Nilgün Marmara: Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte!..

Nilgün MarmaraEy, yüzleri bir babakuş gölgesine çakılmış olanlar, Üzgün adım, ileri marş!

Olmak kış konuklarından bu yeryüzünün ve beklemek… Güzün utancımızı örttüğümüz yapraklarımızı düşürdük karşılıklı, kış çırılçıplak geçti —örtünülmesi gerek bir dahaki güze dek— Geri dönmüyor yapraklar yerine, kapanmıyor yaralar, açık her şey bu üzüntü bedeninde, yeniden varolduğunu mu sanmalıyız yaprakların? Bir ansıma penceresi asla diye yanıtlar; arzusu kış çıplaklığıdır, uzlaşmacı örtünme değil, yalın bir şimdilenmesidir üşümenin. Utanç sıcaklığı değil hiçbir zaman.
Nilgün Marmara – Daktiloya Çekilmiş Şiirler

Kendinden başka her neni geri iten ve titreten öz; oluş doğrusu, çemberin içkinliği… Saydam yankılamşlarla sunar düşürtücü sevincin ateşini. Ak bedeni kuştüyünün yeniden ve yine her konmayışı toprağa, uçucu teması onun suyla, geri dönüşü bir gökkuşağına. Karanlık ruhu özlemin, ışıltı yükledikçe o densiz din bölgesine, ay dansı acının yayılır geçmişten sonsuza doğru… İncecik uluyarak ince çağrısı yaralı köpeğin, kıpırtısız göl ve çevresi ve dönen MANDALA gözle gök arasında. Sular sular sular. Kızıl, mor, kahverengi, yeşil, mavi, kalın ağır sular… Biriktirilen artmayan akış… Nurdan çehresi yağmurun, kasnağın tepinişi kendi bağnaz çevriminde, çekilişi bir o yandan bu öbür yana yalnızlık ısrarıyla. Una., una., e una çığlığıyla o olanın o olmayanı yadsımasından dağılan yaş bağışıyla… sürdürülen canevi yıkımı, sis, buhur ve ıslaklık yemini. Bu bir içim su tığıyla, işlediği dantellerle sonlunun çukurunu sonsuzla dolduran kayra yükü. Coşku külü, ben yangınından sonra doymuş inancın kanıtı.
Nilgün Marmara – Daktiloya Çekilmiş Şiirler

Üzerimden trenler, kamyonlar, tırlar ve tüm araçlar geçiyor sana doğru yürürken bu sonsuz evcilik oyununda.
Nilgün Marmara – Kırmızı Kahverengi Defter

Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor, var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor. Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla.
Nilgün Marmara – Metinler

İnsanlar korunmaya ağlarlar bu denli incelmeye karşı.
Saydamlaşan sözcükler ölüm habercileri sürüye,
Ürkeklikleri bundan, ketleri de.
Nilgün Marmara – Daktiloya Çekilmiş Şiirler

Öğretmen,
Hiçbir şeyi öğretiyordu,
Geri alıyordu çift katlı korkudan
Bilme sevincini.
Naylon bir peruka saç yerine -kafası kazılıydı-
Naylon bir hayat ve plastik korku.
İnce kolları ince bacaklarıyla düğümlenmiş,
Tebeşire tahtaya ve harflere.
Öğretmemek için geliyordu sınıfa,
Kapatmaya ve öğrenme arzusunu
yargılamaya; bir kitap tıkayıp
boğazlara, susturmaya zaman hakkını.
Korkuyordu, çoğunluk sandığı
bu azınlıktan.
Nilgün Marmara – Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)

Nasıl’ı, nasıl niçine çevirmeli, ayırdetmeli gelmeyenleri hep gidenleri olanlardan; suyu karadan?
Nilgün Marmara – Metinler

Neden büyüdünüz, genleştiniz, yayıldınız gövdelerinizle, aletlerinizle, anlaklarınızla, aşklarınızla, ağlattıklarınızla, güldürülerinizle, yüceliklerle, bayağılıklarla; bu yerküreyi nasıl iyeliğinizin bir yapıtı olarak algılıyor onu altetmeye çalışıyorsunuz?
Nilgün Marmara – Kırmızı Kahverengi Defter

Hayat yine de üzülmeye değer.
Nilgün Marmara – Kırmızı Kahverengi Defter
Yaslı yüreğimin utangaç itirafı: “SİZİ SEVMEKTE ÖLÜYORUM”
Nilgün Marmara – Metinler

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yazarlık tekniği üzerine on üç tez: Walter Benjamin’den değişmeyen öğütler
Amerikalı Sanatçılardan Doğu Akdeniz Şarkıları: Grup Sherefe (Şerefe) ve “Sala Sala” albümü
Kapat