Eduardo Galeano: Biz diktatörlüklere hayır, umuda evet diyoruz!

Diktatörlüklere hayır, demokrasi kılığına girmiş diktatörlüklere hayır derken, gerçek bir demokrasi için mücadeleye evet diyoruz; kimsenin ekmeğinin ve sözünün reddedilmeyeceği, Neruda’nın bir şiiri ya da Violeta’nın bir şarkısı kadar tehlikeli ve güzel olacak bir demokrasi için mücadeleye evet diyoruz.

Devamı…Eduardo Galeano: Biz diktatörlüklere hayır, umuda evet diyoruz!

Faşistleşme Süreci ve Evreleri – Nicos Poulantzas

hitler ve halkBurada faşistleşme sürecinin evreleri ele alınacaktır. Bu sürecin önkoşulları konusu üzerinde fazla durmayacağız. Faşizmin sakin bir gökyüzünde birdenbire kopan bir sağanak gibi gelmediğini belirtmek yeterlidir. Sadece parlamenter demokrasinin içerdiği «tohumlar»ın basit bir özgelişimi değil de, sözü edilen demokrasiden önemli ölçüde farklı olan ve siyasal bir bunalıma tekabül eden bir süreç olduğu ölçüde faşistleşme sürecinden söz edebiliriz Şu halde bu süreç, parlamenter demokrasi ve faşizm arasında doğrusal bir evrilmeyi varsayan «organik ve kesiksiz süreç» tezinden kopmadıkça ele alınıp kavranılamaz.

Devamı…Faşistleşme Süreci ve Evreleri – Nicos Poulantzas

Despotik Hakimiyet Nedir, Egemen Güç Nasıl Elde Edilir? – Thomas Hobbes

Thomas HobbesZorla kurulmuş bir Devlet, egemen güç zorla ele geçirildiği zaman olur; ve tek tek insanlar veya çok sayıda insan, oy çokluğu ile, ölüm veya esaret korkusundan, onların hayatını ve özgürlüğünü elinde tutan insanın veya meclisin bütün eylemlerini kabul ettiklerinde, egemen güç zorla ele geçirilmiştir.Bu hakimiyet veya egemenlik türü, sözleşme ile kurulmuş egemenlikten sadece şu noktada farklıdır; egemenlerini seçen insanlar, bunu, birbirlerinden korktukları için yaparlar, tayin ettikleri kişiden korktukları için değil; bu durumda ise korktukları kişiye boyun eğerler. Fakat her iki durumda da, bunu yapmalarının nedeni korkudur: ölüm veya şiddet korkusundan doğan bütün sözleşmelerin hükümsüz olduğunu savunanlar buna dikkat etmelidir: ki bu görüş doğru olsaydı, hiçbir devlet türünde insanlar itaat yükümlülüğü altında olmazlardı.

Devamı…Despotik Hakimiyet Nedir, Egemen Güç Nasıl Elde Edilir? – Thomas Hobbes

Michel Foucault: “Mülteci sorunu 21. yüzyılda gerçekleşecek büyük göçün habercisidir.”

Mıchel FoucaultMichel Foucault’nun Mültecilere İlişkin (1979) Daha Önce Çevrilmemiş Röportajı:
Şu anda 40,000 Vietnamlı ölümle burun buruna gelerek Hindiçin sahillerine ya da adalara çıkıyor. 40,000 Kamboçyalı, ölüm tehlikesine rağmen, Tayland’dan geri püskürtüldü. 80,000’den fazla insan için ölüm artık gündelik hayatın bir parçası. Dünya devletleri arasındaki güç dengeleri üzerine, veya mültecilere yardım etmenin getireceği politik ve ekonomik zorluklar üzerine geliştirilen hiçbir argüman bu insanları ölüme terk etmeyi haklı çıkaramaz. 1938 ve 1939’da Yahudilerin Almanya ve Orta Avrupa’dan kaçtıkları sırada hiçbir ülke onları kabul etmedi ve pek çoğu öldü. Aradan kırk yıl geçtikten sonra bile hala 100,000 insanı bilerek ölüme mi göndereceğiz?

Devamı…Michel Foucault: “Mülteci sorunu 21. yüzyılda gerçekleşecek büyük göçün habercisidir.”

Herkesin Bahanesi: “Bizim elimizden ne gelir!..” Fil Beklemek – Metin Altıok

Metin AltıokSerçe kuşu yağmurlu bir günde, şimşekler çakıp gök olanca hızıyla gümbürderken, yere sırtüstü yatmış, havaya kaldırdığı incecik ayaklarıyla boşluğu dövermiş. Bu tuhaf durumu görenlerin “Neden böyle yapıyorsun?” sorusuna, “Bunca mahlûkat var yeryüzünde, gök yıkılıp üstümüze düşerse hepsi telef olacaklar. Ben de göğü tutmak için kaldırdım ayaklarımı” cevabını vermiş. Sonra içtenlikle, “Kaldırdım kaldırmasına, ama yine de korkudan yüreğimin kırk kantar yağı eriyor” diye eklemiş. Çevresindekiler, “Amma yaptın ha, sen kendin beş dirhem etmezsin. Bu kırk kantar yağ da neyin nesi!” diyerek alaya almışlar serçeyi. Serçecik şöyle bir bakmış yüzlerine, “Siz bunu anlayamazsınız” demiş.

Devamı…Herkesin Bahanesi: “Bizim elimizden ne gelir!..” Fil Beklemek – Metin Altıok

Ahmet Hakan: İstenen ve Tartışılması Gereken Başkanlık Sistemi Değil, Diktatörlüğün Kendisidir

Ahmet Hakan“Başkanlık sistemi iyi midir, kötü müdür” ya da “başkanlık sistemi bize uyar mı, uymaz mı” tartışması yapmak abesle iştigal etmektir.
Bence hep birlikte şunu tartışalım:
Diktatörlük sistemi iyi midir, kötü müdür?
Diktatörlük sistemi bize uyar mı, uymaz mı?
Diktatörlük olsa Türkiye daha fazla kalkınır mı, kalkınmaz mı?
Diktatörlükte uçar mıyız, uçmaz mıyız?
Evren yargılanıyor ama ilkeleri yürürlükte
METAL işçilerinin grevi, “milli güvenlik” gerekçesiyle ertelendi.
“Milli güvenlik” gerekçesiyle grev ertelemek, 12 Eylül’ün getirdiği bir uygulamadır.
Bugünlerde 12 Eylül’ü yapan Kenan Evren yargılanıyor ya…
Kenan Evren’in yerinde olsam…
Savunma stratejimi değiştirir ve ilk duruşmada şu savunmayı yaparım:
Ben YÖK’ü getirdim. Aynen devam ettiriyorsunuz.
Ben yüzde 10 seçim barajını getirdim. Kılına bile dokunmuyorsunuz.
Ben Seçim Kanunu ile Siyasi Partiler Kanunu yaptım. İşinize geldiği için kullanıyorsunuz.
Ben grevleri milli güvenlik bahanesiyle erteliyordum. Aynı bahaneyle siz de erteliyorsunuz.
Siz beni nasıl yargılayabilirsiniz ki?

Devamı…Ahmet Hakan: İstenen ve Tartışılması Gereken Başkanlık Sistemi Değil, Diktatörlüğün Kendisidir

Suriye’ye Girilebiliniyorsa Türkiye’ye Neden Girilmedi? – Ahmet Nesin

Ahmet NesinBu eleştirileri yaptığım zaman bana “Esad insanları öldürsün, biz sessiz mi kalalım?” diyenler var, Erdoğan’ı bu şekilde savunuyorlar.
Bunu diyenlere örnekler vereceğim;
Siz Alevileri kesen Yavuz Sultan Selim isminin köprüye verilmesini de alkışlıyorsunuz zaten,
Siz 1915 yılında yüzbinlerce Ermeni’ni soykırımını da kabullenmiyorsunuz,
Siz Dersim katliamını da yok sayanlardansınız,
Siz, Çorum, Kahramanmaraş katliamlarında ses çıkarmayanlardansınız,
Siz Madımak katillerinin avukatlarısınız,
Siz 17 bin Kürdün faili meçhul öldürülmesine göz yumup, onu meclise taşımaktan korkan AKP destekçilerisiniz,

Devamı…Suriye’ye Girilebiliniyorsa Türkiye’ye Neden Girilmedi? – Ahmet Nesin

Ahmet İnsel: Erdoğan’ın her hali zirveden aşağı doğru kaymaya başlamış olmanın telaşını taşıyor

davos
Tayyip Erdoğan: “Sayın Peres (…) sesin çok yüksek çıkıyor. Bu suçluluk psikolojisi.”
Bu aşırı hareketlilik ve konuşma hali, ne yaparsa yapsın, artık zirveden aşağı doğru kaymaya başlamış olduğunu fark etmenin telaşını gizleyemiyor. Tersine bazı açılardan bu düşüşü hızlandırıyor. Tayyip Erdoğan’ın ve neredeyse sadece onun sesinin giderek daha fazla çıkması bir telaş içinde olduğunu ele veriyor. Belki bu kendisinin Şimon Peres’e karşı söylediği gibi, “suçluların telaşı içinde olmaktan” kaynaklanıyordur.

Devamı…Ahmet İnsel: Erdoğan’ın her hali zirveden aşağı doğru kaymaya başlamış olmanın telaşını taşıyor

Ahmet Hamdi Tanpınar: Bir insan sansar olabilirdi. Fakat dünya tavuk kümesi olmaya razı olamazdı

ahmet hamdi tanpinarMussolini ‘ ye Dair
Mussolini düştü. Senelerden beri insanlığın talihi ile oynayan adam, şimdi bir yığın benzerinin elinde, patlamış bir balon gibi büyüklüğünü, hatâlarını ve kaderini kusuyor. Yirmi beş, otuz seneden beri daima ilk safta geçen adı. hattâ unutuldu bile. Gazeteler ve günün adamları ondan geçmiş şey gibi bahsediyorlar. Yirmi seneden beridir hadiselerin sahnesinde oynayan adam şimdi perdenin öbür tarafında kaldı.
Yaşıyor mu, yaşamıyor mu onu bile bilmiyouz. Ajanslar kâh onun filan hapisanede mahpus olduğunu, kâh öldürüldüğünü yazdılar Hattâ son zamanlarda batırılan bir denizaltının içinde boğulduğu havadisi bile çıktı. Eğer doğru ise dünyaya el koymak için en çok güvendiği makinelerden birisi kendisine tuzak oldu demektir.

Devamı…Ahmet Hamdi Tanpınar: Bir insan sansar olabilirdi. Fakat dünya tavuk kümesi olmaya razı olamazdı

ABD’de ‘demokratik diktatörlük’ ve internet yasağı – Miguel Urbano Rodrigues

Şu andan itibaren, herhangi bir vatandaş bu yasa gereği, sadece “terörizm” ile bağı olduğu şüphesiyle süresiz olarak hapsedilebilir ve işkenceye maruz kalabilir.
Başkan Barack Obama, gecen 31 Aralık’ta, Amerikan halkına zehirli bir hediye sundu: sözde Ulusal Savunma Yetki Yasası’nı* yürürlüğe soktu.
Yaptığı bu müdahaleyi haklı göstermek için yaptığı konuşma bir ikiyüzlülük modeliydi. Başkan yasanın birkaç paragrafına katılmadığını da belirtti. Bu durumda, yasa veto edilebilir ya da önerilen metin iade edilebilirdi. Ama olmadı.

Devamı…ABD’de ‘demokratik diktatörlük’ ve internet yasağı – Miguel Urbano Rodrigues

Bireysel akılsızlığın hükümranlığı | Lidere sadakat ve kişilik – Prof. Dr. Yasin Ceylan

Kültürümüzde hakikate bağlılıktan ziyade, önder makamında olan kimseye bağlılık egemen. Böyle bir yaşam biçimi, dini tarikatlarda ve cemaatlerde ezelden beri mevcuttu. Günümüzde aynı geleneğin siyasete de bulaştığını görüyoruz. Bir devlet adamının veya siyasi parti liderinin, doğru yanlış her türlü tasarrufunu savunan, ne yapmışsa, ne söylemişse, bunu bir hikmet ve fazilete mebni kılan koca adamlar görüyoruz. Televizyon kanallarına çıkıp, cansiperane, liderlerinin en fahiş sözlerindeki gizli kalmış doğruları, en müstekreh tavırlarındaki estetik noktaları dile getirirler. Milyonları aydınlatırlar! Bu methüsena kervanına akademik unvanlı kimselerin de katıldığını görünce, artık dayanamadım. Tüm necip ruhları ve temiz vicdanları tedirgin eden bu çirkin tavrın ihtiva ettiği unsurları, gücüm yettiği kadar, açığa vurmak niyetiyle, bu yazıyı yazmayı gerekli buldum.

Devamı…Bireysel akılsızlığın hükümranlığı | Lidere sadakat ve kişilik – Prof. Dr. Yasin Ceylan

“Yapı-Üstyapı” ve “Liderlik-Diktatörlük” ilişkisi İçinde Sivil Toplum Momenti – Norberto Bobbio

Marx’ın, sivil toplumu yapı ile özdeşleştinmesine karşın, Gramsci tarafından, sivil toplumun ‘yapı’dan ‘üstyapı’ya aktarılması, yapı ile üstyapı arasındaki ilişkilerin Gramscigil kavramlaştırmasına temel bir etken olmuştur. Gramsci’de yapı ile üstyapı ilişkileri sorunu, kendisinin buna verdiği öneme karşın, bugüne değin yeterli dikkati çekememiştir. Sanırız sivil toplumun öneminin belirlenmesi, bizi doğru bir perspektif ile daha derin bir çözümlemeye yönlendirmektedir. Bu anlamda, Marx’ın ve Gramsci’nin yapı ile üstyapı ilişkilerinin kavramsallaştırılmaları arasında temel iki farklılığın olduğunu kabul ediyoruz.

Devamı…“Yapı-Üstyapı” ve “Liderlik-Diktatörlük” ilişkisi İçinde Sivil Toplum Momenti – Norberto Bobbio

Demokrasi ile Diktatörlük Arasında Seçimler ve Sonrası – Erdoğan Aydın

Seçim kampanyaları ve mitinglerinde de görüldüğü gibi Kürt Hareketi ile belli sol güçler ittifakının bu büyük başarısı, ne yazık ki Türk halkı içinde yeterli karşılığını bulmamış, Türk kimlikli toplumsal çoğunluk içindeki etki alanı çok zayıf kalmıştır. Milliyetçi refleksin de sonucu olan bu durum bir yana, Türk halkı içinde, Blok dışı sosyalizm ve demokrasi hedefli dikkate değer bir etkinlik de ortaya çıkamamıştır.
Blok dışı sol güçlerden gelen eleştirilere karşı da eklenmeli ki, Blok, seçimlere tartışma götürmez açıklıktaki bir sol programla girmiş, resmi metinleri ve sözcülerinin konuşmaları özgülünde sol bir Türkiye tasavvurunun etkin temsilciliğini yapmıştır.

Devamı…Demokrasi ile Diktatörlük Arasında Seçimler ve Sonrası – Erdoğan Aydın