Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Hiçbir duyguyu hor görmem. Duygusal aşırılıklar varsa, ne yüzden olduğunu sorup soruşturmayı daha iyi bulurum. Sevinç hor görülür mü? Bir iyi olay, işlem karşısında sevinen insanın sevincine öteki insanlar da katılırlar, bu olağan bir duygudur. Katılmayanları, sevinci yerenleri ben olağan saymıyorum.

Devamı…Korkaklar: Bizim aydınlarımız içinde, düşünce onuru olan çok az kişi vardır – Yaşar Kemal

Aziz Nesin’e göre Türk Aydınının 3 Özeliği: Ah biz ödlek aydınlar

«Halk iyidir, aydınlar kötüdür.» Bu yargıyı ortaya atanlar yine aydınlar. Halkı tavlamak için, özellikle politikacı ve yönetmen olan aydınların büyük kandırmacası bu. Bu yanlış yargıdaki «halk» yerine «işçi sınıfı»nı da koyabiliriz. Örneğin KANLI PERŞEMBE olayını yaratanlar, nedense halk sayılmaz da, o Kanlı Perşembe’nin kurbanları halk sayılır.

Devamı…Aziz Nesin’e göre Türk Aydınının 3 Özeliği: Ah biz ödlek aydınlar

Bu ülke 89’dan beri su alan bir gemi – Cemil Meriç

Cemil MeriçBulanık akıyor şuur ırmağı, bulanık Derinlikleri seçilemiyor. Aksettirdiği, gökte soluk bir kaç yıldız. Neden eğilmek istiyorsun hep? Kalbini teşrih masasına yatırmaktan bıkmadın mı? Hayat dışarda.. Kaçıyorsun, erkekçe çalışmaktan, yaratmaktan, dövüşmekten kaçıyorsun. Boş bulduğu ilk kulübeye sığınan bir köpek gibi.

Devamı…Bu ülke 89’dan beri su alan bir gemi – Cemil Meriç

İsmail Beşikci: “Resmi ideoloji, yargı organları ve üniversite tarafından içselleştirilmiştir”

İsmail-beşikçiResmi ideoloji, Türk devlet yönetiminin, Türk siyasal hayatının en önemli kurumudur. Resmi ideoloji, yargı organları ve üniversite tarafından içselleştirilmiştir. Resmi ideoloji, şüphesiz başta, idari organı, polis, ordu, istihbarat kurumlarını ilgilendiren bir kurumdur. Ama, üniversite, yargı organları gibi  devletin çok önemli iki ayağı tarafından da desteklenmesi, korunması ve kollanması  ona çok büyük bir güç vermiştir. Bu bakımdan resmi ideoloji kurumunun değiştirilmesi, hatta esnetilmesi çok zordur.Resmi ideoloji, düşün hayatının, bilimi, sanatı  belirleyen, yönlendiren bir kurumdur. Resmi ideoloji, herhangi bir ideoloji değildir, devletin, idari ve cezai yaptırımlarıyla korunan ve kollanan bir ideolojidir. Düşün yasakları, resmi ideolojini korunması ve kollanması için gerekli olmaktadır.

Devamı…İsmail Beşikci: “Resmi ideoloji, yargı organları ve üniversite tarafından içselleştirilmiştir”

Siyasi ve sıradan bir açmaz | Kemalizm ve Türk Aydını – Kutsiye Bozoklar

Kutsiye BozoklarAydın, Osmanlıca münevver sözcüğünün Türkçe karşılığıdır. Entelektüel sözcüğü Türkçe’ye aydın olarak çevriliyor. Çoğu kez olduğu gibi kullanılıyor. Fransızca kökenli “entelekften geliyor. Bir kimsenin anlama, idrak yeteneği ve vargısını ifade ediyor. Akılla ölçme ve muhakeme gücü de denilebilir. Böylece entelektüel yoğun düşünsel etkinlik yapan kimse anlamına geliyor. Pek çok kişi aydın sözcüğünün bu anlamı karşılamadığı kanaatinde. Bu nedenle entelektüel demeyi tercih ediyor. Aydının daha yerel, entelektüelin daha evrensel bir içeriği olduğu düşünülüyor.

Devamı…Siyasi ve sıradan bir açmaz | Kemalizm ve Türk Aydını – Kutsiye Bozoklar

“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Ertem-EğilmezBizim sosyalistlerin en büyük talihsizliği, batılı sosyalistlerin ağzı ile konuşup, memlekete göre bir dil bulamamalarıdır.
Bir an 1960’tan beri yapabildiğimiz filmleri (sizler her ne kadar bunları filmden saymıyorsanız da) yapamama ihtimalini düşündüm. Sonra meclisteki mebusların üçte birinin resmen ortanın solunda olduklarını hesaba katarak Menderes sansürüne dönüşün imkânsız olduğu fikrine vardım. Birçokları seçim sonuçları üzerinde karamsarlığa kapılmaktayken, ben aksine son derece iyimserim. CHP ile TİP’in seçim propagandaları, birinin biraz daha ılımlı öbürünün biraz daha aşırı olması dışında birbirine tıpatıp benzemekte.

Devamı…“Bu halk neden devamlı kendi meselelerinden kaçıyor?” Aydın ve Ertem Eğilmez – Zahit Atam

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar Adlı Romanında Mizah ve Hiciv Öğeleri – Mustafa Apaydın

Tutunamayanlar

Oğuz Atay üzerinde kapsamlı ilk çalışmalardan birini yapan Yıldız Ecevit de çeşitli vesilelerle Oğuz Atay’ın romanlarında, özellikle de Tutunamayanlar’da bulunan ironik anlatım tutumu üzerinde durmuştur. Ecevit, Oğuz Atay’da Aydın Olgusu adlı çalışmasında Oğuz Atay’daki mizah olgusunun yazarın kendi karakter özellikleriyle ilgili olduğunu, romanlardaki mizahın figürlerin kendilerini koruma aracı olarak sunulduğunu; bu romanlarda grotesk anlatım tutumunun da önemli bir rolü bulunduğunu dile getirmiştir. Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış-2’de Tutunamayanlar’ı modernist ve postmodernist bir roman olarak değerlendirdiği bölümde, zaman zaman metnin mizah boyutuna da değinmiştir. Moran, Oğuz Atay’ın romanda değişik mizah tekniklerinden yararlandığını örneklendirmiş; romandaki alayın Cumhuriyet ideolojisine yönelik olduğunu kısaca vurgulamıştır.

Devamı…Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar Adlı Romanında Mizah ve Hiciv Öğeleri – Mustafa Apaydın

Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

Paradigmanın iflasıÜnlü fizikçi Albert Einstein, nükleer enerjinin askerî ve başka stratejik amaçlarla kullanılmasına karşı tavır aldığında, gerçek bir entelektüel tavrı sergilemiş oluyordu. Onu, aynı tavrı göstermeyen meslektaşlarından ayıran ve entelektüel yapan, başta söylediğimiz gibi sahip olduğu “bilimsel bilgi” değil, toplumsal, insanî, evrensel sorunlar karşısında aldığı tavırdır. İşte bu yüzden Jean Paul Sartre, “atom fizikçisi nükleer de-nemelere karşı bildiriyi imzaladığında entelektüeldir” derken, bu ayrımı ifade etmek istemiştir. Nitekim Sartre, Russell, Diderot, Emile Zola ve başkaları bilgili oldukları için entelektüel sayılmıyorlardı. Sosyolojik aydın tanımına girenlerle ortak yanları “bilgili” olmaları olsa da, onları asıl entelektüel yapan insanî ve evrensel sorunlar karşısında devlete aldıkları karşı, tavır tutumlarıdır.

“Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir.”

Devamı…Ürettikleri yalanla yaşamayı “aydınlanma” sanmak: Aydınlar ve Resmı İdeoloji – Fikret Başkaya

Ece Ayhan ile yapılmış bir söyleşi: Ben “sosyal demokrat” tabiri yerine, “sosyal bürokrat” diyorum

ece ayhan“Devlet dersi Türkiye’de  zorunlu bir derstir”

Tanzimatçılar sağdadır bugün. Ve bugünün tanzimatçıları tutarsızdır. Eski tanzimatçılar, Namık Kemal’ler daha tutarlıydı. Mesela halkla ilgili bir şeyi sevmezlerdi. Karagöz’ü, orta-oyununu. Yunus bile çok sonraları derlendi ülkemizde. Jakoben bir gelenek de vardır ülkemizde. Yani tepeden inmeci. Mesela Atatürk, İlhan Selçuk, Bülent Ecevit gibi. Türkiye’de sağ soldur, sol sağdır gerçekten de.

Ece Ayhan ile Müslüm Batuk  Türkiye’de sanat ve hayat üzerine söyleşi:

Devamı…Ece Ayhan ile yapılmış bir söyleşi: Ben “sosyal demokrat” tabiri yerine, “sosyal bürokrat” diyorum

Bir Hukuk Garabetinin Öyküsü: A’dan Z’ye Pınar Selek davası – Av. Akın Atalay

Pınar Selek“Oyunun kuralıymış, öğrendim. Eğer şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışırsan suçlu ilan edilirsin. Üstelik suçun şifreyi yüksek sesle söylemeye çalışmak olmaz. Tam da senin karşı durduğun, mücadele ettiğin bir tutum sana mal edilir. Örneğin bir rahibeysen fahişelik yapmakla suçlanırsın. Hayatını İslami değerlerin canlı tutulmasına adamış bir insansan, boynuna, içki ya da uyuşturucu tüccarı yaftası asılır. Ya da bir anti-militarist olarak bombacılıkla suçlanırsın. Ve bu öyle kriminal tarzda yapılır ki sen savunmaya itilirsin. Suçlamalar sürekli tekrarlanır, tekrarlanır. Bunlar iddia biçiminde de verilse, çamur izini bırakır ve herkes sana baktığında bu suçlamaları hatırlar. Artık sen asla eski kimliğini sürdüremezsin… ”*

Sosyolog Pınar Selek  davası düzen açısından  akademik çevreye ikinci bir İsmail Beşikçi yetişmemesi için verilmiş  bir gözdağıdır.  Uzun yıllardır Türkiye gündemini işgal eden bu dava hakkında Av. Akın Atalay’ın kaleme yazıyı aşağıdan okuyabilirsiniz. 

Devamı…Bir Hukuk Garabetinin Öyküsü: A’dan Z’ye Pınar Selek davası – Av. Akın Atalay

Türk Aydını ve Kimlik Sorunu | Asansörle yükseltilmek istenen çukurlar – CAN YÜCEL

O  Ziya Gökalp ki, asıl adı neydi bil­miyorum, ama Kürt olduğu kesin. Zaten gençliğinde geçirdiği intihara varan bunalım, Türk müyüm? Kürt müyüm? seçemezliğinden ileri gelmişti. O biraz hain Kürt, biz Türklere nasıl Türk olduğumuzu anlattı. Böylece ciddi Türkçülük denen, Türk milliyetçiliği giderek ırkçılığı, giderek Türk faşizmini başlattı. Türkçülüğün Esaslarının kültürünü hor gördüğümüz Kürtlerden biri tarafın­dan temellendirilmesi ne tuhaf değil mi?… BİLAR’da Sadun Aren ve Aziz Nesin’ce düzenlenmiş bir parti girişim toplantısında bir Kürt yoldaşın dediğini hiç unutamıyorum: “Bizim verdiğimiz milliyet savaşımı, sizin de milliyet haline gelişi­nize el verecektir” demişti. Doğru.

Devamı…Türk Aydını ve Kimlik Sorunu | Asansörle yükseltilmek istenen çukurlar – CAN YÜCEL

Cezmi Ersöz: Demokrat olduğunu iddia eden kimi Türk aydınlarını da çaresiz ve zavallı buluyorum

Yazar Cezmi Ersöz, AKP Hükümeti’nin ana akım medyayı sindirme politikasıyla, sindiremediği Kürt basınını ise tutuklamalarla engellemeye çalıştığını belirterek okurlarına, 10 eylülde İstanbul’da görülecek duruşmaya da katılım çağrısı yaptı. Ersöz, Kürt sorunuyla ilgili gelişmeler için de, “AKP bu politikalarında ısrar ederse her yer Şemdinli’ye, Beytuşşebap’a dönüşür” yorumunda bulundu.
Yazar Cezmi Ersöz, Kürt sorunu kapsamında artan hak ihlallerine dikkat çekerek, “Uzun dönemden beri bu denli hak ihlali yaşanmamıştı. Tabii, özellikle Kürt sorununa güvenlikçi yaklaşımın bir sonucunu görüyoruz. AKP’nin demokratikleşme niyetinin tamamen bir yalandan ibaret olduğu anlaşılmış durumda” dedi.

Devamı…Cezmi Ersöz: Demokrat olduğunu iddia eden kimi Türk aydınlarını da çaresiz ve zavallı buluyorum