ve kitaplarla paylaştım. Bu araştırmaları şarkı sözlerine ve müziğe yansıttım. Kendi dilimde şarkılar söylemeye başladım. Şarkılarımı aranje ettim evde bir stüdyo kurdum, aynı zamanda albümümün aranjörüyüm.

Albüm kapağı ile ilgili olarak; soğuk bir kış gününde kimse üzerine kar yağmış demire dokunup üşümek istemez, bu fotoğrafın itici olabileceğini düşündünüz mü?

Haklısın da ben fotoğrafı çok beğendim. Bana bu fotoğraf derinlik, bağlılık, kardeşlik belki zoraki bir birlikteliği ifade ediyor bunun için çok etkilendim ve albüm kapağı olsun istedim.


Sanatçının diğer şarkılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Albüm ismini içinde yer alan bir parçadan almıyor. Nedir Lome?

‘’Lome’’ Kürtçe ve Zazacada sitem demek. Şarkıların çoğunda sitem olgusu ön planda, öyle bir şarkı yok ama ismi uygun geldi.

Şeyh Said ve Seyid Rıza’ya ithaf edeceğin projenin içeriğinden bahsedebilir misin? Özellikle neden Şeyh Said ve Seyid Rıza?

Aslında albüm yapmış bir sanatçının birkaç yıl arkasında durmak meyveleri toplamak ürettiğinin derdini anlatmak gibi kaygıları vardır ama benim albümü yaparken bile aklımda bu proje vardı. Albümümüm ikinci haftası ben hemen bu projeye yöneldim albümünden çok daha önemli, maddi getirisi olmayan bir proje tamamen birikmişlik ve özlem de var.

Biraz senfonik ve belgesel içerikli bir proje; mesela Varto’da, Dersim’de, Hakkari’de,  Amed’de, İstanbul’da, Köln’de bir sürü insanla diyalog halindeyiz. Belki o dönemin yaşanmış sosyal buhranlarını insanlara müzikle anlatırız birazda ben bunu görsel içerikle destekleme düşüncesindeyim belki bunu bir sahnede oratoryo mantığıyla sadece müzik sunumu değil de belki teatral bir içerikle sunabilirim.

Yaklaşık 30 ile 35 müzisyenle çalışacağız bunlar arasında çok profesyonel sanatçı dostlarımız da var ve çok amatörler de var.

Neden Seyid Rıza ve Şeyh Said; bu topraklardan çıktım Zazaca konuşuyorum, okuyorum; verdikleri mücadele, yaşadıkları sıkıntılar, zorluklar ve günümüz gençliğine kazandırdıklarını görmezden gelmemek adına enstrümanımla veya yeteneğimle bir şekilde bu borcu ödemek istiyorum.

Bu proje onlara duyduğum minnet duygusunun ifade bulacağı alandır.

Bir müzisyen olarak enstrümanlarınla yani olduğun gibi vefa borcunu ödüyorsun bir bakıma?

Kesinlikle öyle; bizim halk önderi olarak kabul ettiğimiz bu insanlara, torunları olarak müzik yapan gitar çalan araştırmaya çalışan kitap okuyan işin farkındalık boyutunun sınırını zorlayan biri en azından deneyen biri olarak bu yolu seçtim.

Mart ayının sonundan itibaren proje çalışmalarına başlayacağız.

Kendimizi senin ağzından dinlemek istersek; Cafrande hakkında neler söylersin?

Bu soru yöneltildi diye değil bütün samimiyetimle söylüyorum bu sitede etnik unsurların önemi var ve bunu insanlarla buluşturmayı görev edinmiş bir site. Albüm tanıtım şarkılarım çıktığı zamanda Cafrande ile iletişimdeydim ve çok ciddi geri dönüşler aldım. Cafrande’yi gerçekten önemsiyorum, derdimi anlatabileceğin nadir platformlardan biri röportaj için de teşekkür ediyorum.

Söyleşi:  Ceren UCA
www.cafrande.org

Not: Bu röportaj sabaha karşı 3’te yapılmıştır. Bize kafelerinin kapılarını açan Saymadi kardeşlere, bütün yorgunluğuna ve koşuşturmasına rağmen sorularımı sabırla cevaplayan Kerem Sevinç’e teşekkürler.

“Kerem Sevinç: “Ben enerjiyi anadilimin kaybolmakla yüzyüze gelişinden duyduğum kaygıdan aldım”” üzerine 2 yorum

  1. Çok başarılı işler yapıyor,öyle görünüyor ki kalıcı olacak.Kürtlerin bu genç sanatçılara sahip çıkması gerek bence.Zazaca şarkılarını severek dinliyoruz.Umarım hakettiği değeri bulur.

  2. Röportajı okurken hiç bitmesin istedim.Henüz canlı dinleyemesek de albümünü çok başarılı bulduğum istikrarlı bir sanatçı.Teşekkürler Cafrande

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Bahreyn: Diğer bir ABD müttefikine karşı isyanın toplumsal kökenleri – Finian Cunningham

“Sen hiç sahili olmayan ada gördün mü?” İlk bakışta gündem dışı gelen soru, hükümet-karşıtı sloganlar atan binlerce protestocunun arasında duran...

Kapat