Sabahattin Ali ile şiir üzerine söyleşi: “Her şiirde kendine göre bir mantık ve mana vardır…”

Sabahattin AliGeçen gün yeni şairlerden Arif Dino ile şaire dair yaptığımız bir görüşmede O, “şiir ifrazattır” demiş ve ilâve etmişti: Aklın ifrazatı.
Belediyenin çöpü tariften aciz kaldığı bir sırada bir şairin şiiri tarif edivermesi herkesin hayretini mucip oldu. Anketçiler şimdiden harekete geçmiş bulunuyorlar. Fıkracılar bu “ifrazat” meselesiyle meşgul.
Aklın ifrazatıyla vücudun ifrazatı birbirine karıştırılıyor ve heyhat! Şiir, şiir olalıdan beri yan yana gelmediği şeyler arasında yuvarlanıp gidiyor…

Her zaman eskilerle konuşacak değiliz ya, biraz da yenilerle görüşelim, gençlere suallerimizi soralım, gerek şiirleri, gerek sanat telakkileri hakkında ya kendilerinden yahut kendilerine yakın olanlardan alacağımız malûmatla kari (okur) vaziyetinde bulunanları tenvir etmeye çalışalım, dedik ve böyle düşündüğümüz sırada karşımıza çıkan, eski ve yeni neslin müştereken beğendiği ve eskiden ziyade yeniye yakın genç hikayeci Sabahattin Ali ile söyleşi oturduk.

Sabahattin Ali “şiir ifrazattır” sözünü yanlış anlaşılmasına kızmış:
– İfrazat, insan cihazlarının herhangi birinden müfrez olan şeye denilebileceğine göre, şiir de aklın bir ifrazı olabilir. Halbuki, bazı edipler bunu daha galiz bir mânada almayı tercih ediyorlar. Oldukça müstamel bir lûgattaki cehlin bozuk niyetlilere derhal hazım cihazı ihracatım hazırlatması dikkate değer.

Eğer “şiir ifragattır” denmiş olsaydı bunun aklı gelmesi mümkün olabilirdi. İfrazat başka, ifragat başkadır.

– Peki, dedim, ifrazatla, ifragat meselesini bir tarafa bırakalım. Dilcilerimiz bu mesele üzerinde meşgul olmakta gecikmeyeceklerdir. Senin için şiir nedir?
– Şiir bence muayyen bir ifade tarzıdır. (?) heyecanların ifadesidir. Tarif edilebileceğini zannetmiyorum.

– Yeni şiirler niçin kafiyesiz vezinsizdir?
– Kafiye üzerinde ısrar edilmesinin sebebini anlayamıyorum. Dünya edebiyatında yer tutmuş büyük şiirlerden çoğunda kafiye yoktur. Ne Homer’de, ne Dante’nin ilâhî Komedi’sinde kafiyeye rastlanır. Schiller’in bütün manzum piyesleri kafiyesizdir. Faust’un yarıdan çoğunda kafiye yoktur. Bunlar da şiir için kafiye zarureti olmadığını gösterir.
Vezne gelince, zikre bile hacet göremiyorum. Eski ve bilhassa yeni şairlerden ekserisi, bütün dünyada ve bu arada bizde birçok şairler vezinsiz şiirleriyle şairliklerini kabul ettirmişlerdir.

– Ya şiirde mantık ve mana? Biliyorsunuz ki birçok kimseler yeni şiirlerde bunların olmadığından şikayetçidirler.
– Bilâkaydu şart her şiirde kendine göre bir mantık ve mana vardır. Mücerret (soyut) şekilde bir şiiri yazmak istemiş olmak dahi dimağın mantıklı ve manalı olan bir faaliyetinin neticesidir. Yeni şiirlerde de mantık ve mana vardır. Yalnız şiir harice aksettirdiğimiz bir ifade olduğuna göre, eğer şair bunların kendi içindeki tahassüsler olduğunu söylerse, iki üç kelime içinde, nadir mantıksızlıklardan birini yapmış olur. Şair hiç olmazsa iki kişinin anlayabileceği cinsten bir hisse tercüman olmalıdır ki sosyal bir iş yapmış olsun!

” – Necip Fazıl Kısakürek, “ben şiir ve sanatta henüz ‘gençler’ diye bir zümre tanımıyorum” diyor. Halbuki gençler de “Biz varız!” iddiasındadırlar. Hangisi doğru acaba?
Sabahattin Ali güldü:
– Necip Fazıl’ın iddiası doğrudur, dedi. Çünkü bunu iddia eden büyük şairin, değil herhangi bir zümrenin mevcudiyetini, kendinden başka herhangi bir şekilde mahlukat, hatta nebatat ve camidahın mevcudiyetini bile kabul edeceğinden şüpheliyim.

Akşam, 23 Eylül 1940
Sabahattin Ali ile Şiire Dair Bir Görüşme


Sabahattin Ali’nin şiire dair düşüncelerinin alındığı bu görüşmede, görüşmeyi yapan kişi bilinmemektedir.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Tezer Özlü: İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir

Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi....

Kapat