Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Atatürk’ün şu sözlerini bilmiyor mu?

Atatürk’ün 1937 yılının Kasım ayında TBMM’sinin açılış konuşmasından bir bölüm: “Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.”
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ,’un İstanbul’da Harp Akademileri Komutanlığı Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi’nde  bugün yaptığı ‘Yıllık Değerlendirme Konuşması’ndan bir bölüm: “Askerlik moral değerlere önem veren mesleklerin başında gelir. Elbette bireysel açıdan din önemli bir etkendir. Halkımımızın değerlerine saygı duymaması düşünülemez. Binlerce evladını şehit vermiş bir ordudur. Bizim için şehitlik ve gazilik kutsaldır. Ayrıca ordunun halk arasında peygamber ocağı olduğunu bilmekteyiz. Açıkça söylüyorum TSK hiç bir zaman dine karşı olmamıştır.”

Lakilik karşıtı eylemlerde demokrasi ve yasalar çerçevesinde, daha etkin cevap verebilmek için bu olayların sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarının ne olduğunun analiz edilmesi gerekmektedir. Gerçek mütedeyyin kişilerle kimsenin sorunu olmamalıdır. Din gerekli kurumdur. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız din Allah ile kul arasındadır. Atatürk diyor ki ‘Din işlerini devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor amaca ve eyleme dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Ve buna asla meydan vermeyeceğiz. ‘

TSK asla dine karşı olmamıştır

Askerlik moral değerlere önem veren mesleklerin başında gelir. Elbette bireysel açıdan din önemli bir etkendir. Halkımımızın değerlerine saygı duymaması düşünülemez. Binlerce evladını şehit vermiş bir ordudur. Bizim için şehitlik ve gazilik kutsaldır. Ayrıca ordunun halk arasında peygamber ocağı olduğunu bilmekteyiz. Açıkça söylüyorum TSK hiç bir zaman dine karşı olmamıştır.

Bizim karşı olduğumuz husus siyasi ve kişisel amaç ve çıkarlar için dinin ve din duygularının alet edilmesi ve araç olarak kullanılmasıdır.. Laikliğin din karşıtı olma ve dinin bireylerin hayatlarından soyutlanması anlamına geldiğinin söylenmesi TSK’yı din karşıtı bir kurum olarak gösterilmesi her şeyden evvel Atatürk’e ve onun ordusuna en büyük haksızlık ve sorumsuzluktur.

Cemaat Yorumu

Herkes Anayasa’nın 24. maddesini uygun davranırsa sorun kalmaz. Din eksenli cemaatleri 24. maddede nereye koyacaksınız? Dinin araç haline getirmek dine en büyük kötülük değil mi? Toplumun inanan inanmayan ayrımı yapanlara soruyorum. Dini inançlarını hangi hakla değerlendiriyorsunuz. Bu kişi dindar bu kişi dindar değil diye nasıl bir ayrım yapabiliyorsunuz. Kutuplaşmalarla nereye gideceksiniz.

Bugün bazı cemaatler ekonomik güç olmaya gidiyor. Sorun dini duygularının kendi amaçları için alet olarak kullanılmasıdır. Bazı din eksenli cemaatler demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve görünürde güçlü bir konuma geldiğini zannetmektedirler. Bazı din eksenli cemaatler TSK’yı hedeflerine ulaşmakta en büyük engel olarak görüyor. Her fırsatta destekleyicileri sayesinde TSK aleyhine faaliyet göstermektedirler. Hukuk devleti kapsamında bu yapılanlara karşı TSK‘nın etkisiz ve tetkisiz kalacağını düşünmek büyük yanılgıdır

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Rojin Trt Şeş’e Şeş’ti veyahut “Kim kürt olmak ister ki”

AKP'nin hiçbir yasal düzenlemeye dayanmadığı için  seçim yatırımı olarak açtığı idda edilen TRT Şeş'ten ilk istifa kanalın açılışını yapan Rojin'den geldi. Şarkıcı ...

Kapat