Kürt Savaşı, Toplumsal Bellek: Hayatın Nakşedilmesi: Sırrı Süreyya Önder’e açık mektup…

Zahit Atam“Bir yanda, insanlık tarihinin hiçbir devresinde akıllardan bile geçmeyen endüstriyel ve bilimsel güçler hayata geçirilmiş. Öte yanda, Roma İmparatorluğunun son anlarının dehşetini kat be kat aşan çürüme belirtileri var. Yaşadığımız günlerde, her şey kendi karşıtına gebe görünüyor. İnsan emeğini azaltmak ve verimlileştirmek gibi harika bir güç bahşedilmiş olan makinelere aç açına sahip oluyor, onlar için çalışıp duruyoruz. Yepyeni servet kaynakları, meşum bir büyüye ihtiyaç doğuran kaynaklara dönüşüveriyor. Sanatın zaferleri kişiliğin yitirilmesi, insan öteki insanlara ya da kendi lanetine köle oluyor. Bilimin saf ışığı bile, etrafı cehaletin karanlığıyla kaplanmadıkça parlayamaz gibi görünüyor. Tüm icatlarımız ve ilerlememiz, sonuçta sanki maddi güçlere zihinsel bir güç bağışlayıp insan hayatını maddi bir güce çeviriyor.” Karl Marx, Halkın Gazetesinin Yıldönümünde konuşma
Savaşlar için paraları var ama fakirleri doyuramıyorlar.

Devamı…Kürt Savaşı, Toplumsal Bellek: Hayatın Nakşedilmesi: Sırrı Süreyya Önder’e açık mektup…

Maraş Katliamı | S. Süreyya Önder: “Utanmak yalnız kendi yaptıklarımızla ilgili bir eylem değildir”

Maraş Katliamı
 Ah birisi çıkıp unutmanın yolunun ancak yüzleşmekle mümkün olduğunu bunlara tane tane anlatsa… Ah birisi, hem de Alevi olmayan bir kent sakini çıksa, bu kentte 36 saat içinde yarısından fazlası 13 yaşın altında yüzlerce insan öldürüldü. Gelin toplu olarak gidenlere bir dua, yapanlara bir ah edelim diye haykırsa. 

Devamı…Maraş Katliamı | S. Süreyya Önder: “Utanmak yalnız kendi yaptıklarımızla ilgili bir eylem değildir”

Zeki Demirkubuz’un yeni filmi “Yeraltı” 13 Nisan’da gösterime giriyor

“Akıllı bir adam kendine karşı acımasız değilse gururlu da olamaz.”

C Blok, Masumiyet, Üçüncü Sayfa, İtiraf, Yazgı, Bekleme odası, Kader ve Kızmanmak isimli filmlerinin yönetmeni Zeki Demirkubuz  10 Ocak tarihinde Ankara’da çekimlerine başladığı son filmi “Yeraltı”nın 13 Nisan’da gösterime giriyor.  Demirkubuz’un, ‘insanlığın sözlüğü’ dediği,  gerçek dünyadan kendini soyutlamış bir kişinin iç çatışmalarını ve hezeyanlarını konu alan Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notlar’ adlı eserinden serbest uyarlama yaptığı filmin hikayesi Ankara’da yaşayan küçük bir memurun hayatına uyarlanarak beyaz perdeye aktarılıyor. 

Devamı…Zeki Demirkubuz’un yeni filmi “Yeraltı” 13 Nisan’da gösterime giriyor

Ece Temelkuran: “Bana bak! Söz ver bana. Konuşacaksın. Susmayacaksın” dedi Meral Okay

O günler iyi günlermiş. Şimdi bakınca… Sonra Türkiye’ye ağır ağır bir şey olmaya başladı. Sinsi bir tür nefret başını çıkardı bütün duyguların arasından. Alaycılık bütün üslupların arasında belirginleşmeye başladı. “Başka şeyler söylemek lazım” diyenleri askerler değil, hayaletler kovalamaya başladı. Bizans entelejansiyası bir kalyon gibi gıcırdayarak yön değiştiriyordu. Meral, Yaman’ı anlattığı mektubunda söylemiş: “Herkes kendi bacağından asılan koyunlar tarifinde”! Sanki o gün yağan yağmurlar -bugünden bakınca bir kez daha- bu çamurları getirdi. Bu dönemi sonra anlayacağız. Şimdi anlamaya çalışanların başına iş geliyor, malum.

Devamı…Ece Temelkuran: “Bana bak! Söz ver bana. Konuşacaksın. Susmayacaksın” dedi Meral Okay

Ertuğrul Kürkçü ve Süreyya Önder’den Açıklama: “Acil ve Onurlu Bir Barış Sorumluluğumuzdur”

Korku Kürt halkına nasıl ebediyen boyun eğdiremediyse, Türkleri de barışa ve Kürt halkının haklarına saygıya sevketmek için hiçbir işe yaramayacaktır. Korku ile kardeşlik arasında hiçbir illiyet bulunmayacağını Kürtler ve Türkler kadar kim bilebilir…
Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü, savaşın yeniden alevlenmesiyle birlikte yaşanan gelişmelerle ilgili “kamuoyuna” basın açıklaması yaptı. Önder ve Kürkçü yaptıkları ortak açıklamada operasyonları “Savaş başladığı zaman ilk önce hakikat ölür” sözüyle eleştiren  BDP’li vekiller, “Eli kalem tutan, dili söz söyleyebilen herkesi, giderek büyük bir toplumsal felakete dönüşme eğilimi gösteren savaşa karşı sesini yükseltme” çağrısı yaptı.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü ve Süreyya Önder’den Açıklama: “Acil ve Onurlu Bir Barış Sorumluluğumuzdur”

Sırrı Süreyya Önder’in Beynelmilel adlı filmi cafran.org’ta online izleyin

Beynelmilel’ 1982 yılında Adıyaman’da bir grup yerel müzisyenin başına gelen traji-komik olayları, kışla mantığının sosyal yaşama dayatılması nedeniyle ortaya çıkan absürd durumları bir grup yerel müzisyenin etrafında anlatıyor.
Beynelmilel’ filminin senaryosu, o yıllarda kentteki bir orkestrada müzisyenlik yapan Sırrı Süreyya Önder’in  yaşadıklarından hareketle yazılmış.
Filmin kimi sahnelerinde yöre halkının da katılımıyla 3000 kişiye yakın da figüran görev almış.
Filmde, sıkıyönetim döneminde Adıyaman yöresinde düğünlerde çalgı çalan yerel müzisyenlerin (gevende) trajikomik hikayesi konu ediliyor.

Devamı…Sırrı Süreyya Önder’in Beynelmilel adlı filmi cafran.org’ta online izleyin

12 Karanfilli TÜYAP Diyarbakır kitap fuarı – Ahmet Nesin

Solumdaki stantta 12 karanfil asılı, karşımdaki stantta 12 karanfil, bizim stantta siyah bir kaşkol, Diyarbakır suskunluğun haykırışını ta içlerine kadar yaşıyor. Diyarbakır’da ikincisi düzenleniyor kitap fuarının ama TÜYAP 30. yılına hazırlanıyor Istanbul’da. 12 Eylül faşizminde bizi bir araya getiren ilk eylem TÜYAP Kitap Fuarı, eski adı Etap Marmara Oteli’nin en altında herkes birbirini kucaklıyor, kitaplar, coplar yerine imzalar havada uçuşuyor, Aziz Nesinler, Can Yüceller ifade vermek yerine okurlarla söyleşiyorlar.
Diyarbakır TÜYAP Kitap Fuarı’ndayım, her yanım 12 karanfil. Hüzünlü yüzler, Kürtçe türküler kulağımda, 30 yıl önceki faşizminden günümüze TÜYAP diyorum kendi kendime, faşizmi solurken her yanımda şimdi 12 karanfil soluyorum buram buram ama buruk mu buruk…

Devamı…12 Karanfilli TÜYAP Diyarbakır kitap fuarı – Ahmet Nesin

Süreyya Önder: Babam TİP’in Adıyaman kurucusu, ortaokuldan beri ezilenlerin yayındayım

Radikal’deki yazılarına milletvekili adayı olunca son veren Sırrı Süreyya Önder gazeteye verdiği röportajla gündemde. BDP’nin İstanbul’da desteklediği bağımsız adaylardan olan Sırrı Süreyya, Radikal’den Ezgi Başaran’a hem yaşamını hem de milletvekili adayı olduğu süreci anlattı. 12 yıl cezaevinde yatan Önder, Başaran’ın “Sizin gibi o dönemin devrimcilerinin bazıları bugün “Biz ne beyhude çabalamışız, zaten bu millet bizim hayal ettiğimiz dünyayı istemiyormuş” diye söylenir. Siz?” sorusunu söyle cevapladı: “ Öyle diyenlerin temel eğitimlerinde sorun var demektir. Bilanço hesabına dayanan bir ilişki değildir senin halkla kurduğun ilişki. Çok uzun soluklu, sabırlı çabayı gerektirir. Asıl problem başka…” 

Devamı…Süreyya Önder: Babam TİP’in Adıyaman kurucusu, ortaokuldan beri ezilenlerin yayındayım

Andımız ve çocukların varlığını ırkçılığa armağan etmekten haz duymak!

78 yıldır ilkokul çocuklarına okutulan “Andımız” BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ilköğretim okulu öğrencisi kızının okullarda öğrenci andı okunmasından muaf tutulması için verdiği dilekçeyle yeniden gündeme geldi. Mazlum-Der Diyarbakır Şubesi’nin Danıştay’a açtığı ‘Andımız’ın iptal edilmesi ile ilgili davada, Danıştay Sekizinci Dairesi, “… Yeni nesillere Türk devletinin ve milletinin bir ferdi olma onurunu duymaya ve hazzını yaşatmaya yönelik…” gerekçelerle  anayasa ve yasa maddelerine aykırılık bulunmadığını ifade etmesi tartışmalara neden oldu.
Sırrı Süreyya Önder, “Şimdi olayın ‘ırkçı’ yanını falan bir kenara bırakıyorum ve basit bir teklif yapıyorum. Başta Danıştay’ın ilgili daire üyeleri olmak üzere, bu marşı faydalı bulan, bundan bir ‘hazzı yaşatma’ beklentisi içinde olan herkesi günde bir kez yüksek sesle okumaya davet ediyor. Pınar Öğünç, “‘Türk Devletinin ve milletinin bir ferdi olma onurunu duyma ve hazzını yaşatmak’… Hazcılık perspektifi, varlığımıza yepyeni bir anlam katıyor gerçekten. Nasıl bir haz bu?” diye soruyor. Marş söyleten ve yemin ettiren bir eğitim sistemi, faşist bir eğitim sistemidir diyen Engin Ardıç ise; “Doğru dürüst bir ülkede, hap kadar çocuklara her sabah yemin ettirilmez, marş söyletilmez. Doğru dürüst bir ülkede “Fransız’ım, doğruyum, çalışkanım” diye böbürlenme olmaz.”diyor.

Devamı…Andımız ve çocukların varlığını ırkçılığa armağan etmekten haz duymak!

Süreyya Önder: İbrahim Kaypakkaya, yoksulların gönlündeki gülistanda yiğit olarak yatmakta

Oğlu, ‘Diyarbakır Zindanı’nda parça parça edilerek öldürülmüştü. Ayakları kesilmiş, kafası, kolları kesilmiş bir et yığını olarak, dönemin paşası Şükrü Olcay tarafından kendisine teslim edilmişti. 430 liraya bir tabut yaptırtmış, 70 liraya da kefen almıştı.
“…Ordan bi hamal
tuttum, o adam öylece baktı. Ondan sonra ‘Ne bu’ dedi. ‘Öğrenciydi’ dedim. ‘Burada işkencede öldürdüler, Çorum’a götürecem’ dedim. Diyarbakırlı hamal ağlamaya başladı, ‘Ben almayayım o 5 lirayı, helal olsun’ dedi. Ağladı, yürüdü gitti.”
Aynı belgeselde, Muzaffer Oruçoğlu şöyle anlatıyor: “…hamallara karşı çok derin bir sevgisi vardı. Parti kadroları içinde en çok hamalları seviyordu. Diyordu ki bu adam bu kadar çalışıyor ama bu çalıştığını bakışlarıyla, sözleriyle, davranışlarıyla hiç açığa vurmuyor. Bu korkunç bir şey. Bu, peygamberlik gibi bir şey.”

Devamı…Süreyya Önder: İbrahim Kaypakkaya, yoksulların gönlündeki gülistanda yiğit olarak yatmakta

Sırrı Süreyya Önder: “1000 yıldır nasıl yazıyorsam hala öyle yazıyorum”

Adını ilk olarak yönettiği ‘Beynelmilel’ filmiyle duyduğumuz Sırrı Süreyya Önder, katıldığı televizyon programları, Birgün gazetesinde yazdığı köşe yazıları ve çeşitli platformlarda dile getirdiği düşünceleri ile kısa sürede takip edilen, sevilen bir sanatçı oldu. Olaylara  ve hayata bakışı, birikimi, entelektüel tutarlılığı ve tavrıyla sahneden seyreden değil sahaya  inen bir aydın oldu.
Son zamanlardaysa sloganı ters yazınca ve köşeli toplantı masasını yuvarlak masa* ile değiştirince “medyada devrim” yaptığını  sanan Eyüp Can’ın  küçülüp cebimize giren! Radikal Gazetesi’nin takip edilesi tek yazarı olan   Süreyya Önder ile Günlük gazetesinden  Sarphan Uzunoğlu  ve Vartan Estukyan’ın Kürt sorunu, Türkiye’deki medya ve TEKEL direnişi üzerine yaptığı söyleşiyi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Sırrı Süreyya Önder: “1000 yıldır nasıl yazıyorsam hala öyle yazıyorum”

Zûlm ile abad olan sonunda berbad olur – Sırrı Süreyya Önder

Bu da bir ananın, babanın evladı demeden vurduğun gençlerin içinde senin kardeşlerin var.
Copu ölümüne sallayan, kimyasal gazı böceğe sıkar gibi sıkan memur, sözüm sanadır. İnsan dediğin düşünür. İtiraz etmeyen koyundur. Bugün iki ayağının üzerine dikilmişsen, düşünen ve itiraz edenlerin yüzü suyu hürmetinedir. Sen bir yoksul çocuğusun.

Devamı…Zûlm ile abad olan sonunda berbad olur – Sırrı Süreyya Önder

Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Özkök’e cevap verdi: “Faşizm çok ayıp bir şeydir”

‘Bu yazıyı, kızınız ‘Babama nasıl kalleş dersiniz’ diye sormuş kabul edip yazdım.’
Sayın Özkök, benim Ahmet Kaya’ya yaptıklarınızı ‘kalleşlik’ olarak nitelememe hislenmişsiniz. İsmimi anıp anmama kararsızlığınız sürerken birdenbire ‘Süreyya Kardeş’iniz oluvermişim. Bana, medyada daha büyük bir iktidarım olsa ne tür manşetler atacağımı sormuşsunuz. Sorunuzun cevabı yazımın başlığındadır.
Curzio Malaparte
Sayın Özkök, size, aslen İtalyan olan bir gazeteciden bahsetmek istiyorum. Gazetecinin adı Curzio Malaparte.
Gençliğinde faşist partiye üye olmuş fakat insanlığı ağır basınca yazıları sansürlenmiş, ev hapsine alınmış, sürgün edilmiştir. 1941’de Rus cephesinin açılmasıyla birlikte, inşallah oralarda ölür umuduyla, teğmen rütbesi ve savaş muhabirliği göreviyle bölgeye gönderilmiştir.

Devamı…Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Özkök’e cevap verdi: “Faşizm çok ayıp bir şeydir”

Taraf gazetesinin maksatlı ve maniple amaçlı referandum yalanları

18 Ağustos 2010 tarihlinde Taraf Gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı köşesinde yönetmen Sırrı Süreyya Önder’in, referandumda “evet” oyu kullanacağını yazarak ” Süreyya Önder’in de EVET demesi kesin” dedi. Sonrasında bir açıklama yapan Süreyya Önder, referanduma “evet” demeyeceğini, “boykot” edeceğini açıkladı; “Taraf gazetesi yazarlarından Rasim Ozan Kütahyalı, benim referandum oylamasında “kesin evet” diyeceğim şeklinde, haddini de cüretini de aşan bir paragraf yazmış. Mültefit bir tonla karışık irade hırsızlığı yapmıştır” dedi.
23 Ağustos 2010 tarihli Taraf gazetesi, manşetinde Melih Altınok’un BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’la yaptığı röportaja yer vererek, manşet başlığı olarak “Başbakan’dan bir söz bekliyoruz” ifadesini kullandı. Gün içinde haberi yalanlayan BDP Genel Merkezi Taraf’ın, bu sözlerin çarpıtılarak verilmesinin maksatlı ve maniple amaçlı olduğunu belirtti.

Devamı…Taraf gazetesinin maksatlı ve maniple amaçlı referandum yalanları