Onat Kutlar: “Dilin işlediği tuhaf bir manzaraydı yaşam”

onat kutlarDil, durgun ve derin bir suyun aynası gibi yalnızca kendi bildiklerini gösteriyordu ona. Pencerenin ince ses tellerinden dokunmuş tülüne dilin işlediği tuhaf bir manzaraydı yaşam. Yalnızca kendi ormanına ait düşsel ağaçlar ve belli belirsiz ırmak kıyısı. Dilsiz konuşmak istiyordu kendi kendisiyle. Aynaya bakmadan görmek kendi toprağını. Aralamak dilin perdelerini. Ama korkuyordu işte. Sanki açsa perdeleri ve aynasını pencerenin, karanlık bir boşluk dolacaktı içeriye. Dilin örtüsü altında varolmayan yeryüzü.

Uzun bir kış geçmişti. Geçmişin tüm izlerini silen kar. Şimdi kendini yeniden tanımlıyordu. Başarabilirse. Dışarıdan hiçbir şeyin belli olmadığını biliyordu Sınırları çizilmiş bir yüz, tınısı saptanmış bir ses, herkesin konuştuğu bir dil. Ama içinde sonsuz bir belirsizlik duygusu. Özgürlük gibi. Ama kimin?

Uzak gök gürültüleri duydu birden. Yağmur kokusu. Gökyüzü ve leylaklar hızla değişiyordu. Kasları gerildi. Kapadı gözlerini, kıyıdaki yaban hayvanına seslendi: «Kalk!» Onun, uykulu gözlerini açarak, kulaklarını diktiğini gördü. Kalktığını, bir sıçrayışta suyun öbür yakasına geçtiğini. Yabancı bir toprağa. Benim değil, senin toprağına. Üstüne hiç bir ağ düşmedi ve dil, umulmayacak kadar saydamlaştı.
Kitabı kapadı. Küçük, çamağacından lambayı söndürdü. Sessizce sokağa çıktı. Bahar geliyordu, güneşli fırtınalar, bulutlu çiçekler… ve başka insanlarla birlikte. Korkuyu düşünmemek için ve yaşamak için sen’i, öbür insanların arasına karıştı. Herhangi biri gibi.

Kıyıda
Onat Kutlar
[Bahar İsyancıdır, YKY Baskı Yılı: 2015]

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
1 Mayıs’ın Kökenleri üzerine Rosa Luxemburg (Şubat 1894)

Bir proleter (işçi) bayram gününü, sekiz saatlik iş gününü elde etme aracı olarak kullanma düşüncesi ilk kez Avustralya'da doğdu. Avustralyalı işçiler,...

Kapat