Yazmak Eyleminin Kadınları – Temel Demirer

Temel Demirer.jpegAlexandre Dumas’nın tabiriyle, “Gecenin karanlığında güneşi pencerene çizebilmek,” [1] dik durabilen özgür insanlara özgü bir haslettir…
Eğer bir özgür toplum yaratılacaksa, bu ancak dik durabilen özgür insanların ısrarıyla yani Paul Goodman’ın, “Özgür bir toplum, eski düzenin yerini ‘yeni düzen’in alması olamaz. Özgür bir toplum, özgür eylem alanlarının toplumsal yaşamın çoğunu oluşturuncaya dek yayılmasıdır,”

Devamı…Yazmak Eyleminin Kadınları – Temel Demirer

Kadınların Belleği: Hatırlama, Anlatı, Deneyim ve Toplumsal Cinsiyet

kadın meselesiKadınlara ait yazılı ve/veya basılı otobiyografik ve biyografik nitelikli kaynaklar ile yazılı veya basılı olmayan ama derinlemesine görüşmeler yoluyla kayda geçirilen sözlü tarih anlatıları biçiminde ifadesini bulan kadın belleği, geçtiğimiz otuz yılda tarih disiplinini ve sosyal bilimleri yalnızca konusu bakımından değil teorik ve metodolojik açıdan da dönüştürdü. İlk başta ikame edici bir çaba olarak görünen toplumsal bellekte kadınları görünür kılma girişimi, giderek toplumsal cinsiyetin ilişkisel bir tarzda kavranmasına ve bu çerçevede anlatı, deneyim, kimlik gibi kavramlar etrafında yeniden tanımlanmasına yol açtı.

Devamı…Kadınların Belleği: Hatırlama, Anlatı, Deneyim ve Toplumsal Cinsiyet

Erica Jong: “Erkek milletinin kötü yanı, herkesten her zaman saygı görmek istemesinde yatmaktadır”

kadın erkek çocukErkeklerin çoğu kadınları ya melek ya da şeytan olarak görürler. Ya bakiredir kadınlar ya da orospu. Ya azize ya da günahkar. Bunlara aynı kadının yarı melek yarı şeytan olabileceğini, başlangıçta masumiyetin ta kendisiyken sonradan tecrübenin simgesi haline gelebileceğini anlatmak olanaksızdır. Hele namus denilen şeyin zenginlerin parası yetebilecek bir lüks olduğunu, günahın ise fakirler için bir yaşam çaresi olduğunu asla anlayamazlar.
Kadın, doğanın her kesiminde yanlış anlaşılmış, ya namus değerlerinin ya da günahların bileşimi olarak görülmüştür.

Devamı…Erica Jong: “Erkek milletinin kötü yanı, herkesten her zaman saygı görmek istemesinde yatmaktadır”

Lenin’inin kadın sorununa bakışı üzerine anıları ve düşünceleri ile Clara Zetkin*

Kadını ev köleliğinden ve erkeğe  bağımlılıktan kurtarmak
“Kadınları toplumsal iktisada, yönetime, yasamaya ve hükümete katıyoruz. Mesleki ve toplumsal yeteneklerini geliştirmek için onların hepsine kurs ve enstitüler açıyoruz. Ortak mutfaklar, kamu aşevleri, yıkama ve onarma kuruluşları, kreşler, çocuk yuvaları ve çocuk yurtları, çeşitli eğitim kurumları kuruyoruz. Kısacası, tekil ev ekonomisinin iktisadi ve eğitsel görevlerini topluma devretmek şeklindeki programatik talebimizi ciddi bir şekilde ele alıyoruz. Böylece kadın, eski ev köleliğinden ve erkeğe her türlü bağımlılıktan kurtuluyor. Kadınlara, yetenek ve eğilimlerine göre, toplumda tam etkinlik olanağı sağlanıyor. Çocuklar, evdekinden daha elverişli eğitim koşullarına kavuşuyor. Kadın işçileri koruma konusunda dünyadaki en ileri yasalara sahibiz, ve bunları örgütlü işçilerin vekilleri uyguluyor. Doğumevleri, ana ve bebek yurtları açıyoruz, anneler için danışmanlık merkezleri, bebek ve küçük çocukların bakımı için kurslar, ana ve bebek sağlığı ile ilgili sergiler vb. düzenliyoruz. Bakıcısı olmayan ve işsiz kadınların sıkıntılarını gidermek için en ciddi çabaları gösteriyoruz.”

Devamı…Lenin’inin kadın sorununa bakışı üzerine anıları ve düşünceleri ile Clara Zetkin*

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org