İNSAN NEDEN ANILARINI YAZAR? ANILARI YAZMAK ÜZERİNE – MURATHAN MUNGAN

Anı yazmak istemenin birçok nedeni vardır: Kayıt düşmek için, ödeşmek için, bağışlamak için, kendi gerçeklerinizi aktarmak için, yaşadıklarınızdan yeni bir hayat yapmak için. Bunları çoğaltabilirsiniz.

Yazı yazan birinin ilk malzemesi kendisidir. Onca kurmaca metinden sonra, günün birinde sıra kendisinin dökümüne gelir. Önemli olan, bunları yazmanın zamanı ve nasıl bir üslupla dile getireceğinizdir. Öncelikle hem yazanın, hem anıların olgunlaşması gerekir.

Anı yazmak, ham kalmış insanların işi değildir. Böyle de yapanlar var elbet, ama bunların yazdıkları benim okuyacağım cinsten anı kitapları değil. Anılarını yazacak olan kişi, en başta kendi terapisini yapmayı başarmış biri olmalıdır bence.

Kendi kazısını okura yaptırmaz. Asıl önemlisi, anıları yazmak, özel bir ahlak ve cesaret gerektirir. Gözetilmesi gereken birçok etik kural vardır. Sahiden yazamıyorsanız, hiç yazmazsınız olur biter. İnsan kendisine söylediği yalanlara başkalarını ortak etmek için yazmaz. Kendini yazıyla savunamayacak insanlar hakkında söz alırken de özellikle dikkatli olmak gerekir. Kendisine zalim olamayan insanların, kitaplarında başkalarını hırpalamalarını ise adil bulmam.

Beni ben yapan anılarımın, beni hiç tanımayanlar tarafından bir roman gibi okunmasını isterim. Başımızdan geçenleri başkalarının başlarına paylaştıramıyorsak, elaleme ne bizim yaşadıklarımızdan? Bir anı kitabı, gücünü, sahip olduğu anıların değeri kadar; onları edebiyatın içinden geçirebilme hünerinden de alır. Örneğin, Paranın Cinleri bazı yabancı dillere çevriliyor. Edebi bir değeri olmasa, elin yabancısına ne benim yaşadıklarımdan?

Bir kitap her şeyi almaz. Kendince bir soluğu vardır. Bittiğinde yeni bir kitaba yer açar. Kalanlar, ikinci kitabın harcını oluşturur. Dahası, Paranın Cinleri’nden sonra bana şimdilerde “Harita Metod Defteri”ni yazdıran şey, kendi hayatımda vardığım bir noktaydı:
Annemi, babamı affettim. Artık yazabilirdim. Kitap, öncelikle bir formdur. Bunun seçimine yazar karar verir. Çoğu kez yayınevi editörleri, meslekten kalem erbabı olmayan kişilere anılarını yazarken bir yöntem önerirler. Bence doğrusu da budur.

İnsan zaten unutmadıklarını yazar, kendinde iz bırakanları, yara açanları, yıllar yılı içinde taşıdıklarını. Dilinin altında beklettiklerini.

Eğer yazdığınız şeye “anı” diyorsanız, elbette gerçeklere sadık kalacaksınız. Kurmacaya, süslemeye yer vermek istiyorsanız, edebiyatın diğer türleri ne güne duruyor? Ama herkesin gerçeği farklıdır diyorsanız, anılarımı yazmakta olduğum kitabın adını hatırlatırım: “Ben Böyle Hatırlıyorum”.*

Murathan Mungan

* Milliyet gazetesinin 21 Aralık 2003 tarihli pazar ekinin, yazarların anı kitaplarını konu ettiği orta sayfa soruşturmasına verilen yanıttır.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz