Kendini arayanlar için sorgusal bir düş döngüsü: Eyy Kibirli Yargıç – Zeynep Mavisu

“Kendi soru işaretlerine amansızca bağlılık gösteren bu çocuklar, yolculuklarını günlüklerine not düştüler. Her birinin deneyimlerine, umutlarına, düşlerine, duygularına kendi gözlerinden tanık oluyoruz. Bazı soru işaretleri tanıdık gelebilir size, ama ulaştıkları sonuçlar her birinin kişilik özelliklerine göre değişiyor.
Onları izlerken kendi deneyimlerimize ve çıkardığımız sonuçlara ışık tutuyor, zaman zaman da kendimizle, sınırlarımızla yüzleşiyoruz.”


Kendini arayanlar için sorgusal bir düş döngüsü: Eyy Kibirli Yargıç

Dün, bu gün ve yarın içinde koca koca tarihler arasında sıkışmış bir grup gencin, günlüklerine ve tarihe düştükleri felsefik, ironik, romantik, politik notların derlenmesi olan “Eyy Kibirli Yargıç”la genç yönetmen Ercan Erdemir yazın dünyasına da merhaba diyor.

İçine doğdukları çağ ile farklı kültürlerden gelen iki sevgili kadar zıtlaşan çoğu zaman restleşen bir sorgulamanın ürünü olan eserde, kendi soru işaretlerine amansızca bağlılık gösteren üç kuşaktan insanlar yolculuklarını günlüklerine not düşüyor. Her birinin deneyimlerine, umutlarına, düşlerine, duygularına kendi gözlerinden tanık oluyoruz. Okurken sorgu cehenneminde boğuşan herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kitapta kâh bir annenin “Gülümsemedikçe büyürmüş çocuklar, gülümsedikçe korkuyorum, başlarına bir hal gelecek diye. Bu korku cumhuriyetinde çocuklara gülümsemekten çok saklanmak köşe bucak kaçmak yakışıyor” ürkekliğine takılıyoruz, kâh bir berduşun, Hayyam bilgeliği ile söylediği “Şu gördüğün tabutta yatan zamandır, onu öldüren kahramanlara selam olsun… Doldur meyhaneci rahmetlinin şerefine içelim” sözlerine.

Erdemir’in anlatımında zaman zaman, kurguda devreye girerek karakterlerin, değişimine de tanıklık ediyoruz. Bu yolculuğu en iyi anlatanlardan biri ise genç kahramanımız Zana.

Zana var olan sistemi önce “Büyük amaçlar, küçük çıkarları tarih zemininde yutar. Denizler ve koltuk kaygısındaki bürokratlar örneğinde olduğu gibi…” cümlesiyle keskin bir şekilde ret ederken sorgu dünyasında aldığı yolda bir süre sonra, “Alternatif bir yaşam yaratmak hedeflerimizin belirgin olması bizim çabamızı güçlendiriyordu. Ancak bu deneyime kalkıştıkça fark ettim ki, hedefimiz biz derinleştikçe değişmeye uğruyor. Sürekli olan tek şey değişkenlik becerisi…” düşüncesine ulaşıyor.

Yazar kitabın önsözünde de kahramanlarının izinde giderek sorgulamayı ön planda tutup okuyucuya küçük sorular ve büyük meraklar bırakıyor. Bu istemini ise “Bu karakterleri yaratırken, toplumun önemli bir kesimine göre başka bir dünyaya ait olan (öteki)lerin soluk alış verişlerini, algılarını, duygularını, güncelde olan bitenin onların iç dünyasındaki yansımasını sergilemek ve kendileri dışındaki herkese insanlıklarını, üstlerindeki örtüyü sıyırarak bütün çıplaklığıyla duyumsatmak istedim…” sözleriyle özetliyor. Günlük yaşamda yanı başımızda ya da içimizde yaşanan çelişkilerin, sade bir anlatımla soruya dönüştüğü Erdemir’in ilk kitabı Eyy Kibirli Yargıç, kurgusal hayatların dışında hakikati arayanlara Vesta Yayınları’nın armağanı.

1979 yılında Erzurum’un Karayazı ilçesinde doğan Ercan Erdemir, Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema bölümünden 2004 yılında mezun oldu. Sinemaya yönelen Erdemir, genç yaşına rağmen kısa film ve belgesel dalında önemli çalışmalara imza attı. 3 kısa filmi ve 4 belgesel filmin yönetmeni olan Erdemir, 2000 Aydın Doğan Vakfı 12. Genç İletişimciler Yarışması En iyi Haber-Belgesel-Araştırma Programı dalında Jüri Teşvik Ödülü” ve 4.KISA-CA Film Festivalinde ekip çalışması olan“Umudun Büyüsü”adlı kısa metraj kurmaca filmle, ”Kurmaca dalında” “En iyi film ödülü” aldı. Genç sinemacı sanatsal üretimlerine kısa film ve belgesellerin yanında yazın denemeleriyle de devam ediyor.

Zeynep Mavisu

* Arka kapak yazısından

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz