İnsan ne zaman insan olacak? – Hasan Kıyafet (Günlük)

İki gün önce Dünya İnsan Hakları günüydü. Gelinlik çağında ölümü tadan Serap Eser, daha ilkokul çağındaki Ceylan Önkol, Üniversite öğrencisi Aydın Erdem ve yaşamını yitiren sekiz erin ailelerinin acılarını yürekten paylaştığımı bildirmekten öte ne yazık ki bir şey yapamıyorum. Ne yazık ki yapamıyoruz!..

Bir hesaba göre insan soyu bir milyon yıl önce iki ayağının üzerine kalkmış. Kan ter içinde uzun bir yolculuktan sonra bugünkü haline gelmiş. Gel gör ki ne iki ayak üzerine kalkışı, ne de uzun ve yorucu yolculuğu, onun insan olmasına yetmemiştir. Eğer yetse idi bugün şu yaşadığımız acıları yaşar mıydık?

Serap Eser’in ömrünün baharında, kör bir saldırıyla ölümü ve ağabeyinin ‘her şeye karşın demokratik açılım yürümelidir’ diyen duyarlı duruşu karşısında ağlamamak mümkün müdür? Öte yandan Reşadiye yöresindeki sekiz asker olayı! İster istemez peşinden daha önce Bingöl yolunda yaşanan 33 askerin öldürülüşü geliyor akla. 11 yaşında bedeni parçalanarak öldürülen Ceylan Önkol, Diyarbakır’da polis kurşunuyla sırtından vurulan üniversite öğrencisi Aydın Erdem hakeza öyle. Hangi birini sayacaksın. İçimiz dışımız ölüm, zulüm ve acı doldu. İnsan pekiyi biz ne zaman insan olacağız demekten kendini alamıyor.

İşin daha da acı ve yakıcı yanı, tüm bu olanların tam da barışa yönelik birtakım çabaların gündeme alındığı sıralarda meydana gelişidir. Daha doğrusu meydana getirilmesidir. Barış deniyor, demokrasi açılımı deniyor, analar ağlamasın akan kan dursun deniyor, bir de bakmışsınız gündem değiştirecek vahamette bir olay kotarılıyor. Bu işte bir bit yeniği olduğunu anlamamak için insanın iyice saf olması gerekmiyor. Zekanın tanımlarından birisi de ‘canlının bir kez düştüğü çukura ikinci kez düşmemesidir’ biçimindedir. Bu kaçıncı düştüğümüz çukurdur Allah aşkına! NOT: Akılsızın Kürdü, Türkü, Çerkesi olmaz, akılsız akılsızdır.

Önyargılı ve mutlu bir azınlığın kendi yarattığı provokasyonlar için suçlu hazır: Kürtler! Bu eskinin her olumsuzluğun suçlusu ‘Komünistlerdir’ anlayışına ne kadar benziyor. Aklını peynir ekmekle yememiş hangi Kürt son sekiz erimizin yaşamlarının son bulmasına sahip çıkabilir? Hangi insan kendi bindiği dalı keser? Demokrasinin gündemden kalkışı Kürt sorununun çözümüne katkı mı sağlar, yoksa yolunu daha da yokuşlara mı vurur… Bereket ki Anadolu halkı aklıselim sahibidir. Bunca kışkırtmalara, bunca tuzaklara karşın birbirinin boğazına sarılmıyor. Azık ve dert paylaştığı komşusuyla selamı sabahı kesmiyor.

Başkasından önce elbette kendi eksiklerimizi görmek durumundayız. Bu bağlamda sol ve sosyalistlerin dağınıklığı, daha acısı zaman zaman kardeş kavgasına varan hasımlıkları bizi sorunlar karşısında zayıf düşürüyor. Türk solu, Kürt solu, yok Çerkes Gürcü solu gibi yapay söylemlere oldum olası sıcak bakmadım. Kafa, kalem, yürek ve örgütlü her türlü demokratik emek gücü, atomdan daha etkili bir hak kazanım silahıdır. Yaşadığımız çağ bu yolu sadece ezilenlere değil, ezenlere de öğretecektir. Çığ gibi büyüyen işsizliğin yarattığı ve yaratacağı acil sorunların mucidi biz emekçiler değiliz. O zaman derin derin düşünmek görevi ezilenlerden çok ezenlere düşmektedir…

İki gün önce Dünya İnsan Hakları günüydü. Gelinlik çağında ölümü tadan Serap Eser, daha ilkokul çağındaki Ceylan Önkol, Üniversite öğrencisi Aydın Erdem ve yaşamını yitiren sekiz erin ailelerinin acılarını yürekten paylaştığımı bildirmekten öte ne yazık ki bir şey yapamıyorum. Ne yazık ki yapamıyoruz!..

Kaynak: http://www.gunlukgazetesi.com/haber.asp?haberid=84474

 

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Orhan Kemal’in Yapıtları | Türk Gerçekçiliğinin Gelişmesinde Yeni Bir Aşama – Svetlana Uturgauri

Orhan Kemal,  askerliğini Niğde'de yaparken "Maksim Gorki ve Nazım Hikmet kitapları okumak", "yabancı rejimler lehinde propaganda ve isyana muharrik" suçundan...

Kapat