Franz Kafka’nın Babaya Mektup’un oluşumu ve işlevi – Roger Hermes

Kafka henüz Prag’dayken (yani 4 Kasım 1919’da Schelesen’e hareket etmeden önce) babasına ayrıntılı bir mektup yazmayı planlar ve bu niyeti hakkında kız kardeşi Ottla’ya bilgi verir. Şimdilik yalnızca kafamda canlanan, diye belirttiği mektubu, nihayet Schelesen’de, Julie Wohryzek’le, Hermann Kafka tarafından büyük bir kararlılıkla reddedilmiş olan ve gerçekleşmeyen evliliğin doğrudan etkisi altında yazar. Kendi ailesini kurma girişimi sonuçta farklı nedenlerden dolayı başarısızlığa uğramıştı, ancak babasını bir kez daha aşırı kudretli bir karakter olarak gördüğü anlaşılan Kafka, onu da bu olaydan sorumlu tutar. Mektup –Brod’un hatırladığına göre– “gerçekten de babasına verilecekti”  ve “babasıyla arasındaki, utanç verici bir biçimde tıkanmış, acı verici ölçüde sertleşmiş ilişkilere bir açıklık getirmeye”  hizmet etmesi bekleniyordu. Elyazısıyla 104 sayfayı kapsayan mektubun son hali de Brod’un hatırladıklarını doğrular: Elyazısının büyük, özenli niteliği ve pek az düzeltme yapılmış olması, yazmanın alıcıya ulaştırılması gözetilerek tamamlanmış olduğuna işaret eder – bu arada, günümüze kalmamış olmakla birlikte, ayrıca notların ve öntaslakların olduğu da düşünülebilir. Ancak Kafka ne (yazmayı bitirmeden önce dile getirdiği gibi) mektubu Schelesen’den postayla gönderir ne de, Milena Jesenská’ya yazdığı bir mektuptan anlaşılabileceği gibi, babasına şahsen verir: Eğer eski halimi bilmek istersen, sana (…) yaklaşık altı ay önce babama yazdığım, ama henüz vermediğim dev mektubu gönderirim. Babasına yazdığı mektubu okumak, kendisi de babasıyla çatışma içinde yaşayan arkadaşına Kafka’nın biyografik arka planı hakkında fikir verecek ve aynı zamanda aralarındaki “kader akrabalığı”nı gösterecektir.

Hermann Kafka (Kafka’nın babası)

Kafka 1920 Temmuzu’nda Meran’da geçirdiği uzunca bir istirahat izninin ardından Prag’a döndüğünde, Milena Jesenská’ya şu haberi verir: Yarın Baba-mektubunu senin ev adresine göndereceğim, onu iyi sakla lütfen, belki günün birinde babama vermek isteyebilirim. Elyazmasına Milena Jesenská için eklenmiş bir notun gösterdiği gibi, kendisi de bu sırada mektubu bir kez daha okumuştur, ancak göndermeye karar veremez, çünkü hemen 9 Ağustos 1920’de Milena’ya şunları yazar: Babama yazdığım (ayrıca kötü, gereksiz) mektubu bilmen iyi bir hazırlık olurdu. Ama mektubu sonraki haftalarda da vermez, ki Milena Jesenská –mektubun asıl alıcısı gibi– mektubu okuyamamıştır.

Daha geç bir zamanda Kafka mektubun bir kopyasını daktiloya çeker, ancak bu işi metni sona erdirmeden hemen önce yarım bırakır. Bu daktilo metni Babaya Mektup’un işlevi hakkında bazı sorular atar ortaya. Yüzeysel olarak bakıldığında, elyazısı metinden az sayıda da olsa, ilginç sapmalar saptanabilir: Mektubun yazıldığı yer olan “Schelesen” ibaresi eksiktir ve hitap “Sevgili baba” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklikler ve de bizzat daktilo kopyanın varlığı, Kafka’nın metne bu arada –belki de uzun bir zaman aralığıyla, elyazmasını Milena Jesenská’ya vermeden önce gerçekleştirdiği yeni okumanın ardından– belirli bir alıcıya yönelik bir mektuptan daha farklı bir işlev yüklediğinin işaretleri olabilir. Bu varsayım, iki olguya dayandırılabilir – ve geliştirilebilir: Kafka’nın edebi metinlerinin daktilo kopyalarını hazırlama pratiğine ve gündelik bir olaydan doğan düzyazı metni Grosser Lärm’in (Büyük Gürültü) oluşum ve yayımlanış öyküsüyle yapılacak karşılaştırmaya.

Kafka’nın yalnızca kendisinin yayımlamayı öngördüğü edebi metinlerin daktilo kopyaları olduğu belgelenmiştir. Bu kopyaları ya bizzat kendisi hazırlıyor ya da bu iş için birini görevlendiriyordu. Bu daktilo metinler daha sonra Kafka tarafından yayınevlerine ve yayıncılara gönderiliyor ve –yayımlanmalarının kabul edilmesi durumunda– baskıya esas alınan metni oluşturuyordu. Bu bakımdan Babaya Mektup’un bir daktilo kopyasının bulunması, Kafka’nın bu metni –salt bir mektup işlevini aşan– edebi değer taşıyan ve konusu bakımından güncel bir metin olarak görmüş olduğu biçiminde yorumlanabilir. Kafka’nın, okuduğu belgelenmiş olan (ve ayrıca Felice Bauer’e söz ederken hafızasında kaldığı biçimiyle, “Bir Babanın Oğluna Mektubu” olarak adlandırdığı) “Brief eines Vaters unserer Zeit” (Bir Zamane Babasının Mektubu) başlıklı denemesinde Herbert Eulenberg’in ya da (Kafka’nın tanıdığı ve saygı duyduğu) Franz Werfel’ın yukarıda kısmen alıtılanan “Baba ve Oğul” başlıklı şiirinde ve “Nicht der Mörder, der Ermordete ist schuldig” (Katil Değil, Maktul Suçludur) başlığını taşıyan düzyazı metninde yaptıkları gibi, Kafka da Babaya Mektup’uyla, babalar kuşağının oğulları karşısında sarsılmaz gibi görünen otoritesinin yarattığı sorunu, bireysel otobiyografik bir baba oğul çatışmasını aşan bir biçimde dile getirir. Muhtemelen bu olgunun farkına varması Kafka’yı, metnin genel bir ilgi göreceği ve yayımlanmaya uygun olduğu düşüncesine vardırmıştır. Daktilo metnin hazırlanması bu durumda kamuoyuna açılma yönündeki ilk adım olmalıydı – ancak Kafka’nın ölümüne dek bunu başka adımların izlemediği anlaşılmaktadır.

Düzyazı metni “Büyük Gürültü”nün oluşum ve yayımlanış öyküsü için de benzer şeyler söylenebilir. Kafka bu metni, günlük defterlerinin üçüncüsünde, ebeveyninin evindeki gürültü ortamına yönelik dolaysız bir şikâyet olarak not eder; daha sonra –edebi niteliğinden emin olduğu zaman– Willy Haas tarafından çıkarılan dergi Herderblätter’de yayımlanması için Haas’a teslim eder ve metne iliştirdiği mektubuna şu notu düşer: Belki o yakınlığı gösterir ve ailemi kamuoyu önünde terbiye etmek için yazdığım, ilişikteki küçük parçayı kabul edersiniz. Eğer siz uygun görürseniz, gelecekte de böyle aile haberleriyle Herderblätter’e katkıda bulunmaya hazırım. Böylelikle başlangıçta günlüğüne düştüğü kişisel bir not, edebi bir metne dönüştü ve sonunda Kafka tarafından yayına verildi.

Kafka’nın, Milena’ya karşı fazlasıyla hedefine yönelik olarak kurgulanmış diye betimlediği  ve bu avukat mektubundaki, avukatlara özgü hilelere dikkat çektiği Babaya Mektup için de, yine böyle bir imkân görmüş olduğu düşünülebilir.

Roger Hermes
Wuppertal Üniversitesi Kafka Araştırmaları Merkezi’nde uzman araştırmacı

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Stella Ovadia: Kadın olmak aya gidilen zamanda okuma yazma bilmemektir!

Kapat