Işığı Arayan Anarşist Ressam; Camile Pisarro (1830-1903)

.
“Anarşist ressam anarşist resimler sergilemek isteyen biri değil, paraya önem vermeyen, ödül arzusu duymadan, olanca bireyselliği ve kişisel çabasıyla burjuvaziye ve resmi görüş/göreneklere karşı mücadele eden biridir.”
.
Paul SİGNAC

Fransız,  Empresyonizm akımı içersinde önemli bir yeri olan, ayrıca Anarşizmi ve Liberler görüşlerini hayatının içini sokarak sanatını bu şekilde ölümüne kadar devam ettiren, Paris komününün savunucularından, Camile Pisarro. O çağda Danimarka’ya bağlı olan Batı Hint Adalarından S.T. Thomas kentinde doğdu.
Ailesi onu 12 yaşında öğrenim görmesi için Paris’e yolladı. (1841-1847) 5 yıl öğrenimini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönerek babasının yanında tezgahtarlık yapmaya başladı. Bu arada kendi kendine resim yapmaya başladı ve resim yapmak hayatının bir parçası olmaya başladı. Artık kararını vermişti ressam olacaktı. Buna ailesi özellikle de babası şiddetle karşı çıkıyor, kendisi gibi tezgahtar olmasını istiyordu. Bunun üzerine arkadaşı Danimarkalı ressam Fritz Melbyle’la birlikte Venezuela’ya kaçtı. Burada egzotik kır manzaralarıyla ilgili eskizler çizdi. 1855’te babası resim öğrenimi almasına izin verdi. Paris’te Güzel Sanatlar Yüksekokulu’na yazıldı. Fakat o dönemde artık içselleşmeye başlayan özgürlük anlayışının da etkisiyle, Akademinin baskıcı eğitimine boyun eğmeyerek, öğrenimini yarıda bırakarak, ressamların daha özgür çalıştıkları Suisse Akademisine geçmiştir. Orada ressam Monet, Armand Guillaumin ve Renoir’la tanıştı. Bir süre ressam Corot’dan ders alan Pisarro, bu dönemde hocasının tarzında resimler yapmış genellikle Paris civarındaki kır manzaralarını resmetmişti. Aynı zamanda sürekli sanatsal incelemelerde de bulunuyordu. 

1859 yılında ilk kez yaptığı bir resim Paris salon sergisine  seçilmesiyle birlikte çalışmalarına daha fazla ağırlık vererek sanatsal üslubu gelişmeye başladı. Bu dönemde Paris’te sergiler devlet gözetiminde jürilerin seçmesiyle oluyordu. Bu yüzden genelde devlet ideolojisinde olan ressamların çalışmaları sergileniyordu. 1863’te yapılacak sergi de salon jürisinin tutumu üzerine dört bin resim geri çevrildi. Bu resimler içinde Pisarro’nun tabloları da vardı. Bu durum sanatçılar arasında büyük tepki yaratmıştı. Konu imparator III. Napolyan’a kadar ulaşmış, İmparatorda halkın karar vermesi için reddedilen tabloların serginin yapıldığı Sanayi Sarayının, başka bir bölümünde sergilenmesini emretmişti. Salon des Refuses adını taşıyan bu sergi dönemin Akademik geleneğine karşı bir tepkidir. Akademik sanatçılara karşı başlatılan mücadelede ye büyük destek vererek giderek anarşizme de yakınlık duymaya başladı. Bu dönemde sanatsal anlamda Courbet ve Monet’nin etkisine girmiş, resimleri aydınlanmaya, fırça vuruşları da genişlemeye başlamıştır.


Camile Pisarro: Beni düşündüren en önemli şey şudur: İyi bir yolda mıyım, çalışmalarımda gelişme var mı, sanat hataları yapıyor muyum? Çünkü maddeyle ilgili, tablo yapımıyla ve hatta tuvalin hazırlanmasıyla ilgili sorunlar gerçekten en son planda yer alır. Bunlar her zaman için düzeltilebilir değil mi?  Oysa sanat, derinleştirilmesi çok ince ve korkunç bir şey…

1870 Alman işgaliyle birlikte İngiltere’ye kaçarak orada yaşamaya başladı. İngiltere’de anarşistlerin çıkarttığı The Torch: A Revolutionary Journal of Anarchist Communism’i (Meşale: Anarşist Komünizmin Devrimci Gazetesi) Pisarro’nun çizimlerine yer verdiler. Pisarro en zor dönemlerine bile anarşizme inancı sürüyordu. Zaten Post-Empresyonist ressamların çoğu, anarşizmde, kendi sanatsal özgürlük çağrılarının, burjuva toplumuna karşı isyanlarının ve yoksul ve ezilmiş insanlara duydukları sempatinin bir ifadesini buldular.
Camile Pisarro ve oğlu Lucien, Le Pere Peinard ve Jean Grave’in Les Temps Nouveaux’suna düzenli biçimde katkıda bulunuyordu. Pisarro 1871’de Alman işgalinin sona ermesiyle birlikte Paris’e geri dönen Pissaro atölyesinin Almanlar tarafından yağmalandığını ve yaptığı çalışmaların büyük bir bölümünün yok edildiğini görmüştür. 1872’de eşiyle birlikte Pontoise’a yerleşti. Bu dönemde Empresyonizmin babası sayılan Paul Cezanne’la tanışıp, birlikte çalışmışlardır. 1874’e kadar yaptığı çalışmalarla izlenimci üslubunu geliştirmiştir. ”Bir tablonun yapımı nerede başlar nerde biter? İnsanın içinde aşırı duygular kaynaşmaya başlayınca, bu duygular patlayınca ve bütün düşünce yanardağdan çıkan lavlar gibi çıkıp taşınca birden bire yaratılan yapıtın çok keskin bile olsa büyük ve insanüstü bir patlayışı değil midir bu? Usun bilinçli hesapların bu patlayıştan öncesiyle bir ilgisi yoktur, ama insanın içinde yapıtın ne zaman başladığını kim bilebilir; Bu yapıt belki de bilinçsizliğin doğurduğu bir şeydir.” Sanatsal varoluşunu bu şekilde açıklar.
1874’de artık isimsel anlamda Empresyonist Akımının da kendini ortaya koymasıyla birlikte yaptığı çalışmalar empresyonist resim anlayışı içine girer. Empresyonizm tanımı da onun resimlerinde anlamını bulur. İlk kez Empresyonistlerin ilk kez 1874’te açtığı sergiye katılarak çalışmaları sergilenmiştir. Bu dönemden sonra tekniği de değişmeye başlayıp gitgide küçük pürtüklü fırça vuruşlarıyla resim yapmaya devam etmiştir. 1877’de yaptığı Kırmızı Damlar resminde ve diğer çalışmalarında da değişim göze çarpar. İzlenimcilerin 1874’den 1886’ya kadar ki bütün sergilerine katılan Pisarro 1885’te ressam Seurat’yla tanışmış ve 1886’dan başlayarak dört yıl boyunca Divizyonizm (Noktacılık) yöntemiyle resimler yapmıştır. Lacroix Adası, Rouen ve Sisin Etkileri adlı çalışmaları bu üslubu çok katı ve sistematik bulduğundan eski üslubuna geri dönmüştür. 1892’de Durand Ruel’in düzenlediği kişisel sergisiyle büyük başarı kazanmıştır. Bu dönemden sonra gözleri kronik rahatsızlıktan dolayı bozularak resim yapması güçleşmiş ve artık açık havaya çıkamaz duruma gelmişti. Bu durumdan yılmayarak artık kapalı mekanlardan resmetmeye devam etmiştir. Sanatçının bu son dönem yapıtlarının en ilginçleri Rouen ve Paris’te otel pencerelerinden bakarak yaptığı Montmarte Bulvarı ve Gece gibi kuşbakışı görünümleridir. Pisarro, tıpkı Gustav Courbet gibi Komün’ün başarısızlığa ulaşmasından sonra sürüldü ve 1894’te Cumhurbaşkanı Carnot’nun öldürülmesinin ardından anarşistlere uygulanan baskıdan kaçmak için Belçika’ya gitmek zorunda kalmıştır. Pisarro yaşamı boyunca her zaman yardımsever paylaşımcı biri olmuştur. Başta izlenimciler olmak üzere Gauguin, Signac, Van Gogh ve Seurat gibi pek çok sanatçıya yardım etmiş, onların saygısını ve hayranlığını kazanmıştır.

Ersan Çağatay

YARARLANILAN KAYNAKLAR:- Sanatın Öyküsü-GOMBRİCH-Remzi Yay.– Anarşizmin Tarihi-PETER MARSHALL-İmge Yay.- Modern Sanatın Öyküsü-N.LYNTON-Remzi Yay.- Dünya Sanat Tarihi-ADNAN TURANİ-Remzi Yay.- Resim Sanatının Tarihi-SEZER TANSUĞ-Remzi Yay.- 19. Yüzyıl Avrupa’sında Resim ve Heykel Sanatı-ZEYNEP İNANKUR-Kabalcı Yay.- Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi- Sanat Ansiklopedisi-MİLLİYET- Empresyonizm Ansiklopedisi-Remzi

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Herkes Kazanıyor – Aziz Nesin | Yahu bu ne iş? Programda benim saatim!

Bu konuşma, Kadıköy'e giden bir vapurun lüks güvertesinde geçti. Konuşanların biri irikıyım, biri ufak tefekti. Ben, masanın öbür basındaydım. O...

Kapat