Jean-Jacques Rousseau: İnsan hür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur

Tarihte ilk kez bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip “Burası benimdir” diyen ve buna inanacak kadar saf olan insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun ilk kurucusu oldu. O zaman biri çıkıp, çitleri söküp atacak ya da hendeği dolduracak, sonra da insanlara “Sakın dinlemeyin bu sahtekârı.
Meyveler herkesindir. Toprak hiç kimsenin değildir. Ve bunu unutursanız mahvolursunuz” diye haykırsaydı, işte o adam, insan türünü, nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden kurtaracaktı..[1]

Başlangıçta insanların Tanrılardan başka kralları, teokratik hükümetten başka hükümetleri yoktu. Caligula gibi düşünüyorlardı. O zaman için bu düşündükleri doğruydu. Kendilerinden birisini efendi olarak kabullenmeleri ve bunun neticesinde daha iyi bir duruma geleceklerine kendilerini inandırabilmeleri için his ve düşüncelerinin uzun bir süre değişime uğramış olması gerekir.[2]

Ben ne hükümdarım ne kanun koyan; zaten böyle olduğu içindir ki, siyaset hakkında yazı yazıyorum. Hükümdar veya kanun koyan olsaydım, yapılması gerekeni söyleyerek zamanımı kaybetmez ya yapar, ya susardım.[3]

Ben yalnızca yürürken düşünebilirim. Durduğumda düşüncelerim de durur; benim kafam bacaklarımla hareket eder. [4]

Bir ülke ne özgürlük olmaksızın ne de erdem olmaksızın iyi bir biçimde var olamaz.[5]

İnsan hür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur.[6]

Soru sormak zannedildiği kadar kolay bir hüner değildir. [7]

İşte dünyada yalnızım; babam, yakınım, dostum, toplum… bunların tümü ben kendimim artık..[8]

Kaynak:
1 J. J. Rousseau, Eşitsizliğin Kökeni, İdea Yayınları, s.63.
2 AÜ SBF Dergisi, C.68, 2013 s.1-35
3 Jean-Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, s.17.
4 Jean-Jacques Rousseau, İtiraflar
5 J. J. Rousseau, Eşitsizliğin Kökeni, İdea Yayınları, s.63.
6 Jean-Jacques Rousseau, Toplum Sözleşmesi, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, s.18.
7 Sabri Güveli, Hayata Yön Veren Sözler, Ötüken, s. 208
8 Baudart & J. Russ. Felsefe Tarihi: Aklın Zaferi, Cilt: III, s. 58

 

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yarının Tarihi: Din ve Toplum Açısından Bir Düşünür Olarak Tolstoy – Stefan Zweig

Devlet, Tolstoy’a göre yalnızca mülkiyeti korumak için bulunmuş bir kurumdur; yasalarıyla, savcılarıyla, hapishaneleriyle, yargıçlarıyla, polisleri ve ordusuyla devlet o çok...

Kapat