Hanefi Avcı anlatıyor: Cemaat Nasıl Yönetiyor, Kimler Yönetiyor?

Hanefi AvcıEmniyet teşkilatındaki örgütlenme nasıldı, yani cemaat Emniyeti nasıl yönetiyor, görevleri nasıl etkiliyordu? Emniyet hiyerarşik bir teşkilattı, teşkilat içinde ikinci bir cemaat teşkilatı nasıl yapılanıyordu? Yıllarca amir ve müdürlük görevlerinde bulunan kişiler kendilerinin dışında birinden nasıl emir alıyor? İddialar doğru ise onlardan fırça bile yiyor, bir şey diyemiyorlardı?  Cemaatin geçmiş yıllardan başlayarak teşkilatta nasıl elaman temin ettiği, nasıl yapılandığı belki uzun araştırma ve incelemelerin konusu olsa da ben su andaki örgütün nasıl yapılandığını, idare edildiğini bir nebze olsun göstermek istiyorum. Bunun için öncelikle bu konudaki belgelere bakmak gerekiyor. Maalesef bu konuda çok fazla belge yok ama yine de bulunan belgeler mevcut durumu belli oranda anlamamızı sağlıyor.

Devamı…Hanefi Avcı anlatıyor: Cemaat Nasıl Yönetiyor, Kimler Yönetiyor?

Nuray Mert: Yeni Türkiye’nin Şark Ekspresi’nde siyaseti de sona geldi

Gülen ve Erdoğan
Geldiğimiz noktaya; bir büyük arınma süreci diye bakmak da mümkün değil. Şimdilerde yaşadığımız, daha ziyade; Agatha Christie’nin ünlü romanı ‘Şark Ekspresinde Cinayet’ ortamı gibi. Bizimki de, Şark Ekspresinde Siyaset! Sonuçta, kendi tabanı dışında birçok çevreyi, baskılamış/ bastırmış veya küstürmüş/incitmiş, yok saymış bir iktidara karşı olan herkes için bir bıçak darbesi vurma imkânı oluştu.

Devamı…Nuray Mert: Yeni Türkiye’nin Şark Ekspresi’nde siyaseti de sona geldi

Ahmet Nesin: Siz Hakan Şükür’ü Çözemediyseniz Bu İşi Bırakın…

Ahmet Nesin

AKP genel başkan yardımcısı Mehmet Ali Şahin daha iyi anlamış bu durumu, Şükür’ün istifasını “Ben emrettiler AKP’ye geldim, şimdi emrettiler ayrıldım, demektir…” diye açıklamış. Yüzde ellisi doğru, Gülen Hakan Şükür’e vekil olmasını emretmiştir ama birine daha emretmiştir, Erdoğan’a da “Bu adamımı seçin…” diye emretmiştir. O yüzden Erdoğan daha bu sorunu öğrenememiş, Hakan Şükür ve onun gibiler AKP’li olarak değil Gülenci olarak seçildiler. Bütün kavga da buraya dayanıyor, sonraki seçimde Gülen daha çok Şükür isterken, Erdoğan hiç Şükür istemiyor. Sayı da 150, bunu daha önce yazmıştım ama kimse ciddiye almadığından bugün çıkmış “Aaaaaa kavga ediyorlar, ne ayıp…” diye şaşırıyorlar, ben de onlara şaşırıyorum.

Devamı…Ahmet Nesin: Siz Hakan Şükür’ü Çözemediyseniz Bu İşi Bırakın…

Ömer Ağın: BDP’nin Oyları Yükseliyor, Cemaat Manevi Güçünü Yitiriyor

Kürt meselesinde Tayyip Erdoğan’ın giderek geleneksel devletçi tutuma yönelmesi, uygulanan baskılar, kitlesel tutuklamalar ve  psikolojik savaş Kürtler’den oy alan tek burjuva partisi olan  AKP’nin  taban kaybedip  oylarını  düşürürken  BDP’nin oylarını mı yükseltiyor? Legal alan daraldıkça gençler arasında “Dağa gidişler” artı mı, azaldı mı? Cemaat Kürt toplumu arasında ağırlığını neden kaybediyor? Devlet için psikolojik savaşın en önemli argümanı hala din mi? Hocalı katliamını protestoyla su yüzünen çıkan düzen destekli ırkçılığın temeli nereye dayanıyor? gibi sorulara yanıt arayan, “Alev, Duvar ve Tkp”, “Kürtler, Kemalizm ve Tkp” adlı iki kitabıyla tanıdığımız Ömer Ağın’ın ilgili yazısını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Ömer Ağın: BDP’nin Oyları Yükseliyor, Cemaat Manevi Güçünü Yitiriyor

Şike yasasından sonra Cemaat ile Tayyip Erdoğan arasındaki iktidar savaşı MİT üzerinden sürüyor…

Bunun adı ‘devlet krizi’dir…

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer‘in Anayasa kitapçığını kendisine doğru fırlatmasının ardından toplantıyı terk etmiş ve basının önüne çikmişti. Ecevit, “içeride” yaşananları anlattıktan sonra, iki kelimelik bir tanım yapmıştı. Ecevit‘e göre, olan bitenin adı “devlet krizi”ydi.
Ecevit hükümetinin yönetemediği ”devlet krizi” Türkiye’ye pahalıya mal oldu. Kriz sonrası yaşanan gelişmeler, iktidarın AKP‘ye teslim edilmesine yol açtı. Krizle başlayan tahribat, devletin tüm hücrelerine yayıldı.

Devamı…Şike yasasından sonra Cemaat ile Tayyip Erdoğan arasındaki iktidar savaşı MİT üzerinden sürüyor…

“Süreç AKP’yi bitirecek… Erdoğan’cıymış gibi görünenlerin de bu kadar bağırmaları bundan”

Benim yazılarıma başladığımdan beri yazdığım Erdoğan – Gülen tartışması son seçimden sonra artık iyice su yüzüne çıktı. Bitakım Libre-el-al yazarlarla olan sert tartışmalar, Erdoğan – Taraf Gazetesi kavgası, Gülerce’nin yazıları, dün Bugün Gazetesi’nde Gülay Göktürk’ün yazısı, Fehmi Koru, Hasan Cemal yazıları ve tartışmaları, hepsine toplu olarak baktığınızda “Birdenbire ne oldu bunlara?..” diyebiliyorsunuz. Oysa olan bişey yok, bu saydığım isimlerin hiçbiri esas olarak Erdoğan’ı desteklemediler, onlar Fethullah Gülen’i desteklediler, Gülen de AKP’yi desteklediği için bu ekip Erdoğan’ı destekler göründü.

FETHULLAH GÜLEN’İN BAŞBAKANINA HAZIR OLUN!.. – Ahmet Nesin

Devamı…“Süreç AKP’yi bitirecek… Erdoğan’cıymış gibi görünenlerin de bu kadar bağırmaları bundan”

“Erdoğan henüz hayattayken, AKP’de “miras paylaşımı” için hazırlıklar başladı”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmara Üniversitesi’ne bağlı bir hastanede “gizlice” ameliyat olmasının üzerinden  iki hafta geçti. Bu süre içinde Erdoğan’ı sınırlı sayıda  kişinin görebilmesi ve bunlardan birinin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden olması durumun ciddi olduğunun bir göstergesi olabilir mi? Cumhurbaşkanı Aptullah Gül’ün Gülen Cemaati’nin isteği üzerine, şike yasasını ‘veto’ etmesi AKP’in bölünmesinin bir işareti mi? Bülent Arınç’ın “Ben Tayyip Erdoğan’a bile biat etmedim“,  Genel Başkan Yardımcısı ve sözcüsü Hüseyin Çelik’in “Bir insan hayatta iken tereke (miras) paylaşımına gidilmesi ahlaksızlıktır” açıklamalarında bulunmalarının sebebi ne olabilir?  Barış Yarkadaş ve  Veysi Sarısözen’in bu sorulara cevap arayan  yazılarını aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…“Erdoğan henüz hayattayken, AKP’de “miras paylaşımı” için hazırlıklar başladı”

Derya Bengi’den Cemaatin düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’na katılan çocuklara mektup

Fetullah Gülen cemaatin düzenlediği devlet destekli Türkçe Olimpiyatları’nın bu yıl dokuzuncusu yapıldı. Express Dergisi için 9. Türkçe Olimpiyatlarını izleyen Gazeteci/yazar Derya Bengi, Express’in son sayısında okuayabileceğiniz “Yad ellerin yarenleri” başlıklı bir yazı kaleme aldı.  Birde dünyanın dört bir yanındaki cemaat okullarından, Türkçe Olimpiyatları için Türkiye’ye gelen çocuklar için bir de mektup yazdı.  Sözlerine “Ne iyi olmuş, Türkçe öğrenmişsiniz. Ama sakın sizi sırf bu yüzden sevdiğimizi zannetmeyin.” diye başlayan Büke “Arkadaşlar, Türkiye’de Türkçeden başka dillerde var. Ahmet Büke adında bir yazar -belki bir gün kitaplarını okursunuz- bakın sizi televizyonda seyrederken twitter’da ne yazmış: “Burkina Faso’lu çocuk Türkçe şarkı söylüyor, çok güzel de, Berivan anadilinde eğitim alamıyor.” Berivan’ları en iyi siz anlarsınız. Çünkü Türkçe, onlar için, aynı sizinki gibi, okulda öğrendikleri bir yabancı dil.” diyerek insani olmayan bu çelişkiye dikkat çekerek ikiyüzlülüğü gözler önüne seriyor…

Devamı…Derya Bengi’den Cemaatin düzenlediği Türkçe Olimpiyatları’na katılan çocuklara mektup

Nakşi ve Nurculuğun Devletle İlişkilerinin Kökenleri – Faik Bulut

Resmi Belgeler Işığında
ORDU ve DİN

Yeniçeri ocağı kaldırılırken (1826), Bektaşi tekke ve ocaklarında da köklü değişiklik meydana geldi. Bu tekkeler ya kapatılıp Nakşibendiler’e devredildi ya da başlarına Nakşibendi şeyhleri getirildi. Deyim yerindeyse, Osmanlı militarizmine onca hizmetinden sonra posası çıkmış Bektaşilik bir kenara bırakılıyor; [Bakınız: Osmanlı’da Yeniçeri Bektaşi İlişkisi ve Etkileri] yerini 17. yüzyılda kendini yenileyen Nakşibendilik alıyordu. Sözün özü, Bektaşilik Nakşibendilik’e dönüştürülmüş oluyordu.

Devamı…Nakşi ve Nurculuğun Devletle İlişkilerinin Kökenleri – Faik Bulut

Medya neden ve nasıl ele geçirildi? – Merdan Yanardağ

Başta Hürriyet gazetesi olmak üzere, Doğan Grubu gazete ve televizyonlarından çok sayıda gazetecinin ya işine son verildi ya da istifaya zorlandı. Gazetecilik anlayışları ve çizgileri bir yana, AKP’ye muhalefet ettikleri tartışılmaz olan Emin Çölaşan, Necati Doğru, Bekir Coşkun gibi etkili isimler gazetelerinden ayrıldılar.

Fethullah Gülen cemaatine ait gazete, televizyon, radyo ve dergiler olmak üzere, islamcı medya AKP hükümeti döneminde büyük bir mali ve teknolojik güce ulaştı.

Devamı…Medya neden ve nasıl ele geçirildi? – Merdan Yanardağ

Zaman’dan Sansürlü Le Monde Çevirisi ve Sansürlü Bazı Bölümler – Ragıp Duran

Paris’deki Gülen Okulu hakkında Le Monde’un Istanbul muhabiri bir yazı yazmış. Orijinal metin iyi bir gazetecilik çalışması sayılır. Zaman gazetesi ise, Le Monde’daki haberi aktarırken, orijinal metinde Gülen Cemaati hakkındaki tüm eleştirel, olumsuz ve sorgulayıcı bölüm, cümle ve deyimleri temizlemiş.  Fetullah Gülen cemaati hakkında ne kadar kuşku uyandıran cümle varsa ya olduğu gibi es geçilmiş ya da tahrifatlı bir şekilde çevrilmiş. Ne gerek var?


Mesele, teknik bir çeviri hatası ya da çeviride özensizlik değil. Le Monde’da çıkan bir yazıyı tahrif etmek…Bunu yapanlar kendilerini çok uyanık sanıyorlar. Çünkü hiç kimse, özellikle Fransa’da yaşayan Türkiyeliler ya da Fransızca bilen Türkiyeliler, hem Zaman’ı hem de Le Monde’u okumayacaklar değil mi?

Devamı…Zaman’dan Sansürlü Le Monde Çevirisi ve Sansürlü Bazı Bölümler – Ragıp Duran