Muhsin Yazıcıoğlu ergenekon değil miydi?.. – Ahmet Nesin

Bu size son ihtarım. Abdullah Çatlı’yı bırakmazsanız Ankara’nın 150 yerinde bomba patlatacağız.” Bu sözler Abdullah Çatlı ve Mustafa Pehlivanoğlu 1978 yılında Ankara’da yakalanınca Muhsin Yazıcıoğlu’nun polise telefonda söylediği sözler. Abdullah Çatlı’yı size anlatmama gerek yok, 12 Eylül öncesinin lider ülkücüsü ve 12 Eylül darbesiyle beraber Kenan Evren ve damadının yeşil pasaport verdiği kişi.
Gelelim Mustafa Pehlivanoğlu’na, Pehlivanoğlu Ankara’da Piyangotepe katliamından, bir kahvehanenin taranması ve kişinin öldürülmesinden sanık. Hüsamettin Kurban, ( 1962- ….) Tuncay Sarıkaya ( 1956- ….) Mızrap Taşkın ( 1942- … ) Erdoğan Doğan ( 1957- …) Müslüm Doğan ( 1950- …) Mehmet Turan ( 1956- …) Ahmet Turan ( 1954- …) Bu isimleri anımsayanız var mı, sanmıyorum, bu arkadaşlar o baskında taranarak öldürülenler. Kahveye üç kişi girer, biri Pehlivanoğlu’dur, diğeri İsa Armağan ve Ali Bülent Orkan’dır.

Pehlivanoğlu ve Orkan 12 Eylül sonrası idam edildiler. İşin en ilginç yanı Pehlivanoğlu yakalandıktan sonra İsa Armağan’la beraber Mamak Cezaevi’nden kaçmış ve daha sonra yakalanmış. Yakalanınca da itirafçı olmuş ve 12 Eylül öncesi biçok olayın arkasında Yazıcıoğlu olduğunu söyler. Pehlivanoğlu yaptığı açıklamada “Şefkat Çetin ve Muhsin Yazıcıoğlu, Ülkücü Gençlik Derneği’nin öldürme, yaralama, kurşunlama, bombalama gibi eylemlerini yönlendiren kişilerdir.” der.

Muhsin Yazıcıoğlu yargılandığı bu ve buna benzer davalardan beraat etti. Ne ilginçtir ki Devlet Bahçeli’nin arabasının bagajında da 2 otomatik silah bulunmuş ancak hakkında dava bile açılmamıştı ama ikisi de parti başkanı oldular. Daha da ilginci 57. Hükümet zamanında, yani Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz ortaklığında Şefkat Çetin, Bahçeli parti içindeki ikinci adamı olmuştur.

Kahramanmaraş katliamında da görürüz Muhsin Yazıcıoğlu’nu. Abdullah Çatlı’nın Susurluk’da ölmeden önce son aradığı kişi de Muhsin Yazıcıoğlu’dur. Madımak katliamında da kurtulan kişilerin BBP’nin yardımıyla kurtulduğu yazılmıştır hep. Bu koca bir yalandır, Aziz Nesin’i Sıvas’ta koruyan polisin ısrarı olmasa oradan geçişe izin verilmeyecekti. Bunu yaşayanlar çok iyi biliyor.

Bugüne dek kimsenin öldürülmesine taraftar olmadım. O yüzden bu yazdığım yazı Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldürülüp öldürülmediğine ilişkin değil, Yazıcıoğlu’nun Ergenekon davasında gizli tanık olma olayıdır. Ergenekon davası başlı başına bir darbeler davası değildir, aynı zamanda derin devletin de yargılanmasıdır.

Kenan Evren ve arkadaşları 12 Eylül darbesinin geç yapılmasını hep “Daha yeteri kadar insan ölmedi, biraz daha ölsün de halk bizi tam istesin!..” diye açıklarlar. Peki kim hızlandırdı daha çok katliamı, Ülkücüler ve Akıncılar değil mi? 12 Eylül öncesi MHP gazetelere tam sayfa ilan verip ordunun el koymasını istemedi mi? 12 Eylül olduğunda genel başkanları Alparslan Türkeş “Fikrimiz iktidarda ama biz içerdeyiz..” diye açıklama yapmadı mı? Aynı Alparslan Türkeş darbe girişiminden idam edilen Talat Aydemir’in darbe arkadaşı değil miydi? Bu darbe girişiminden sonra yurt dışına sürgüne gönderilmedi mi? 27 Mayıs Darbesini radyodan Albay Alparslan Türkeş okumadı mı? (Türkeş daha yüzbaşıyken “Turancılık” davasından yargılanır ve aldığı ceza 1 yıldan az olduğundan tekrar orduya döner.

Şimdi bütün bu olaylarda Türkeş’in en yakın adamlarından biri olan Yazıcıoğlu darbe ve derin devlet davalarının gizli tanığı oldu. Güldürmeyin insanı, beraat etse bile bunca cinayetten yargılanan biri nasıl olur da gizli tanık olur. Ergenekon davası için hep aynı şeyi söyledim, derin devlet davasını burjuva partileri çözemezler, bunu ancak bir gün sosyalist iktidar gelirse çözer. Çünkü burjuva partileri eninde sonunda derin devletle bütünleşmişlerdir. Derin devlet yargılanacaksa çok eskilere gidip MHP, MSP, Ülkü Ocakları ve Akıncılar tekrar yargılanmalı. Muhsin Yazıcıoğlu gibileri gizli tanık olduklarında ancak ülkücü kamplarında hangi subaylar tarafından yetiştirildiklerini söylerler, Mehmet Ağar ve Meral Akşener gibileri tarafından nasıl kollandıklarını açıklarlar, Kenan Evren ve MİT’teki damadı tarafından nasıl kollandıklarını anlatırlar. Bu dediklerimi yaparlar mı, sanmam, yapmak istediklerinde de sonuç bu olur. Ama unutulmaması gereken bişey varsa o da Yazıcıoğlu yapamadığı tanıklığında sadece asker adı vermeyecekti büyük olasılıkla, olaya bir de bu pencereden bakarlarsa “Demokrat Yazıcıoğlu” taraftarları daha iyi olur bence…

Ahmet Nesin
ahmetnesin.wordpress.com

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Egemenlik hiyerarşisi içinde vazgeçilmez bir araç olarak savaş ve savaşın felsefesi

Tolstoy: "Nasıl ki, bir zamanlar köleciliği haklı göstermek yerine sırf korudularsa, bugün de savaşı ve orduyu haklı çıkarmaya hiç yanaşmayıp...

Kapat