Shahram Nazeri (Şehrâm Nâzırî); Kürt sanatçı, İran geleneksel sufi müziği’nin üstadı ve bazı eserleri

İran’ın klasik ve sufi müziği’nin en meşhur yorumcu olan Şehrâm Nâzırî 1950 yılında İran’ın Kirmanşâh eyaletinde müzisyen  Kürt bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. ilk müzik eğitimini ailesinde alan Nâzırî, henüz 8 yaşında “sufi ensembles” adlı gruba girmeyi başardı. 11 yaşında iran televizyonunda sahne alan Nâzırî, bunun hemen ardından geleneksel “redif” repertuarına dair eğitim aldı.

ilerleyen yaşlarında sufizme dair merakı iyiden iyiye artan Nâzırî’nin önünde okyanus gibi bir literatür olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bunların başında mevlevî literatürü gelmektedir ki tarih boyunca Mevlevîlik müzik ile birlikte anıla gelmiş. Feridüddin Atar, Mevlânâ Celâleddîn ve Hafız i Şîrâzî gibi doğulu filozofların eserlerine merak salan Nâzırî, aynı zamanda iran’da bir gelenek olan “tasnif” türünde de eğitim almaya yöneldi. Bu yönelişinden sonra Şehrâm Nâzırî’nin hayatına üstad Abdullah Devamî dahil ve müdahil oldu. Akabinde Abdülali Vezîrî, Celâl Zülfünûn, ve son olarak Muhammed Rıza Şeceryan kendisine hocalık yapmış, müziği  üzerinde derin izler bırakmıştır.


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.

Sufi geleneği çok iyi bilen ve müziğe en iyi aktaran isim olan muhammed rıza şeceryan’ın da etkisiyle iyice sufizme yönelen şehrâm nâzırî, bundan sonra kendi bestelerini, daha doğrusu tasniflerini yapmaya başlamıştır. bunların başında da Mevlana Celaleddin’in rubaileri ve divanında bulunan şiirler yer almıştır. Bugün Şehrâm Nâzırî, farsça’da üç telli anlamına gelen setar adlı çalgının saygın virtüözlerinden, İran klasik müziğinin sayılı ustalarındandır. Amerika’dan Rusya’ya kadar yüzlerce konser ve BBC’ye röportaj vermiştir.

Şehrâm Nâzırî’ adı her ne kadar ingilizce shahram nazeri şeklinde yazılsa da farsça’da ve türkçe’de de okunuşu Şehrâm Nâzırî şeklindedir. Etimolojik olarak: Şeh = Şâh kelimesinin muhaffef şeklidir ve Şâh anlamına gelir. Yani hükümdar, kral, imparator. nâzırî = nâzır kelimesine aidiyet eki olan –î ekinin getirilmesiyle oluşmuştur ve nezaret eder bir şekilinde türkçe’ye aktarılabilir. Aynı zamanda falcılıkla uğraşan kişi gibi başka bir anlamı da var.

1 Yorum

  1. Yani güzel birçok çalışma yapıp emek vermişsiniz bu konuda sizleri kutlamak bir borçtur. Fakat birçok kürt sanatçının müziğini tanımlarken iran müziği diye tabirler kullanmanız çok acımasızca olmuş. Kürtlerin devleti ve bu konularla ilgili devletlere özgü kurumları olmadığı için kültürlerini neden başka toplumlara veya kültürlere mal etmek gibi bir kolaycılığa kaçtığınızı anlamak güç, Umarım tatlı su faşistliğinden değildir ..
    Dikkat edilmesini umarım, saygılar …

    Cevap:
    Biz değil, kendileri, müziklerini öyle tarif ediyorlar.
    Faşizmi bir ruh hastalığı olarak görüyoruz ama aynı zamanda her şeyden faşizm çıkarmanın da benzer bir durum olduğunu düşünüyoruz.
    Önyargılı olmak gerçekleri görmenize engel olabilir.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz