Schopenhauer: Ahmaklar için kitap yazanlar her zaman geniş bir dinleyici kitlesi bulurlar

İnsanlar bütün zamanların en iyisi olanı okumak yerine hep en iyinin peşine düştüklerinden yazarlar kendi dönemlerinde şöyle veya böyle egemen olan fikirlerin dar alanına sıkışıp kalırlar; ve bu yüzden kendi bataklığı içinde biteviye çırpınıp durur.

Devamı…Schopenhauer: Ahmaklar için kitap yazanlar her zaman geniş bir dinleyici kitlesi bulurlar

Schopenhauer: Düşünmesini öğrenmiş insan, doğru yoldan şaşmaz bir pusulaya sahiptir

Bir kütüphane çok geniş olabilir; fakat eğer düzensiz ise küçük ama derli toplu bir kütüphane kadar kullanışlı ve yararlı değildir. Benzer şekilde, bir insan çok büyük bir bilgi yığınına sahip olabilir, fakat kendi kendisine üzerinde düşünerek bu bilgiyi gerektiği gibi işlememişse, tam olarak üzerinde düşünülmüş çok daha küçük bir bilgi miktarından daha kıymetsizdir.

Devamı…Schopenhauer: Düşünmesini öğrenmiş insan, doğru yoldan şaşmaz bir pusulaya sahiptir

İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: ıstırap ve can sıkıntısı – Schopenhauer

En genel gözlem, bize insan mutluluğunun iki temel düşmanının ıstırap ve can sıkıntısı olduğunu gösterir. Daha ileri gidip, birinden yakamızı sıyıracak kadar talihli olma ayrıcalığımızın düzeyinin bizi diğerine yaklaştırdığını söyleyebiliriz. Aslına bakılırsa hayatın bize sunduğu, bu ikisi arasında, az veya çok şiddetli bir salınımdır.

Devamı…İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: ıstırap ve can sıkıntısı – Schopenhauer

“İyi olmak kolay adil olmak zor!” Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine – Arthur Schopenhauer

Schopenhauerİyi olanı okumak için kötü olanı hiçbir zaman okumamayı insan kendisine amaç edinmeli: Çünkü hem hayat kısa ve hem zaman sınırlı.
Cehalet ancak zenginlerle bir arada bulunduğu zaman tereddi ettiricidir. Sefalet ve ihtiyaç yoksul insanı sınırlar; onun işi yahut uğraşı bilgisinin yerini alır ve düşüncelerini işgal eder. Fakat cahil olan zenginler sadece zevkleri peşinde koşarak ömürlerini tüketirler ve vahşi bir hayvana benzerler; her gün görülebileceği üzere, bunlar aynı zamanda servetlerini ve boş vakitlerini kendilerine en büyük değeri kazandıran şey için kullanmadıklarından ötürü de tenkit edilmelidirler.

Devamı…“İyi olmak kolay adil olmak zor!” Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine – Arthur Schopenhauer

Yazmanın İç Nedenleri | Tezer Özlü: “Yaşamla ve ölümle hesaplaşmak için yazıyorum”

Tezer ÖzlüNeden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bu, bir kez bu zavallılıktan sıyrılmaya görsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazılır ya da kendi kendine kanıtlamak için. Çünkü insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. Dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalımı yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir. Ben dünyama egemen olabilmeyi edebiyatla öğrendim.

Devamı…Yazmanın İç Nedenleri | Tezer Özlü: “Yaşamla ve ölümle hesaplaşmak için yazıyorum”

“Bir ozan için şiirin yaşamından başka bir yaşam yoktur” Manzara Eskir – İlhan Berk

ilhan berkKendisinin bir tanrıtanımaz olduğunu söyleyen Yahya Kemal, şiirlerindeki Tanrı’ya tanıdığı yücelikleri nasıl açıkladığı sorulunca: “O halkımın itikadıdır” demekle neyi anlatıyor acaba? Şiirin koyduğu yaşama bağlılıktan başka nedir bu? Nice yontucu, besteci, ressam, hep kendi yaşamalarının koyduğu konuları mı yazmış, çizmiş, yontmuştur? Peki, bütün bunlara karşın hâlâ da niçin bir ozan, bir ressam, bir besteci, şiirin, resmin, bestenin koyduğu yaşama, yaşam gözüyle bakar? Kendisini bu yeryüzünde bir o belirleyeceği, doğrulayacağı, tanıklık edeceği için elbet. Yaşarken   kendisini   niçin   bir   ölüye benzetiyor, Sartre? Yazamadığı için. Yaşadığını başka türlü nasıl tanıtlayabilir yazmadıkça. Yazamayan, çizemeyen, yontamayan her yaratıcı yaşayan bir ölüdür.

Devamı…“Bir ozan için şiirin yaşamından başka bir yaşam yoktur” Manzara Eskir – İlhan Berk

Murathan Mungan: Görüntüye koşmaktan okuyup yazmıyor gerçeklere yabancılaşıyoruz

Bugün yazıya başvurmamızın çeşitli nedenleri başka kaynaklar tarafından daha az zamanda ve daha ucuza gideriliyor. Örneğin, açık bir TV ekranında boy gösteren yetkili bir kişinin ağzından çıkan sözler sayesinde herhangi bir konuda öğrenmeniz gerektiğini düşündüğünüz kadarını öğreniyorsunuz. Daha fazlasına ne siz gereksiniyorsunuz, ne hayat talip oluyor. Düşünce ve fikir kaynağı olan yazıyı kullanmak yerine, başkalarının ağızlarından işittiklerinizi, onların fikirlerini, yargılarını, klişelerini alıp rahatlıkla kullanabileceğiniz bir olanak verilmiş oluyor böylelikle. TV ekranlarında boy gösteren yetkili ağızlarından çıkan sözler nesnel ve bilimsel doğrular yerine geçebiliyor.

Devamı…Murathan Mungan: Görüntüye koşmaktan okuyup yazmıyor gerçeklere yabancılaşıyoruz