Lathan Suntharalingam ile Tamil Üzerine: “Özgürlük kavgası kolay kolay susturulamaz”

Tamil halkının yaklaşık 50 yıldır devam eden özgürlük mücadelesi, 2009 yılında Sri Lanka hükümetinin başlattığı bir operasyon sonucu ve uluslararası sermayenin  desteğiyle adanın kuzeyine sıkışmış olan yerel örgüt ağır bir darbe aldı. Tamil özgürlük mücadelesinin önderliğini yapan Eelam Kurtuluş Kaplanları Örgütünün (LTTE) lideri Velupullai Prabhakaran, lider kadrosu ve yüzlerce gerillası katledildi. 26 yıl süren savaşta, on binlerce insan öldürüldü, bir milyondan fazla insan yerlerinden yurtlarından göçertildi, binlercesi ağır işkencelere maruz kaldı.
2009 yılında Sri Lanka devlet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda   Tamil Kaplanları’nın sonunun getirildiğini ve artık böyle bir örgütün varlığının söz konusu olmadığını   açıkladı.
Evrensel Gazetesi’nden Abidin Çetin’nin Tamil halkına uygulanan baskıları, ve insan halkları ihlallerini uluslararası mahkemelere taşıyan hukukçu ve siyasetçilerden birisi olan Lathan Suntharalingam ile  Talil’in dünü ve bugünü  hakkında yaptığı söyleşiyi okuyabilirsiniz.

Yüz binlerce Tamilli, Sri Lanka Devletinin uyguladığı insanlık dışı uygulamalardan, baskılardan ve katliamlardan dolayı ülkelerini terk etmiş sürülmüş ya da zorla göçertilerek, başta Avrupa ülkeleri ve Kanada olmak üzere, dünyanın bir çok ülkesine dağılmış ve sürgün hayatı yaşıyor.

 Şu an İsviçre ve Avrupa’da ne kadar Tamilli yaşıyor?
İsviçre’de 42 bin Tamilli yaşıyor. Büyük çoğunluğu İngiltere ve Fransa’da olmak üzere, Avrupa’da da yarım milyonu aşkın Tamil halkı yaşıyor.

Avrupa’da yaşayan Tamillerin hepsinin Eelam Kurtuluş Kaplanları’nın (LTTE) sempatizanları olduğu söylenebilir mi? Farklı örgütlenmelerden de bahsetmek mümkün mü?
Sri Lanka’da, Eelam örgütü üzerine açıktan konuşmak anayasal bir suç. Eelam hakkında konuştuğunuzda bölücü ve terörist yaftası yapıştırılarak, çoğu kez hiçbir yargılanmaya tabi tutulmadan, tutuklanır ve hapsedilirsiniz. Bu yüzden çoğu insan düşüncelerini açıklamaz veya rengini belli etmemeye çalışır.
Şöyle de söyleyebilirim; Tamil ülkesinin bağımsızlığını savunan ve 1978’de seçimlere katılan TULF (Tamil Birleşik Özgürlük Cephesi), Tamil halkının yüzde 95’inin oyunu almıştır. Daha sonra seçilen 20 milletvekili terörist ilan edilip hapse atılmışlardı.

Tamil Kaplanları, 1976’dan bu yana Tamil özgürlük mücadelesinin önderliğini yürüten bir hareket. Tamil Kaplanları, adanın kuzeydoğusunda bağımsız bir Tamil devleti kurmak için ilk kez 1983’te silahlı mücadeleye başladı. Tutuklanmalar, gözaltılar, yargısız infazlarla beraber devam eden ve 2009 yılına dek süren barış görüşmelerileri de var…
Evet bütün bu katliamlar, tutuklanmalar ve baskıların yanında barış görüşmeleri de Berlin, Cenevre, Paris ve Oslo gibi dünyanın önemli merkezlerinde devam ediyordu.

Birçok uluslararası gözlemci ve arabulucunun bulunduğu görüşmeler neden başarısız oldu? LTTE’nin kırmızı çizgileri neydi?
LTTE, bağımsızlık yolunu açan “Halkın kendi kaderini tayin hakkı”nı hiçbir zaman kabul ettiremedi. Kendi kaderimizi tayin hakkımız olmayınca da hiçbir şey kazanmış sayılmazdık. Tarihe baktığımızda, ülkemiz sırasıyla Portekiz, Hollanda ve İngiltere tarafından sömürgeleştirilmiştir. İngiliz İmparatorluğu zamanında Tamiller ve Sinhalılar (Sri Lanka halkı) ayrı birer sömürge ülkelerdi. 1948 yılında iki halk birleşerek Seylan adında bağımsız bir devlet kurdu. Anayasasında, azınlık haklarının korunmasına ilişkin madde, Sinhalı egemenler iktidara gelir gelmez iptal edildi. Sinhalıların dili resmi dil olarak kabul edildi. Budizm ise devletin resmi dini oldu.

Tamil halkının dini inancından bahsedebilir misiniz?
Tamiller, Hristiyanlık, Müslümanlık, Hindu inancı gibi çok farklı inançlara sahip bir halktır.

Budizm inancı yaygın değil galiba…
Yaygın olması bir yana, Tamil halkından Budist olan hemen hemen hiç kimse yoktur.

Anlatımlarınıza tekrar dönersek; Seylan adında tek dil, tek ulus, tek bayrak ve tek din anlayışıyla sembolize edilen ulus devlet kuruluyor.
Tabii ki biz kendimizi bir azınlık olarak görmüyoruz. Biz Tamil ülkesinin ve geçmişte kurulmuş olan bir Tamil devletinin varlığından bahsediyoruz. Devletin teritoryal savunma gücünden tutun ekonomik ilişkilerine, diline, halkın ortak geçmişine ve kültürüne kadar bütün yönleriyle ayrı bir ulus olma özellikleri taşıdığını görüyoruz.

Tamil halkı, Sri Lanka adasında yaşayanlar ve Güney Hindistan’da yaşayanlar olmak üzere iki toplum halinde, öyle mi?
Evet, doğru. İngiliz sömürgeciliği döneminde Güney Hindistan’da yaşayan yoksul Tamil köylüleri, çay ve kahve plantasyonlarında çalıştırılmak üzere Sri Lanka’ya getiriliyorlar. Bununla amaçlanan da yerli Tamiller ve Sinhalılarla, yeni gelen yoksul Tamiller arasında bir çatışma ortamı yaratarak egemenliklerini sorunsuz sürdürmektir.

Sri Lanka ve Hindistan’da ne kadar Tamil yaşıyor?
Sri Lanka’da 2 milyon ve Hindistan’daysa 82 milyon Tamil yaşıyor.

Peki Hindistan’daki durum nedir? Tamiller ulusal hakları anlamında özgürler mi?
Son yıllarda Hindistan politik hayatında milliyetçi akımların ve söylemlerin daha belirgin hale geldiğini görsek de, Hindistan federatif bir devlet. Yani ulusal diller ve farklı kültürler göreceli olarak daha özgürdür diyebilirim.

Hindistan’da 82 milyon Tamil’in Sri Lanka’daki Tamillerin mücadelesine bakışı nasıl?
Coğrafi olarak şöyle bir durum var. Güney Pasifik’te bulunan Sri Lanka adasının jeopolitik özelliği, ABD, Çin ve Hindistan’ın hep ilgisini çekmiştir. Bu yüzden Hindistan’daki Tamillerin buraya bakışı maniple edilmiştir.

Eelam Kurtuluş Kaplanları’nın sınıfsal konumlanışı ve siyasi yelpazedeki yeri nedir?
Sosyal demokrattır ancak sosyalist çizgiye daha yakın durur.

Sri Lanka sosyalistleriyle ilişkileriniz nasıldı?
Sorunlu bir ilişki olduğunu söylemeliyim. Eskiden çok daha güçlü bir sosyalist akım vardı. Sosyalistler şu anda çok bölünmüş durumdalar. Sri Lanka devleti tarafından, sosyalistlere ve komünistlere karşı yürütülen kampanyalarda 25 binden fazla insan öldürüldü. Yani Sinhalılar, Sinhalıları katletti. Bu da doğal olarak büyük bir gerilime neden oldu. Ancak şu anda tekrar bir toparlanma içindeler ve büyük bir mesafe kat ettiklerini söyleyebilirim. İçlerinde, Tamil halkıyla dostane ilişkiler içinde olanlar da ulusal şovenist bakış açısına sahip olanlar da vardır.

30 yıla yakın süren bir savaştan sonra 2009 yılında Eelam örgütünün binlerce militanı ve örgüt liderleri katledildi. Sri Lanka Hükümeti, Eelam Kurtuluş Örgütünün yenildiğini tüm dünyaya duyurdu. Eelam yenilgiyi kabul ediyor mu? Geleceği nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan, bir tek Tamil kalsa dahi bu mücadele bitmeyecektir. Geri çekilme ya da belirli bir süre sessizlik bu kavganın bittiği anlamına gelmez. Özgürlük kavgası kolay kolay susturulamaz. Şu anda politik ve hukuksal taleplerimizi, uluslararası alanda dile getirmeye çalışıyoruz. İnsan hakları ihlallerini uluslararsı arenaya taşıyoruz.

Sri Lanka’daki katliamlara ve insan hakları ihlallerine karşı, başta Avrupa olmak üzere birçok yerde ve Birleşmiş Milletler önünde ölüm oruçları ve protesto eylemleri yaptınız. Hedeflediğiniz etkiyi yaratabildiniz mi?
Maalesef hayır. Çünkü dünyanın en güçlü devletleri Sri Lanka hükümetini destekliyor.

Tamil halkının mücadelesini destekleyenler kimler? Bu tür uluslarası ilişkiler geliştirebildiniz mi?
Bu anlamda başarılı olduğumuz söylenemez. Maalesef kendi içine kapanmış uluslararası ilişkileri olmayan bir ayaklanmanın yanlışlığını ve zorluğunu geç de olsa anlamış durumdayız. Yurt dışında yaşayan birinci nesil, para kazanarak, güçlü ekonomik olanaklarla kurtuluşun olacağını ve en güçlü silahların bağımsızlık için yeterli olabileceğini düşündüler. Zaten dil bilmemeleri ve yerlilerle gerekli entegre ilişkileri kuramamaları da mücadele açısından bir handikap olmuştur.

Sınıfsal özünden kopma, ezilen halklar ve sınıflar yerine, kapitalist iliskilere güvenmenin bir yanılgı olduğu görüşüne ilişkin neler söylemek istersiniz?
Evet, bu söylediğiniz çok doğru. Sri Lanka egemenlerine karşı, antikapitalist bir dayanışmayla karşı koyabilirdik. Venezuela, Küba ve dünyanın birçok ezilen, sömürülen halklarıyla ilişkiler geliştirmemiş olmamızın acısını ve eksikliğini yaşayarak öğrendik.

Bu konuları aranızda yoğun olarak tartışıyor musunuz?
Evet, ama bu konular yavaş yavaş tartışılmaya başladı diyebilirim. Ben daha çok katliamları ve insan hakları ihlallerini uluslarası mahkemelere taşıyanlardan birisiyim. Bu süreçte çalışmalarımızın en önemli ayağını bu girişimler oluşturuyor.

Sri Lanka hükümeti yurt dışındaki Tamillerin geri dönebileceğini ve hiçbir sorunun yaşanmayacağını açıkladı. İsviçre’de iltica başvurusunda bulunmuş bazı Tamillerin gönderilmesi dillendirildi. Konunun detayları nedir?
Sri Lanka hükümeti bütün bu bilinenlere rağmen kendisini demokratik ve insan haklarına saygılı bir ülke olarak lanse etmeye çalışıyor. Tabii ki uluslararası ticari ilişkileri olan bir ülke ve İsviçre’yle de ticari ilişkiler söz konusu. İsviçre’nin, mart 2011 ve haziran 2011 tarihlerinde Sri Lanka hükümetiyle imzaladığı iki anlaşma gereğince gönderilmeler başladı. Ancak Tamiller, Sri Lanka’ya gitmek yerine başka ülkere kaçmak ve sığınmak durumunda kalıyorlar. İsviçre Sosyal Demokrat Partisi SP’den Adalet Bakanı olan Simonetta Sommaruga, Sri Lanka Hükümetinin ‘Tamiller dönebilir’ çağrısına yönelik, bu öneriyi tartışabiliriz diyor.

İlk etapta kimler gönderiliyor, şu anda gönderilenlerin sayısı ne kadar?
Öncelikle iltica başvurusu geçici olarak kabul edilenler gönderiliyor. Bu sayı şu an 100’leri bulmuş durumda.

Daha büyük kitlesel göndermeler olabilir mi? Buna karşı neler yapılabilir?
Uluslararası insan hakları dernekleri ve çeşitli kuruluşları bu durumu biliyorlar. Yapabileceğimiz başka da bir şey yok. İnsanlarımız, dünyanın birçok ülkesinde bulunan akrabalarının yardımıyla sürekli yer değiştirerek, bir ülkeden başka bir ülkeye kaçarak yaşamak durumundalar.

Başka bir ülkeye sığınamayıp Sri Lanka’ya gönderilenleri neler bekliyor?
Büyük bir kesim havaalanında tutklanıyor. Tutuklanmayanlar merkezden uzak bölgelerde devletin örgütlediği paramiliter güçler tarafından infaz ediliyorlar. Birçok insanın akıbetiyse bilinmiyor, çünkü kayıp…

Bütün dünyanın gözleri önünde oluyor bunlar.
Birkaç Tamilli fazla ya da eksik fark etmiyor onlar için.

Tamiller 2009 yılına kadar adeta bağımsız bir devlet konumundaydılar. Ne kadar çabuk alt üst oldu her sey?
Evet, doğru. Defacto bir devletten bahsedebiliriz. Polis örgütünden, ulusal paraya, deniz kuvvetlerinden, hava kuvvetlerine sahip olan defacto bir devlet.

Büyük bir gerilla gücüne de sahipti. Hepsi silahsızlandı mı? Şu anda neredeler, ne yapıyorlar?
Büyük bir kısmının yeni dönem için hazırlık içinde olduğunu söyleyebilirim.

Halkın bakış açısı nasıl? 2009 sonrası nasıl etkilendiler?
Halk derin bir sessizlik içinde. Duygusal olarak çok incindiler. Çocuklarını, kardeşlerini, babalarını kaybettiler. Ülkelerini kaybetmiş bir psikoloji içindeler. Çevremden sürekli olarak örgütün güçlü olduğu döneme ilişkin arzuları duyuyorum.
Eğer örgüt darbe almasaydı, bugün herkes akşam 17’den sonra, korkudan kapılarını sıkıca kapatıp eve kapanmazdı. Zira Sri Lanka askerleri kadınları evlerinden zorla götürüp tecavüz ediyor.

Tamil özgürlük mücadelesinin bu kadar derin bir yara alması sadece Sri Lanka hükümetinin başarısı mıdır? Bunun uluslararası ilişkiler ve çıkarlar boyutu hakkında neler söyleyeceksiniz?
Sri Lanka’da Tamil ayaklanmasının bastırılması uluslararası pilot bir projedir. Ancak bu planları tutmayacaktır.


150 BİN TAMİLLİ ÖLDÜRÜLDÜ

Bugüne kadar geçen sürede ne kadar insan öldürüldü?
Şu ana kadar 150 bin insan katledildi. Ocak 2009`dan 17 Mayıs 2009`a kadar olan süreçte 40 bin insan öldürüldü ve 80 bin insan da sakat bırakıldı.
2009’da 300 bin insan toplama kamplarındaydı. Şu anda toplama kamplarındaki insan sayısıysa 25 binden fazla.
Ayrıca kadınların doğurganlığının yok edilmesi için uygulanan bazı insanlık dışı yöntemler var. Bunların hepsinin elimizde delilleri var.

Uluslararası insan hakları kuruluşları bunları biliyorlar mı?
Biliyorlar. Ama bildikleri halde hiçbir şey yapmıyorlar. Üstelik ağır işlerde mecburi çalıştırma ve sistematik işkencenin olduğu kamplar bunlar.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Aşık Veysel ile Söyleşi (21 Aralık 1972 – Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi)

Yaşar Özürküt: Aşık Veysel kanser hastası olarak, Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde yatıyordu. 21 Aralık 1972 günü, nagra marka ses alma...

Kapat