“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

“Her organik varlık her an hem aynı şeydir, hem de aynı şey değildir; her an dışarıdan aldığı maddeleri özümlerken, daha başka maddeleri de dışarı atmaktadır; her an bedenindeki hücreler ölmekte ve yeni hücreler oluşmaktadır; gerçekte, belirli bir süre içinde her organik varlığın bedeninin maddesi tepeden tırnağa yenilenir ve yerini başka madde atomları alır, dolayısıyla her organik varlık her zaman hem kendisidir, hem de kendisinden başka şeydir.”

Devamı…“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

Dünya Suriye’deki Devrimci Kürtleri Neden Görmezden Geliyor? – David Graeber

kobanili kadınlar
Rojava Özerk Bölgesi, bugünkü hâliyle, Suriye Devrimi trajedisinden sonra ortaya çıkan birkaç tane parlak bölgeden bir tanesi –hatta en parlaklarından. Esad rejiminin temsilcilerini 2011’de uzaklaştırdıktan sonra ve neredeyse bütün komşularının düşmanlığına rağmen, Rojava sadece bağımsızlığını koruyan bir bölge olmadı, aynı zamanda tarihe geçecek bir demokratik deneyimi de hayata geçirdi. Halk meclisleri oluşturuldu ve bunlar karar alıcı organlar hâline getirildi; etnik dağılıma özen gösterilen konseyler seçildi

Devamı…Dünya Suriye’deki Devrimci Kürtleri Neden Görmezden Geliyor? – David Graeber

“Hayatı anlamlı kılan sizin seçimleriniz ve yaşadıklarınızdır” Ahlak ve Estetik – J. Paul Sartre

sartre(…) Şimdi bu genci, ne duyguları, bireysel davranışı Ve somut merhameti ahlak temeli yaparak annesinin yanında kalmayı seçti diye; ne de özveriyi yeğleyip İngiltere’ye geçmeyi seçti diye kınayabilir; nedensiz ve gereksiz bir seçim yapmış olmakla suçlayabiliriz. İnsan ta baştan, (ezelden) hazır yaratılmış değildir. O kendini belirleyendir. Koşulların baskısı onu bir seçim yapmaya zorlar, ahlakını seçtikleriyle tamamlar. Bizde insanı kendini seçişine, bağlayışına göre tanımlarız.  Bizi nedensiz, gerekçesiz seçim yapmakla suçlamak,  görülüyor ki,  saçmadır.

Devamı…“Hayatı anlamlı kılan sizin seçimleriniz ve yaşadıklarınızdır” Ahlak ve Estetik – J. Paul Sartre

“Evrim” ve “Devrim”, Marksizm’in Darwincilik’le ilişkisi – Alan Woods & Ted Grant

Darwin DarvinDarwin’in Tedriciliği
“Bazen denir ki, diyalektiğin hareket noktası, evriminkiyle aynıdır. Bu iki yöntemin temas noktaları bulunduğundan kuşku duyulamaz. Buna rağmen, bunlar arasında esaslı ve önemli bir fark da vardır, ki bu farkın evrim öğretisinin lehine olmaktan hayli uzak olduğu da itiraf edilmelidir. Modern evrimciler kendi öğretilerine hatırı sayılır bir muhafazakârlık katıp karıştırıyorlar. Ne doğada ne de tarihte herhangi bir sıçrama olmadığını kanıtlamak istiyorlar. Diğer taraftan diyalektik çok iyi bilir ki, hem doğada hem de insan düşüncesinde ve tarihte sıçramalar kaçınılmazdır. Ancak diyalektik, aynı kesintisiz sürecin, değişimin tüm evrelerinde işlemekte olduğu reddedilmez gerçeğinin de üstünden atlamaz. O yalnızca, tedrici değişimin kaçınılmaz olarak bir sıçramaya yol açmak durumunda olduğu koşullar dizisini açığa kavuşturmaya çalışır.”[1] (Plehanov)

Devamı…“Evrim” ve “Devrim”, Marksizm’in Darwincilik’le ilişkisi – Alan Woods & Ted Grant

Fikret Başkaya: “Aslında demokratik denilen rejimlerin demokrasiyle bir ilgisi yok”

Fikret-BaşkayaAğzını açan her politikacı, her akademisyen, her gazeteci, her “konunun uzmanı”, her zengin “sanatçı”, Bu sorunların çözüm yeri parlamentodur” diyor… Oysa bu seçkin zevatın bilmediği, asla bilmek de istemeyeceği bir şey var: Kapitalizm çağında ezilen ve sömürülen sınıflar lehine elde edilmiş ne kadar kazanım varsa [seçme ve seçilme hakkı, sekiz saatlik işgünü, çoçuk işçiliğinin yasaklanması, işsizlik yardımı, aile yardımı, vb.] hepsi parlamento dışında, işyerlerindeki, sokaklardaki, meydanlardaki, yani arazideki mücadeleler sonucu gerçekleşmiştir… Hem demokrasiyi engellemek amacıyla oluşturulmuş bir işleyişin parçası olacaksınız ve hem de ezilen ve sömürülen sınıflar lehine bir şeyler kazanmayı umacaksınız… bu mümkün değildir.

Devamı…Fikret Başkaya: “Aslında demokratik denilen rejimlerin demokrasiyle bir ilgisi yok”

21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm: İşçi Sınıfı (Her Zaman) Devrimci midir? – Erkin Özalp

Bu kitabı okumakta olduğunuza göre, dünya üzerindeki en şanssız insanlar arasında yer almadığınız kesin!
En azından, yoksulluk yüzünden yeterince beslenemeyen 925 milyon insandan biri değilsinizdir. [1]
Sayılar büyüdükçe, onları anlamak zorlaşır. Bir başka şekilde ifade edilecek olursa, bugün, aynı gezegeni paylaşan neredeyse her 7 kişiden biri açlıkla pençeleşiyor.
Dünya üzerindeki kaynaklar kıt olduğu için mi?
Hayır.
Dünya üzerindeki iktisadi varlıkların yüzde 40’tan faz­lası, dünya nüfusunun yalnızca yüzde 1’inin elinde olduğu için![2]
Milyarlarca insan, küçük bir azınlık tarafından, açlıkla terbiye ediliyor.
Bu dünyaya gelen bir çocuğun sağlıklı bir şekilde geliş­mesini sağlayacak kadar beslenmesi, sağlık hizmetlerinden yararlanması, iyi bir eğitim alması ve insanlığa da katkıda bulunacak bir şekilde çalışmaya başlaması, neredeyse tümüyle, o çocuğun şansına bağlı.

Devamı…21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm: İşçi Sınıfı (Her Zaman) Devrimci midir? – Erkin Özalp

Tarih, Devrim ve Sosyalizm Işığında: Doğu-Batı Gelişim Zıtlıkları – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

… Medeniyet, daha barbar insanlara ve daha bezirgânlığa elverişli coğrafya üretici güçlerine doğru, güneyden kuzeye göçüp ilerledi. Fransa’da “Emniyetsiz” bölge olmuştu. Ren, Elbe, Weser ırmaklarının estüerleri üzerinde Kuzey Almanya’nın Hansa Bezirgân kentleri teşkilâtlandı; Flaman sanayii gelişti. Genişleyen ticaret daha büyük emniyet istediği için şirketler kurularak büyük sermaye temerküzü başladı. Doğu’da iki kişinin bir araya gelemediği, gelse ilk işleri birbirlerini kazıklamak olduğu bir sırada, Batıda insanların sermayelerini birleştirme cesaretleri, ilkin aile ölçüsünde bile olsa, gene Tarih öncesi sosyal gelenek ve göreneklerinin orada henüz diri kalabildiğini gösterdi.

Devamı…Tarih, Devrim ve Sosyalizm Işığında: Doğu-Batı Gelişim Zıtlıkları – Dr. Hikmet Kıvılcımlı

Amaçsız Öfkeliler | Dünyanın bütün dükkân hırsızları birleşin – Slavoj Zizek

Bu liberal ve muhafazakâr yaklaşımlardan hangisinin daha kötü olduğu üzerine kafa patlatmak anlamsızdır: Stalin’in diyeceği gibi, her ikisi de kötüdür, ve buna her iki tarafın da yaptığı asıl tehlikenin ‘sessiz çoğunluğun’ bu eylemlere gösterdiği tahmin edilebilir ırkçı tepkide yattığı şeklindeki uyarı da dahildir. Bu reaksiyonun aldığı formlardan biri yerel (Türk, Karayipli, Sih) toplulukların mülklerini korumak adına ‘kabileci’ bir anlayışla kendi koruma gruplarını oluşturmasıydı. Dükkân sahipleri, mülklerini gerçek ve şiddet içeren bir sistem karşıtı protestoya karşı koruyan küçük burjuvalar mıdır yoksa işçi sınıfının toplumsal parçalanmaya karşı savaşan üyeleri mi? Bu noktada taraf seçmeyi reddetmek gerekir.

Devamı…Amaçsız Öfkeliler | Dünyanın bütün dükkân hırsızları birleşin – Slavoj Zizek

Mihri Belli’den Bize Kalan: Devrimin Güncelliği – Ertuğrul Kürkçü

96 yıl yaşamak bir devrimci için çok riskli olabilirdi. Ama Belli bunun da üstesinden geldi, 96 yıl boyunca davasına sadık kalmayı başardı. Hep Lenin’i Marx’a bağlayan halkaya bağladı kendisini: Devrimin güncelliği!
Lenin’in düşüncesinin özü ve onu Marx’a bağlayan belirleyici halka devrimin güncelliğidir,” der George Lukacs, 1924’te yazdığı Lenin değerlendirmesinde.  1960’ların ikinci yarısında Mihri Belli’ye çağdaşları arasında özgün bir konum sağlayan ve onu “devrimci gençlik” hareketinin kutup yıldızı kılan da aynı şeydi: Devrimin güncelliği.

Devamı…Mihri Belli’den Bize Kalan: Devrimin Güncelliği – Ertuğrul Kürkçü

Küresel bir devrimin başlangıcına mı şahit oluyoruz? – Andrew Gavin Marshall

Kuzey Afrika ve Küresel Politik Uyanış | Birinci Bölüm
İnsanlık tarihinde ilk defa hemen hemen tüm insanlar politik olarak bilinçli, birbiriyle iletişimli ve hareket halinde… Ortaya çıkan bu küresel eylemcilik, kişisel onur, kültürel saygınlık ve ekonomik fırsat arayışı içinde, yüzyıllarca süregelen gerek sömürgeleştirme, gerekse emperialist yoldan baskı altında tutulmanın anılarıyla acı bir şekilde zedelenmiş bir dünyada bir dalgalanma yaratmaktadır… İnsan onuruna dünya çapındaki özlem, bu küresel politik uyanış olgusunun doğasındaki önde gelen meydan okumalardan birisidir. O uyanış sosyal olarak oldukça büyüktür ve politik olarak radikalleştirmektedir… Neredeyse tüm dünyada radyoya ve televizyona, giderek artan oranda da internete ulaşma olanağı, ortak algılamalar ve politik ya da dini demagojik tutkuların canlandırdığı ve kanalize ettiği bir imrentiler topluluğu yaratmaktadır. Bu tür enerjiler egemen sınırları aşmakta ve en üstte Amerika’nın hâlâ tünemiş durumunda olduğu mevcut küresel hiyerarşiye olduğu kadar mevcut devletlere de engeller ortaya çıkarmaktadır.

Devamı…Küresel bir devrimin başlangıcına mı şahit oluyoruz? – Andrew Gavin Marshall

Manchester United’ın eski yıldızı Cantona’dan devrim için öneri: bankalardan paranızı çekin

”Çevremizde bu kadar sefalet varken mutlu olamayız”
Observer’de yayınlanan habere göre, Cantona, Avrupa’da sokaklara çıkmaya hazırlanan öğrenciler ve kamu çalışanlarına daha gelişmiş eylem tavsiyelerinde bulundu.
Manchester United’ın eski yıldızı Eric Cantona, ekonomik ve sosyal devrim çağrısı yaparak, ‘kansız devrimin’ bankalardan başlayabileceğini söyledi.

İngiltere’de futbol oynadığı dönemde 1995’te bir rakip taraftarın ırkçı tepkisine tekmeyle yanıt verdiği için dokuz ay futbol oynama cezası alan Cantona, eylemcilere bankaları hedef alın diyor.

Devamı…Manchester United’ın eski yıldızı Cantona’dan devrim için öneri: bankalardan paranızı çekin