Yeni Paradigmayı Oluşturmak: Cumhuriyeti nasıl bilirsiniz? – Fikret Başkaya

Yeni ParadigmaCumhuriyet 29 Ekim 1923’de “kuruldu”. Nasıl “kurulduğu” ne olduğundan bağımsız değildi. Kavramın gerçek anlamındaki Cumhuriyetle [res publica] bir ilgisi yoktu. Sadece o tarihten sonra “Eski Rejim” yeni adıyla çağrılacaktı. Cumhuriyetin kurulmasında halkın [res publica’nın] bırakın bir dahli olmasını, kuruluştan [ilânından densin] haberi bile olmamıştı. Elbette haberi olmayan sadece halk değildi. Mustafa Kemal Nutukta “kuruluş” hikayesini şöyle anlatıyor: “Yemek esnasında; yarın cumhuriyet ilân edeceğiz dedim. Hazır bulunan arkadaşlar, derhal fikrime iştirak ettiler. Yemeği terk ettik. O dakikadan itibaren, sureti hareket hakkında, kısa bir program tespit ve arkadaşları tavzif ettim.” … “Efendiler, görüyorsunuz ki, cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davete ve onlarla müzakere ve münakaşaya asla lüzum görmedim. Çünkü, onların zaten ve tabiaten benimle bu hususta hemfikir olduklarına şüphe etmiyordum.

Devamı…Yeni Paradigmayı Oluşturmak: Cumhuriyeti nasıl bilirsiniz? – Fikret Başkaya

Mustafa Kemal’in Kürtlerle ilgi Sansürlenen Sözleri, Nutuk’un Kırmızı Çizgileri

NutukAtatürk’ün, Amasya Protokolleri ve İzmit’te dönemin ünlü gazetecileriyle yaptığı sohbet toplantısında, Kürt sorununa, Kürtlere ilişkin söylediği sözler, 15-20 Ekim 1927 tarihleri arasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin 1. Kurultayı’nda yaptığı 36,5 saatlik konuşma metinlerinden oluşan Nutuk’un Türkçe harflerle basıldığı 1934, 1938, 1963 ve 1965 tarihli baskıları sansürlenerek basıldı.  26 Kasım 1929’dan 7 Şubat 1930’a kadar süren 75 bölümlük ‘Gazi ve İnkılap’ dizisinde Milliyet gazetesinde yayınlandı. Türk Devrim Tarihi Enstitüsü’n bastığı ‘Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’ ve ‘Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri’ adlı kitaba da alınmayarak sansürlenmişti.

Devamı…Mustafa Kemal’in Kürtlerle ilgi Sansürlenen Sözleri, Nutuk’un Kırmızı Çizgileri

Cumhuriyet kararı gece saat 20.30’da verildi. On beş dakika sonra Cumhurbaşkanı seçildi

Mustafa Kemal ismet inonuEfendiler, görüyorsunuz ki, Cumhuriyet ilânına karar vermek için Ankara’da bulunan bütün arkadaşlarımı davet ederek onlarla görüşüp tartışmaya asla lüzum ve ihtiyaç görmedim. Çünkü, onların da aslında ve tabiî olarak benim gibi düşündüklerinden şüphe etmiyordum. Halbuki, o sırada Ankara’da bulunmayan bazı kişiler, yetkileri olmadığı halde, kendilerine haber verilmeden, düşünce ve rızaları alınmadan Cumhuriyetin ilân edilmiş olmasını bize gücenme ve bizden ayrılma sebebi saydılar. (Nutuk)

“Yemek sırasında ‘Yarın Cumhuriyet ilân edeceğiz’ dedim.”
Mustafa Kemal’in “Nutuk”undan Türkiye’nin devlet biçimi olarak Cumhuriyet’in kuruluş kararı

Devamı…Cumhuriyet kararı gece saat 20.30’da verildi. On beş dakika sonra Cumhurbaşkanı seçildi

Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ve Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman – Ayşe Hür

Olayın ortaya çıkması üzerine Topal Osman’ın nasıl teslim alınması gerektiğine dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırlar. Rauf Bey’in anlattığına göre önce Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı (Tekçe) çağrılmış, Mustafa Kemal bizzat sarmalama harekâtının krokisini hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in İstasyon’daki dairesine çekilmiştir. Latife Hanım’ın kızkardeşi Vecihi İlmen’e göre ise Topal Osman ve adamları Çankaya Köşkü’nü sarıp da silah atmaya başlayınca, Mustafa Kemal çarşafa bürünüp Latife Hanım’la birlikte köşkten gizlice çıkmıştır. Hangi anlatım doğrudur bilinmez ama alınan tedbir yerindedir, çünkü Topal Osman Ağa teslim olmayı kabul etmediği gibi Çankaya Köşkü’ne gidip öfke ile her yeri kırıp dökecektir.

Devamı…Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ve Mustafa Kemal’in Muhafızı Topal Osman – Ayşe Hür

Ahmet Altan: “Dersim Katliamı’nın devlet, CHP ve Atatürk’ten başka “sorumlusu” olabilir mi?”

CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ün Zaman gazetesinde 10 Kasım tarihinde yayınlanan söyleşisinde: “Dersim Katliamı’nın sorumlusu devlet ve CHP’dir. Atatürk de bu olaylardan haberdardır”  sözleri üzerine muhalefet partisinde kıyamet koptu. Bazı milletvekilleri Aygün’e karşı basın aracılığıyla çeşitli demeçler verdi, bazıları TBMM’de konuştu.  Parti yönetimi Aygün’ün savunmasını istedi.  CHP’yi adeta “bölen” bu tartışmayı köşesine taşıyan Ahmet Altan; “Aygün kibar söylemiş, Atatürk sadece haberdar değildi, Dersim katliamının planlarını bizzat kendisi yaptı. Trabzon’daki müzeye giderlerse Atatürk’ün üstünde çalıştığı harekât planını da orada görürüler. Dersim’de insanlar fareler gibi mağaralarda öldürüldü, kafaları kesildi. Sivil insanların üzerine bomba yağdıran ve adı bir havaalanına verilen Sabiha Gökçen ismi bir gün bu ülkeden silinecek” dedi.  2009 yılında Dersim katliamını savunan CHP milletvekili Onur Öymen olayından sonra Dersim tartışmasını yeniden alevlendirecek gibi görünüyor.

Devamı…Ahmet Altan: “Dersim Katliamı’nın devlet, CHP ve Atatürk’ten başka “sorumlusu” olabilir mi?”

Resmi Türk Kimliğinden Özgür Yurttaşlığa – Şeymus Diken

Ünü Diyarbekir’in dışına taşmış ve soyadı kanunuyla “Güzelses” olacak olan Diyarbekirli Celal Bey, 1930’lu yıllarda halkevinin musiki şefidir. Celal Bey’in musikiyle ilişki halinde olduğu bu dönemde, sonraları ünlü bir tiyatro sanatçısı olarak ün yapacak olan Altan Karındaş’ın ağabeyi Mahmut Karındaş, 1930’lar itibarıyla Diyarbekir’de veteriner yüzbaşı olarak görev yapmaktadır. Karındaş yüzbaşı, karındaş olmadığı Diyarbekirlilerin gündelik yaşamdaki sözlü ifadelerini, kısmen de yerel ağzı alaya alarak bir plak yapar. Bu plak kentte ciddi ölçüde üzüntü nedeni olur.

Devamı…Resmi Türk Kimliğinden Özgür Yurttaşlığa – Şeymus Diken

Türk aydınının işlevi ve iktidar karşısındaki konumu | Aydınlar ve resmi ideoloji – Doç. Dr. F. Başkaya

Osmanlı dönemi kültürü inkâr edilince, geriye halk edebiyatı dışında pek bir şey kalmıyordu. Ortaya çıkan kültür boşluğu da Batı’ya daha çok yaslanarak, ve oradan daha çok “ithalât” yapılarak doldurulmaya çalışıldı! İthal edilen de pozitivist burjuva kültürüydü. Bu tutucu ve seçkinci ideolojinin ithali yönetici aydın elitin çıkarlarına uygun düşüyordu. Üstelik bu alanda bir sürü tutarsızlıklar, çelişik yaklaşımlar da sergileniyordu. Mustafa Kemal, Nutuk’ta; “Osmanoğulları zorla, Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdi, şimdi de Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini bildirerek, hakimiyet ve saltanatı isyan ederek bilfiil eline almış bulunuyor“[16] diyor. Bu durumda İstanbul’un fetih yıldönümlerinde ve daha başka bir şiirli yıl dönümlerde yapılan törenleri anlamak zorlaşır! Diğer yandan da yok sayılan veya inkâr edilen şeylerle övünülüyor. Örneğin Türklerin tarih boyunca kurdukları en büyük devletin Osmanlı Devleti olduğu söyleniyor!

Devamı…Türk aydınının işlevi ve iktidar karşısındaki konumu | Aydınlar ve resmi ideoloji – Doç. Dr. F. Başkaya

Cumhuriyetin Terör Aygıtı: İstiklal Mahkemeleri – Ayşe Hür

Son aylarda daha da arttı ama yıllardır Türkiye’deki hukuk sisteminin ‘tefessüh ettiğini’ (kokuştuğunu) gösteren bir dizi olay yaşıyoruz. ‘Cumartesi Anneleri’ tam 14 yıl, 54 mevsim, 223 haftadır, her cumartesi günü, İstanbul’da kayıplarını istiyorlar. Avlardır başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde olmak üzere, gösterilerde taş atan çocukların büyükler gibi yargılanmaları ve terör kanunları uyarınca ağır hapis cezalarına çarptırılmaları da ‘vak’ayı adiyeden’ oldu. Hrant Dink ve Rahip Santoro davaları, adeta görünmez bir el tarafından sonsuza kadar oyalanmaya çalışılıyor. Ne Güneydoğu Anadolu’da asit kuyularına atılmış binlerce insanımızın, ne polis veya gardiyan dayağıyla ölen evlatlarımızın hesabını sorabiliyoruz.

Devamı…Cumhuriyetin Terör Aygıtı: İstiklal Mahkemeleri – Ayşe Hür

Paradigmanın İflası | Milli Mücadele Anti Emperyalist Bir Hareket Değildi – Fikret Başkaya

XIX. yüzyılın sonu ve XX’inci yüzyılın başına kadar geçen sürede Osmanlı İmparatorluğu, Batılı kapitalist devletlerle Çarlık Rusyası’nın çıkar çatışması yüzünden ayakta kalabilmişti. Bu dönem Osmanlı dış politikası, söz konusu çıkar çatışmalarından yararlanma temeli üzerinde kurulmuştu. II. Abdülhamid, çıkar çatışmalarından yararlanarak saltanatını sürdürmeye yönelik bir dış siyaset izlemişti. Birinci Dünya Savaşı tam bu duruma son vermek üzereyken, Sovyet devriminin patlaması.durumu tekrar değiştirmişti. Sovyet devrimi ve devrimin yayılma potansiyeli, emperyalistlerin savaş öncesi ve savaş içindeki hesaplarını alt üst etti. “Yeni Türk Devleti” de bu yeni durumun yarattığı çıkar çatışmalarından yararlanarak varlığını korumuştur.

Devamı…Paradigmanın İflası | Milli Mücadele Anti Emperyalist Bir Hareket Değildi – Fikret Başkaya

Milliyetçilik Sendromu | Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman

Falih Rıfkı Atay Çankaya kitabında “Savaş bitip de İngilizler ve müttefikleri, İttihatçı ve hele Ermeni öldürüşçülüğünün hesaplarını sormak yoluna gidince, ne kadar gocunan varsa silahlanıp bir çeteye katılmıştır” der. Hakikaten de, Milli Mücadele’nin önemli isimlerinden Yenibahçeli Şükrü Bey, Deli Halit Paşa, Küçük Kazım, Hilmi, Nail Beyler, veya daha sonra Cumhuriyet hükümetlerinde bakanlık yapan Şükrü Kaya, Abdülhalik Renda, Pirinççizade Arif Fevzi, Ali Cenani Bey, Tevfik Şükrü Aras gibi yüksek sınıftan beylerin de Ermeni Tehciri’nde rolleri vardır. Celal Bayar ise Ben de Yazdım adlı 8 ciltlik kitabında Milli Mücadelenin diğer önemli isimleri olan, İsmail Canbolat, Pertev ve Cafer Tayyar beyler, Yüzbaşı Arap Nuri, Yüzbaşı Hüsamettin, Ahmet Rıfat, Yüzbaşı Tahir, Kara Kemal gibi şahsiyetlerin 1914’de Ege’de yürütülen Rum tehcirindeki rollerini kendi açısından pek güzel anlatır.

Devamı…Milliyetçilik Sendromu | Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman

24 Kasım Öğretmenler Günü 12 Eylül’ün Ürünü, Asıl Öğretmenler Günü 5 Ekim – Ufuk Coşkun*

kenan evren12 Eylül cuntası, Atatürkçülüğün bir göstergesi olarak 24 Kasım’ın Öğretmenler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırırken Atatürkçülük adı altında yaptıkları hataların ve hukuksuzlukların üzerini örtmek istiyorlardı aslında.
12 Eylül askerî darbesinin yapıldığı dönemde askerî yönetimin başında bulunan Kenan Evren, Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım’ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Atatürk bile 24 Kasım’ı ‘Muallimler Günü’ olarak ilan etmemişken, 12 Eylül darbecileri bugünü ‘Öğretmenler Günü’ olarak kutlamayı zorunlu hale getirmişlerdir. O dönemde bir taraftan 24 Kasım’ın Öğretmenler Günü olarak kutlanması zorunlu hale getirilirken, diğer taraftan da 1402 sayılı kanunla birçok bilim insanı üniversitelerden atılıyor, YÖK kuruluyor, öğretmenler meslekten atılıyor, sürgün ediliyor ve daha birçok baskıya maruz bırakılıyordu.

Devamı…24 Kasım Öğretmenler Günü 12 Eylül’ün Ürünü, Asıl Öğretmenler Günü 5 Ekim – Ufuk Coşkun*

Günümüz Türk Marksistleri Mustafa Kemal’e Nasıl bakıyor?

72. ölüm yıldönümünde günümüz Türk Marksist aydınlar, Evrensel  Dergisi ve Hayat Televizyonu Genel Yayın Yönetmenli Aydın Çubukçu,  Sol dergisi yazar’ı Metin Çulhaoğlu ve Birgün gazetesi yazarı Hayri Kozanoğlu   Mustafa Kemal’in tarihsel rolüne ve bugün Mustafa Kemal’e nasıl bakmak gerektiğine ilişkin düşüncelerini paylaştı.
Aydın Çubukçu: “O, sınıf çıkarlarının gerektirdiği gibi davranmıştır, Metin Çulhaoğlu: “Bir burjuva devrimcisine ‘madem burjuva devrimcisisin, neden benim gelişmem için elverişli zemin yaratmadın?’ diye bakmak tam tamına zavallılıktır” derken Hayri Kozanoğlu: “Eleştirel bir bakış açısının yanında, sevgi ve anlayışla o döneme yaklaşmak gerekiyor” diyor.

Devamı…Günümüz Türk Marksistleri Mustafa Kemal’e Nasıl bakıyor?