Eğlence, Mizah | Şişmanlığa son, halka hürriyet – Dr. Martinez

Kardeşlerim, dostlarım, muhterem Korsikalılar! Kanuni Sultan Süleyman “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” lafını boşuna söylemedi. Lütfen sağlığınıza dikkat edin. Biliyorum bulgur pilavı, kuru soğan ve tarhana dönemini çoktan aşıp suşi, şinitzel ve tiramisu mertebesine ulaştınız ama yine de yediğiniz içtiğiniz şeylerin kalori değerinden, glisemik indeksinden haberiniz var mı diye sorarım size. Her türlü haltı, her türlü naneyi ve envai çeşit ayvayı yiyor olabilirsiniz, burası özgür bir ülke, parlamenter demokrasimiz, derin devletimiz, hak hukuk ve guguğumuz var istediğinizi yiyebilirsiniz. Peki, fakat ya obez olursanız ne olacak? Bu, tarihimize bir kara leke olarak geçmeyecek mi? Atalarımız at sırtında Himalayalardan, Kosta Rika’dan, Madagaskar Adaları’ndan onca yol tepip gelmişlerse, yolda kımız içmeye bile vakit bulamamışlarsa sonra bu cennet vatanın humuslu topraklarına dört koldan dalmışlarsa bu ne sayesinde olmuştur, bir düşünün bakalım.

Fıçı gibi, varil gibi göbekli atalara sahip olsaydık onları hangi at nasıl taşıyacaktı, hangi at, üstünde sumo göreşçisi gibi bir adamı taşır, bu kadar keriz mi bu atlar? Ne olacaktı o zaman peki? Tarih değişecekti, coğrafya değişecekti; hatta belki şehre bir film gelecekti o zaman iklim de değişip Akdeniz olacaktı. Yaa, yaa!

Bakın Sağlık Bakanı da bu konuya takmış, hatta bir önerisi de var; “obezlere şişko diyelim” diyor. Bence mantıklı. Emperyalizmin iliğini kemiğini sömürdüğü, proteinsizlikten eğri büğrü kalmış ortalıkta adeta italik harfler gibi dolaşan emekçi fakat çiroz ve adeta değnek gibi dolaşan vatandaşlarımıza da dingil diyelim. Burada amaç bu insanları kışkırtmak. Kışkırtılınca bakarsınız herkes kendine çeki düzen verir, zam, zulüm, işkence sona erer. Refah toplumu oluruz ve hep beraber yamaç paraşütü yaparız. Oh, lüküs hayat!

Dostlarım, sevgili marangozlar, sevgili inşaat kalfaları! Beslenirken proteinle karbonhidratı aynı anda almamak gerekiyor. Örneğin dönerin yanına patates kızartması olmaz, kuru ile birlikte zinhar pirinç pilavı yememelisiniz. İkisi birbirini bozar. Baklava, şöbiyet, sütlü nuriye tatlısı da yasak. Tamam mı dostlar, anlaştık mı?

Bu arada emniyet güçlerinden bir ricam var. Glisemik indeksi yüksek yiyeceklerle amino asitleri aynı anda tükettiğmiz zaman nasıl kilo alıyorsak ve bunları ayrı ayrı yememiz gerekiyorsa, lütfen siz de halkımızın tedhiş hareketlerinde hem tazyikli su hem de biber gazı kullanmayın. İkisi bir arada kullanılınca sağlığa çok zaralı olabilir. Yapmayın kardeşlerim! Vatandaşa önce biber gazı ikram edin, arası biraz geçsin sonra tazyikli su sıkarsınız, yapmayın. Milli serveti heba etmeyin. Kimseye işkence de yapmayın, rica ediyorum. Askı deyince aklınıza Filistin askısı değil sadece elbise askısı gelsin, tazyikli suyu unutun, sadece pet şişe suyu düşünün. Yapmayın arkadaşlar! Kahrolsun burjuvazi!

Aziz midye dolmacılar! Dostlarım! Gün gelecek sizin de yüzünüzde güller açacak, romatizmalarınız bir daha hiç azmayacak, balkonunuzda yukka, benjamin, kaynana dili bulunduracaksınız, ısı yalıtımlı pencerelerinizin vasistasları hiç bozulmayacak, yoğuşmalı kombiniz olacak, siz de hançerenizi yırtarak “honki ponki torino” adlı şarkıyı söyleyebileceksiniz, geleceğe umutla bakacaksınız, içinizdeki çocuk ölmeyecek; onun bunun çocuğu da olmayacak, yaralarınız kabuk bağlayacak ve artık ah demeyip oh diyeceksiniz. O günler yakın kardeşlerim. Belki yarın belki yarından da yakın. Bakın bana! Ne badireler atlatmış adamım. Ateşi ve ihaneti gördüm, fakat yılmadım, çözüm yoluna gittim. Ateş meselesini hallettim. İtfaiyeyi çağırdım. Ama ihaneti henüz çözemedim. Üçüncü derece yanıklarımla bunu da çözerim evvel Allah!

Ben diyorum ki,

Ö. Gündem

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yalnızca bir tarihçi, bir filozof bir edebiyatçı değil daha fazlası: Michel Foucault – Edward Sait

Le Mond’un (27 Haziran 1984) yayınladığı tıp bültenine göre Michel Foucault , 25 Haziran günü saat 13’ te Paris’in de...

Kapat