Oğuz Atay: “Rüyadan gerçeğe geçmenin acılarını yaşama. Ne olur Turgut. Uyanma sakın”

“Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene izin verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: “ Buraya kadar!” dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, daha önce haber vermiştik derler onlar. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik.”

Devamı…Oğuz Atay: “Rüyadan gerçeğe geçmenin acılarını yaşama. Ne olur Turgut. Uyanma sakın”

Oğuz Atay: Hem kılıç hem demeç kullanıyorlar Olric

Oğuz AtayBana iyi haber getirin; ölümden, yenilgilerden bahsetmeyin. Nöbetçiler! Bu adamı dışarı çıkarın; çürümüş et kokuyor.
Sıcak yüzünden, efendimiz. Çok uzun yoldan gelmiş.
Elbiseleri tozlu: havayı dolduruyor, nefes alamıyorum. Pencereleri açın, duvarları yıkın: efendimiz nefes alamıyorlar. Bir elleriyle şemsiyelerini tutmaya çalışırlarken, öteki elleriyle kılıçlarını nasıl sallayabildiler?
Işığı görünce pencereye uçan, cama yapışan sinekler kadar da dayanamadılar mı? Tespihböcekleri gibi kıvrılıp ölüverdiler efendimiz. Borular çalınsın, halka haber verilsin. Yağmur duasına çıkılsın.

Devamı…Oğuz Atay: Hem kılıç hem demeç kullanıyorlar Olric

Oğuz Atay: “Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar”

oguz-atayÖnsözler okudun hayalinde: bize yeni bir şey öğretmedin. Kaybettin. Mahkemeyi de mi kaybettim? Mahkemeyi de kaybettin. Mahkeme masrafları, ücreti vekâlet filan da bana mı yıkıldı? Hepsi sana yıkıldı. Ben mahkemede sevimli görüneceğimi sanıyordum, benim bu kadar kayıp içinde olmamdan utanırlar da beni daha çok severler sanıyordum. Aldanıyorsun. Burası mahkeme: düşkünler yurdu değil. Sakın kıyameti koparmaya kalkma: mahkemenin manevi şahsiyetine hakaretten de mahkum olursun. Bir insan eşyayı da suçlayamazsa, divana istediği gibi bir tekme atamazsa insanlığı nerede kalır? Eşya da isyan eder mi insana? İnsan mahkemelerinde eşyalar davayı kazanır mı?

Devamı…Oğuz Atay: “Öyle bir kapı olmalı ki çalınca, insana hiçbir şey sormadan açsalar”

Oğuz Atay: Bir de vatan denen bir şey vardı ki, çok iyi korunması gerekiyordu

oguz-atay“Ben savaş yıllarının çocuğu olduğum için, ilk talihsizliğim beslenme şartlarının kötülüğüyle başlamıştır. Bütün savaş yılları kara ekmekle geçti benim için. Ekmekle birlikte her şey bozuldu. Bana henüz verilmeye başlanan terbiyem okula gitmeden bozuldu. Bütün çocuklar gibi, kötülüğünü, anlamını bilmeden küfür etmeyi öğrendim ve sebebini bilmeden dövüşmeye başladım. Sokak aralarında, biriktirdiğim gazoz kapaklarıyla lik oynamak ve jilet kapaklarının en iyisi olan giletteyi arkadaşlarımdan çalmak suretiyle kumara ve hırsızlığa alıştım. Babam beni mektebe götürdüğü zaman, çantamla birlikte artık uzun bir hayat tecrübesini de omzumda taşıyordum.

Devamı…Oğuz Atay: Bir de vatan denen bir şey vardı ki, çok iyi korunması gerekiyordu

Oğuz Atay: İsa Mesih’in yanına da yaklaşmak, devlet büyüklerinin yanına girmek kadar zor muydu acaba?

oguz-atayRainer Maria Rilke, hayatının hiçbir döneminde, aydın olmayan ve tanımadığı bir terlikçiyle bütün bir gece içip, dönüşte de tramvayın sahanlığında gedikli bir çavuşla, hem de bütün içtenliğiyle sohbet etmemiştir. Bu olaydan beş yıl sonra da aynı içtenlikle pişman olmamıştır. Kendini mi, terlikçiyi mi aldattığını bilememenin ıstırabını yaşamamıştır. Çünkü Almanlar, esas itibariyle, Türklerden daha derin romantizmi olan bir millettir. Bunun tarih boyunca birçok örnekleri görülmüştür. (Görülüyor ki, Almanların tersine, hiçbir düşünceyi ciddiyetle sonuna vardıramıyorum. Bundan da Almanlar utansın insanlık adına. Bu düşüncelerimin acıklılık derecesini kimse tayin edemeyecektir. Almanlar bile.)

Devamı…Oğuz Atay: İsa Mesih’in yanına da yaklaşmak, devlet büyüklerinin yanına girmek kadar zor muydu acaba?

Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

oguz-atayTüm kadınlar sonunda annelerine benzerler: Bu onların dramıdır. Erkekler için böyle bir durum asla söz konusu olamaz: Bu da onların dramıdır.” Oscar Wilde

Sigmund Freud ve psikanaliz yüz yılı aşkın bir süredir tartışılıyor. Cinsellik gibi bir kavramı öğretisinin merkezine alan bir düşüncenin yıllardır tartışılıyor olması son derece olağan. Freud ile ilgili tartışılmaz bir gerçek varsa bu, onun 20. yüzyıl edebiyatı üzerindeki büyük etkisi olsa gerek. Age of the Modern and other Literary Essays kitabında bu noktanın altını çizen Harry T. Moore da, “Modern edebiyat üzerindeki hiçbir etki Freud’unki kadar doğrudan olmamıştır” diyor. (23)

Devamı…Oğuz Atay’ın “Babama Mektup”una Psikanalitik Bir Yaklaşım – Hilmi Tezgör

Oğuz Atay: Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim

Oğuz AtayKendini çözemeyen kişi kendi dışında hiç bir sorunu çözemez
Ne yapmalı? Bugüne kadar sürdürdüğüm gibi, çevremdeki kişilerin davranış ve tutumlarını bilinçsiz bir aldırmazlıkla benimseyerek bu renksiz, kokusuz varlıkla yetinmeli mi; yoksa, başkalarından farklı olan, başkalarının istediğinden çok farklı, köklü bir eylem isteyen gerçek bir insan gibi bu miskin varlığı kökten değiştirmeli mi? En basit sorunların çözümünde bile bocalayan bu sözde devrimci gölgeyi, hiç düzeltmeden, biraz olsun çekidüzen vermeden, amaç edindiğimiz ülküleri gerçekleştirmek için hemen kavganın ortasına atıverelim mi? Kendini yönetmeyi beceremeyen kişileri, toplumları yönetmek, onlara yeni yollar göstermek için hemen başa geçirelim mi? Yoksa, toplu eylemlerde kütlelerin başına bela olan zayıf kişilikleri önce sert ve sıkı bir sınavdan mı geçirmeli?

Devamı…Oğuz Atay: Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim

Oğuz Atay: Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım

Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım derdi resim yapmayı sevdiğim halde denizin mavisini bilmezdim yaprağın yeşilinin her mevsimde değiştiğine dikkat etmemiştim seni tanıdıktan sonra o güne kadar tabiat resmi yapmayı sevmediğim halde bir ağaç bir yaprak küçük bir ot bile çizmiş olmadığım halde ve daha çok kitaplardan kopyalar yapmakla yetindiğim halde ve insan resimlerini fotoğraflardan kareyle büyütmeyi kolayıma geldiği için tercih ettiğim halde seni tanıdıktan sonra gözleri yeni açılmış bir küçük hayvan gibi çevreyi şaşkın ve hayran bakışlarla insanı ve insan olmayanı ayırmadan incelemeye başladım

Devamı…Oğuz Atay: Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım

Oğuz Atay: “Küçük adımlarla yürümek isterdim kimsenin bana bakmayacağını bilsem…”

oguz-atayYatağa uzanıp yattığım ve bu satırları yazdığım anların dışında ne yaptığımın pek farkında değilim. Sokaklarda yürüyorum, bir masanın başına ulaşıp oturuyorum; parçalanmamak için çok yavaş yapıyorum bu hareketleri.
Çocukluğumda geçirdiğim çok ağır bir hastalıktan sonra yürümeyi unutmuşum. Hatırlıyorum: duvarlara tutunarak yürümeye çalışırdım.
Bugün de yollarda, duvarlara çarpmamak için büyük bir çaba gösteriyorum.
Küçük adımlarla yürümek isterdim kimsenin bana bakmayacağını bilsem.

Devamı…Oğuz Atay: “Küçük adımlarla yürümek isterdim kimsenin bana bakmayacağını bilsem…”

Oğuz Atay: İlk çekingenlikler ne tatlıdır oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır

Oğuz Atayİlk çekingenlikler ne kadar tatlıdır. Oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır. Bütün gücüyle büyüyü bozmak, buzları kırmak için uğraşır. Birlikte yapılan her yeni hareket de, istenmediği halde bu büyüyü geri getirir: insana yeni bir fırsat verir. Turgut da, bu sefer acele etmedi. Yemek seçmekteki kararsızlıkların, tabaklara uzanmaktaki çekimserliğin, her duruma uygun söz bulma güçsüzlüğünün ayrı ayrı tadına vardı. Kendini bıraktı: uzun sessizlikleri bozmak için çaba göstermedi. Gözlerini Aysel’in bakışlarından kaçırmadı. Dalgaların üstünde oynaşan güneş ışınlarına daldığı zaman söylenen sözleri duymadığı için üzülmedi. Zamanı unuttu: oraya gelmeden başından neler geçtiğini, ayrıldığı zaman neler geleceğini düşünmedi. Selim’den bahsetmek istediği sırada da, acaba şimdi konuşmasam daha mı iyi olur diye bir endişeye kapılmadı.

Devamı…Oğuz Atay: İlk çekingenlikler ne tatlıdır oysa insan, bu beceriksizlikleri bir an önce yenmeye çalışır

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org