Ali Şeriati: Egemen İslam anlayışında farklı fikre hoşgörü yok!

Bir Mahalle Genişliğindeki Dünya

Bugün bizler, dine bağlı olmak adına entelektüel ve okumuş kuşağımıza karşı suçluyuz. Bu, gündemdeki temel sorunlardan birisidir. Sevinerek belirtmeliyim ki, dine inananlarımızın çoğu sınırlı ve kapalı bir çevrede yaşama şansına sahiptirler.

Yerleşim birimleri ve çevrelerindeki özel topluluklarıyla sınırlı ve kapalı olan bu çevredekiler dışarıda oluşan olay, akım ve haberlerden uzaktırlar. Vicdanları rahat, sorumlulukları da hafiftir. Tüm dünya ve toplum onların karşısında gibidir.

Böyle toplumlarda, bu tür düşüncelerle yaşayan kimseler için hiçbir çirkin iş meydana gelmez ki, onlar sorumluluk duysunlar. Bunlar sadece dinî işleriyle meşguldürler. Bunların içinde yaşadıkları çevre tamamen dindardır. Bu çevrede dinî törenler ve gelenekler harfiyen yerine getirilmektedir. Bu ortamda yaşayan kimseler namazlarını kılmakta, dualarını yapmakta, oruçlarını tutmaktadırlar. Kelimenin tam anlamıyla yan, ön ve arkasında bulunan daracık çevredeki halkın tümü dinî tören ve geleneklere katılmaktadırlar. Bütün aileler, kadın-erkek, kız ve erkek çocukların hepsi bir “bay” a inanırlar ve o “bay”ın dinî amel biçimine, söz ve tavırlarına bağlıdırlar. Dinî amel olarak bildikleriyle amel ederler. Ancak bu çevrede yaşayan kişinin acil ve bağlayıcı bir eylem yapmasını ya da ağır bir sorumluluk altına girmesini gerektirecek büyük bir olay veya tehlike gündeme gelmemiştir. Çevresinde hiçbir şey değişmemiştir ki o da düşünce biçimini, konuşma yöntemini veya tavırlarını değiştirsin. Dinin elden gitme pozisyonu yoktur ki, dini korusun. Bir tehlikeyle karşı karşıya değildir ki kendini bu tehlikeye karşı kollasın. İşte kişi böyle rahat bir ortamda tamamlanmış bir sorumlulukla gidilen yolda ve rahat bir zamanda yaşayıp gitmektedir. Rüzgârsız, fırtmasız, kapalı, emniyetli, özel bir havayı solumakta, eziyet çekmemekte ve yüreği sarsılmamaktadır…

Ama benim gibiler bir başka âlemdedirler. Bir başka sınıfa aittirler. Bir başka kuşak ve çağda, başka kültürlerle temas halinde; başka düşüncelerle ilişkide; sosyal, politik ve düşünsel akım ekol ve hareketlerden etkilenmektedir. Özet olarak, bir başka dünya!

Mevcut geleneksel ve kalıtımsal dine inanan veya inanır görünen birçok kişi, konuşma ve değerlendirmelerinde benim gibilere hiçbir şey bırakmamaktadırlar. Benim gibilerin bırakınız din konusundaki yaklaşım ve analizlerini, en basit konudaki görüşlerini dahi hoş görmez ve bağışlamazlar. Niçin kravat takıyorsun? Niçin sakalını tıraş ediyorsun?

Niçin sözlerinde kâmil anlamda salâvat getirmiyorsun? Niçin kitaplarında Ali adı geçince salâvat getirmiyorsun? Niçin Ebubekir ve Ömer’in adını kullandığında onları kınamıyor ve eleştirmiyorsun? Niçin trübüne çıkıp konuşuyorsun? Hatta niçin konuşmaların sırasında su içiyorsun? Niçin? Niçin? Niçin?.. İşte bu türden sorularla karşınıza engel olarak dikilip dururlar.

Sosyal çevrelerinde, dinî ve manevî dünyalarında, en büyük tehlikelerin, en dehşetli hata ve bozulmaların, sapmaların, kabalık, çirkin ve katlanılması güç çöküşlerin meydana geldiği kişiler bunlardır ve bu sorular onların dışa yansıyan yüzleridir.Bu sıkıntıları ve belirtileri kitaplarında ve yazılarında da dile gelmektedir.

Bu onların en erdemlilerinin ifadeleridir de. Onlara göre, İslâm’a yönelen ve kaldırıldığında rahat edecekleri düşünce ve sosyal yaşantı açısından, din açısından hayallerinin rahat edeceği, “Mürid”liği, yaşam biçimlerini etkilemesine karşı koruyacakları tehlike, yukarıda değindiğimiz konulardır. Çünkü bunların her şeyinde İslâm var, mezhepleri var ve bu onlara göre en doğru olanıdır. Mescid, mihrab, takiye,humus, zekât, hac, ziyaret (yatır)… Hepsi yerli yerinde ve tüm şiarları dimdik ayaktadır!.

Öte yandan bir başka ortamda ve şartlarda eğitilmiş ve benim gibi düşünenler! İşte bunlar bir çelişkiyle, bir sorumlulukla ve büyük bir çileyle karşı karşıyadırlar. Bu yüzden rahat üzre olamazlar. İran ya da İran dışında okuyan ve benim de içinde yer aldığım bu genç kuşak, çağdaş dünya kültürüyle -tercüme veya orijinal metinler aracılığıyla Avrupa ve Avrupadışı kültür, sanat ve edebiyatla- tanışmış, çağdaş felsefî düşünce ve sosyal ekollere aşina olmuş, fakat aynı zamanda bütün bunlara karşı direnmek, güçlü bir direnişi ortaya koymak isteyen, dinlerinin ilkelerine tam anlamıyla iman ederek ona vefalı kalmak isteyenlerin sorumluluğu çok ağırdır. Büyük bir yükü omuzlamışlardır, onlar.

Ali Şeriati
Anne Baba Biz Suçluyuz

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Federico Garcia Lorca: “Ah, ne kadar zor seni sevdiğim gibi sevmek!”
Aşkın Diyalektiği: Versus Efendi / Köle Diyalektiği – Rasim Özdenören
Kapat