12 yaşındaki bir çocuğun öldürülmesi ile “kapsamlı ve organize bir psikolojik harekât”ın ilgisi

Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak,  Lice’de meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden Ceylan Önkol’un öldürülmesi olayından 2 hafta sonra  Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) karşı yürütülen psikolojik savaş ve asimetrik harekât çerçevesinde propaganda malzemesi olarak kullanıldığını söyledi. 
Her tarafı Askerle çevrili bir bölgede 12 ya da 14 yaşında bir çocuk ortadan ikiye ayrılıyor olayın aydınlatılması konusunda tatmin edici bir cevap vermek yerine “organize bir psikolojik harekât” diyerek kutsal ordumuzun tartışılmazlığını hatırlattı. Efendim “olay günü herhangi bir havan atışı yapılmadığı tespit edilmiş, efendim “bir patlama vardır” deniliyor, ama ne olduğu bilinmiyor fakat haritada ‘mayın’ gösteriliyor. “Bunun neyin sonucu olduğu Cumhuriyet Savcılığı’nca yaptırılan kriminal çalışmaları sonucunda belli olacaktır” deniliyor.

Şimdi soralım

1. Eğer bu gerçekten “kapsamlı ve organize bir psikolojik harekât” ise ‘görevini kötüye kullandığı ve suç delillerini kararttığı’ iddia edilen Cumhuriyet savcılığının mayın demesi dışında bir seçeneği var mıdır?
2. “kapsamlı ve organize bir psikolojik harekât” olunca mayına basmış birinin ayakları ve koları sağlam kalıyor da  iç organlarını parçalanıyor?
3. Eğer gerçekten “kapsamlı ve organize bir psikolojik harekât” varsa daha tatmin edici bir açıklama yapmanız  gerek miyor mu?  

Genelkurmay, Ceylan Önkol’un ölümü konusunda haritalı sunum yapılarak bir patlama olduğu ama bunun havan olmadığı açıklanıyor. Haritanın üzerinde “mayına basma olayı” ifadesi ise dikkat çekiyor. Anlaşılan o ki, Cumhuriyet Savcılığı’nca yaptırılan kriminal çalışma sonucuna gerek kalmamış.


Bir Mayın nasıl patlar? Iraktan bir video
Olay sonrasında İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi yetkilisi Serdar Çelebi, olay yerinde yaptıkları incelemelerde  herhangi bir çukur görmediklerini, dolayısıyla patlamanın mayından kaynaklanmadığını,  Önkol’un el, kol, ayak ve bacakları sağlam, karın bölgesi parçalanmış. Ellerin sağlam olması, patlayıcı madde bulup kurcalamış olması ihtimalini ortadan kaldırdığını söylemişti.

İşte  kapsamlı ve organize bir psikolojik harekâtı yürütenler

Benimki insani bir çığlık
Ahmet Hakan (Hürriyet):

… Ama Sayın General, sakın bu masalı anlattım diye…
Beni Ceylan’ın bin parçaya bölünmüş cesedini, “Gerilla savaşına mütevazı bir katkı…” sayıp kullanmaya kalkan DTP’lilerle bir tutmayın…
Benimki hesapsız kitapsız bir refleks… Benimki insani bir çığlık…
Ve istiyorum ki…
Bu refleks size de sirayet etsin… Bu çığlık sizi de kuşatsın…
Lütfen, talihsiz Ceylan’ın başına gelen bu olaya sebep olanların üzerine gidin… Ama öyle gidiyormuş gibi yaparak gitmeyin… Sahiden gidin…
Gidin ki bir daha havan topları patlamasın Ceylan’ların üzerinde…
Gidin ki…
Dirisi için bir şey yapılamayan Ceylan’ın, hiç olmazsa bin parçaya bölünmüş ölüsü için bir şey yapılmış olsun…

Hayır, susmayacağız
Mehmet Ali Brand (Posta):

Şimdi çok titiz bir soruşturmayla o havan mermisini kimin attığı bulunmalı.
Önemli olan, “teröre destek veren bölge” olarak nitelendirilen Lice’deki bu olayın beklenen ve gereken ilgiyi bulamamasıydı. Eğer DTP milletvekili Aysel Tuğluk gitmese, konuyu kamuoyuna taşımasa, Taraf gazetesi ve başyazarı Ahmet Altan “Susacak mıyız?” diye haykırmasa, bu cinayet belki de görmezden gelinecekti.
Ben, kendi açımdan susmayacağım.
Medya da susmayacak.

Böyle gelmiş böyle mi gidecek
Haşmet Babaoğlu (Sabah)

…Bir çocuğun ölürken kopardığı çığlık karşısında bütün sözcükler anlamını yitiriyor.
Diyarbakır, Lice’nin bir köyünde evlerinden iki adım mesafede oynarken havan mermisiyle paramparça olan Ceylan’ın fotoğrafına bakıyorum iki gündür.
Minicik kızının dağılan parçalarını eteklerinde evlerine taşımak zorunda kalan annenin feryatları aklıma geliyor.
Ne günahları vardı?
Devlet uzak, medya suskun! Taraf yazmasa, “bu taraflardan” kimsenin bu olaydan haberi olmayacaktı!
Siyasi, tarihi, resmi olan ne varsa hepsi bir kenara…
Ankara’nın önünde çok açık ve alabildiğine yalın bir soru var aslında..
Güneydoğu’da böyle gelmiş, böyle gidecek mi?

Doğrular anlatılmalı
Ergun Babahan (Star):

…Önce bir teğmenin ağır cezası sonucu askerlerin şehit olması, ardından genç bir çocuğun havan atışı olmadığı açıklanan bir patlama sonucu ölmesi.
Her iki olayla ilgili gerçekleri Taraf gazetesinde okuduk.
“Her Türk asker doğar” sloganına uygun olarak “Her gazeteci Mehmetçiktir” söylemiyle hareket eden medya bu olayı görmezden geldi. Ancak gazetenin ısrarlı haberleri sonucu Genelkurmay açıklama yapmak zorunda kaldı.
Çağımız bilgi çağı.
Artık “Kol kırılıp yen içinde kalmıyor.”
Bu yüzden Genelkurmay yanlışlarını hızlı biçimde açıklayıp toplumla paylaşırsa güvenilirlik oranının yüksek kalmasını sağlar.
Bugün için yapması gereken ise Ceylan’ın ölümüne neden olanları bir an önce tespit edip yargı önüne çıkarmak, genç kızın ailesini mahkeme kapılarında süründürmeden gereken tazminatı ödemek olmalıdır.

Bu sorular yanıt bekliyor
Mehmet Altan (Star):

…Şu soruların cevabı hâlâ ortada:
– Maktul Ceylan Önkol’un vücuduna isabet eden silahın cinsi nedir? Patlayan mayın mı yoksa yerden havaya atılmak suretiyle kullanılan bir silah mı?
– Olaydan sonra Cumhuriyet Savcısı ve güvenlik güçlerinin olay yerine gitmeyerek, köy imamını olay yerine gönderip kamera ile çekim yapmasını istemesi hukuka ne derece uygun?
– Olayın meydana gelmesinden üç gün sonra olay yerine giden Cumhuriyet Savcısı’nın aldığı numuneler olayı teferruatlı bir şekilde aydınlatmaya yetecek mi?
– Olay yerinde yapılması gereken otopsi güvenlik gerekçesiyle yapılmadı. Böylesi bir olayda güvenlik gerekçesi nedir ve bu ne kadar hukuka uygun?
– Olay yerinde yapılmayan otopsinin herhangi bir sağlık kuruluşunda yapılması imk‚nı varken neden karakol nizamiyesinde yapılma ihtiyacı duyuldu?

Ben utanıyorum
Balçiçek Pamir (Haber Türk):

YILDIRIM Türker sordu. “Ceylan’ı o dağlarda vurdular. Vuranlar hiç utanır gibi durmuyor. Peki siz utanmıyor musunuz?” diye. Şöyle yazdı “çoban kızı Ceylan Önkol için kimileri 12, kimileri 14 yaşındaydı diyor. Ne fark eder? Onun vurulduğu dağların zamanı bizimkiyle ölçülemez nasılsa…”
Tokat yemiş gibi oldum yazıyı okurken. Sahi utanmıyor muyuz? Üzgünüm demediğimiz için… O yaşta küçük bir kıza sahip çıkamadığımız… Hatta öldürdüğümüz için… Hiç mi yüzümüz kızarmıyor? Ben utanıyorum. Daha önce kalem oynatmadığım için.
Utanıyorum, çünkü o çocuğun niye öldüğünü kimselere anlatamam, yapamam.

‘Sen bir hiçsin’ tekrarı
Gözde Bedeloğlu (Birgün):

Ceylan üç karakolla çevrili bir alanda nereden geldiği ve cinsi belli olmayan bir patlayıcıyla parça parça… Cesedi saatlerce toprak üzerinde, anasının avuçları içinde… Savcı günler sonra, belki de bize gerçekleri sunma işlevini çoktan yitirmiş kanıtların arasında… Otopsi karakol önünde, özensiz… Her yapılan ‘sen bir hiçsin’ tekrarı…
“Niye bizi sahiplenen olmadı? Niye acımızı kimse paylaşmadı. Biz ikinci sınıf vatandaş mıyız?” diye vuruyor göğsüne, minik kızından arta kalanları eteklerine doldurmuş bir ana. Lice yine beliriyor haritada kanlı… Bir yandan Kürt-Türk kucaklaşması için açık tutulan kollar, diğer yanda o kolları sancıyan karınlara götüren acılar…
Haritanın ucundaki yangın kül ediyor hepimizi…

Aydınlatılmasını  istemeyenler mi var
Deniz Kavukçuoğlu (Cumhuriyet):

Ceylan Önkol 13 yaşında bir Kürt kızıydı. Bu toprakların bir çocuğuydu, bizim çocuğumuzdu. Öldürüldü. Neyle ve nasıl öldürüldüğü 28 eylülden buyana geçen 16 günde açığa kavuşmadı. Bir görev ihmaliyle mi karşı karşıyayız? Yoksa bu cinayetin açıklığa kavuşmasını istemeyenler mi var? Varsa kimler?
Merak ediyorum.

ve Ahmet Altan Küçük Kız

Ahmet Altan:Vicdan dediğiniz o tuhaf şey böyle durumlarda ortaya çıkıyor işte

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Dünyanın ilk fotoğraf makinelerinden birinin fotoğrafı

Fotoğrafta gördüğünüz cihaz dünyanın en eski fotoğraf makinelerinden biri. Yaklaşık 6 kilogram ağırlığındaki fotoğraf makinesinin dış yüzeyi yumuşak bir dokuya sahip  ahşap...

Kapat