Bizi Saçma Şeylere İnanmaya Yönlendiren Yirmi Beş Yanlış Düşünce – Prof. Dr. Michael Shermer

“Eğer bilim çağında yaşıyorsak o zaman neden bir çok sahte bilimsel ve bilim dışı inanç bulunmaktadır? Değşik Dinler, efsaneler, batıl inançlar, mistisizm, mezhepler, Yeni Çağ düşünceleri ve her çeşit saçmalık, hem popüler hem de yüksek kültürün her köşesine sızmıştır.”
Neden insanların çoğu zihin okuma, geçmiş hayattaki deneyimlerle ilgili terapiler, dünya dışı yaratıklar tarafından kaçırılma ve hayaletler gibi şeylere inanmakta? Neden sözde bilimsel aydınlanmanın gerçekleştiği bu çağda, bu tarz hurafelerden her zamankinden daha fazla etkileniyormuş gibi görünüyoruz? Popüler batıl inançlar üzerine herhangi bir önyargı gütmeyen ve araştırma sürecinde de tamamen bilimsel teknikleri kullanan bilim tarihçisi Michael Shermer, bu sıra dışı iddiaları çürütüp bütün insanların bu fenomenleri, komplo teorilerini ve ortalıkta gezinen kültlerin meydana çıkış nedenlerini keşfetmeye çalışıyor. Gerektiğinde rahatsız edici bir üslup kullanmaktan çekinmeyen yazarın  “İnsanlar Neden Saçma Şeylere İnanır” (Why People Believe Weird Things) adlı  kitabımdan bir bölümü aşağıdan okuyabilirsiniz.

Devamı…Bizi Saçma Şeylere İnanmaya Yönlendiren Yirmi Beş Yanlış Düşünce – Prof. Dr. Michael Shermer

Yüzyıl Düşün Dünyasında Charles Darwin – Bertrand Russell

19. yy düşüncesinde iki önemli etken vardır: Bilim ve teknoloji. Marxizm teknolojinin yol açtığı sorunlardan kaynaklanan, Darwinizm bilimin jeoloji, paleontoloji ve antropoloji gibi yeni alanlara yönelmesinden esinlenen öğretilerdir.
Her büyük bilim adamı, yaşadığı dönemi kimliğinde yansıttığı gibi o döneme damgasını da vurur. Galileo ile Newton 17. yüzyıl için ne idilerse, Darwin de kendi yüzyılı için oydu.
Darwin’in evrim kuramında iki boyut ayırt edilebilir. Birincisi değişik canlı türlerin ortak bir kökten uzun zaman alan yavaş bir gelişmeyle oluştuğu düşüncesidir. Şimdi genellikle benimsenmiş olan bu düşünce aslında yeni değildi. Daha önce, Lamarck ve Darwin’in dedesi Erasmus Darwin aynı görüşü ileri sürmüşlerdi. Hatta düşüncenin kaynağının daha gerilere, Egeli filozof Anaximander’e (İ.Ö. 6. yy) uzandığı söylenebilir. Darwin’in yaptığı söz konusu düşünceyi çok sayıda olgusal verilerle belgelemiş olmasıdır. Kuramın ikinci boyutuna gelince, bu Darwin’in evrim olayına getirdiği nedensel açıklamayı içermektedir. Böylece, evrim hem popüler bir konu niteliğini hem de bilimsel saygınlık gücünü kazanır.

Devamı…Yüzyıl Düşün Dünyasında Charles Darwin – Bertrand Russell

Dünden Bugüne İnsan | İnsan toplumlarının ırklara ayrılması – Metin Özbek

Irk sınıflaması, insanoğlunun özünde varolan benmerkezciliğin tipik örneklerinden birisidir. İnsan toplumlarını ırk kategorilerine ayırma, aslında bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. O da, insanın göstermiş olduğu biyolojik çeşitliliktir. Sınıflama bir bakıma bu çeşitliliğin doğal bir sonucudur. Ancak bu işi yaparken çoğu kez gerçekten uzaklaşılmıştır. Sınıflama yaklaşımının temelinde yatan olgu, her toplumun kendini ötekilerden farklı kılma eğilimidir. Büyük kentlerde, bir kişi gün boyu deri rengi, boyu ve yüz yapısı birbirinden farklı birçok insanla karşılaşır. Örneğin ABD’de büyük bir alışveriş merkezinde müşterilere yeryüzündeki farklı insan gruplarını sayınız derseniz, o size beyaz, siyah, kızılderili ve arap (bu gruba genelde Türkleri de dahil ederler) diye ancak kendi dünyasında yer alan ve aynı mekânı paylaştığı toplulukları sayacaktır. Ne var ki, sokaktaki insanın günlük yaşamında her an tanık olduğu insan çeşitliliğinden hareketle oluşturduğu ırk sınıflamaları, bilimsel düzeyde yapılanlarla pek bağdaşmaz.

Devamı…Dünden Bugüne İnsan | İnsan toplumlarının ırklara ayrılması – Metin Özbek

Deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine yolculuk (II): Stanford Hapishane deneyi

Phillip Zimbardo, kendi deyimiyle “iyi insanları kötü yerlere koyduğunuzda” neler olacağını merak ediyordu. Çevremizden ne ölçüde etkileniyorduk? İçsel özelliklerimiz, örneğin inançlarımız ya da tutumlarımız, bazı durumlardan sıyrılmamızda ve çevresel etkenler ne olursa olsun kendi yolumuzda ilerlememizde ne derece etkindi? Bu sorularla yola çıkan Zimbardo, cevapları bulabilmek amacıyla sonradan Psikoloji literatüründe bir kilometre taşı olacak olan meşhur deneyini tasarladı.
II. Stanford Hapishane deneyi: sosyal statünün insan yaşımı üzerindeki etkisi

Devamı…Deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine yolculuk (II): Stanford Hapishane deneyi

Bilimsel deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine ürkütücü bir yolculuk (I): Milgram deneyi

İnsanlar neden saçma şeylere inanıyorlar? Neden saçma ya da canice davranışlarda bulunuyorlar? Dinler ve devletler insan psikolojisindeki sakatlıklardan besleniyor olabilirler mi? Otorite ve toplum baskısı insanların davranış ve hatta düşüncelerini ne derece etkiler? insan psikolojisine dair ürkütücü sonuçları olan psikoloji tarihinde yukarıdaki sorulara önemli cevaplar verdiğini düşündüğümüz;  otoritenin insanların ahlakı ve vicdani değerler üzerindeki etkisi, sosyal statünün insan yaşımı üzerindeki etkisi, ve çoğunluğun (mahalle baskısı) birey üzerindeki etkisi olarak kabaca tarif edebileceğimiz  üç bilimsel deneye yer vereceğiz.

1- Milgram deneyi: Otoriteye itaat ve canilik

Devamı…Bilimsel deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine ürkütücü bir yolculuk (I): Milgram deneyi

İnternet erişiminde sıra dışı yöntemler: Muhalefet Sinyal Veriyor

Teknoloji ve internet meraklıları, internetteki siyasi engellemeleri atlatmak için yollar buluyorlar
Tamir işlerini kendi kendine yapabilen biri, bir teneke, biraz bakır tel, cıvata, somun ve diğer donanım ile birkaç dolara yönlendirilmiş, geçici bir anten yapabilir. Böyle bir antenle güçlendirilmiş bir cep telefonu, bir baz istasyonuna normal sınırlarının (yaklaşık 5 km veya 3 mil) ötesine geçerek düzinelerce kilometre uzaklıktan erişim sağlayabilir. Bu tür şeyler için internette bir montaj kılavuzu yayınlayan Gregory Rehm’in dediği gibi, ev yapımı antenler ‘sıcak bir gecede yastığın ters yüzündeki soğukluğun verdiği rahatlık kadar iyi’dir. Bununla birlikte son zamanlarda bu tür antenlerin çok daha iyi olduğu kanıtlamıştır.

Devamı…İnternet erişiminde sıra dışı yöntemler: Muhalefet Sinyal Veriyor

Dünden Bugüne İnsan | Deri rengi ve iklim arasındaki bağlantı – Metin Özbek

Deri rengi ve iklim arasında da yakın ilişki bulunmaktadır. Dünya haritasını göz önüne getirdiğimizde deri renginin genelde ekvatora yaklaştıkça koyulaştığına tanık oluruz (Buettner-Janusch 1966). Deri, alt ve üst olmak üzere iki tabakadan meydana gelir. Epiderm adı verilen üst deride, kan dolaşımı yoktur. Üst deri, kendi içinde bazı kısımlara ayrılır. Bunlar malpigi isimli en alt tabaka ve stratum corneum adı ile bilinen en üstteki boynuzumsu tabakadır. Malpigi tabakası canlı hücrelerden oluşur. Bunun taban kısmındaki hücreler hiçbir zaman mitoz bölünmeye uğramadıkları gibi, yukarıya doğru çıktıkça canlılıklarını kaybederler. İşte bu ölü hücreler boynuzumsu tabakayı oluşturur. Bunlar, çekirdeği olmayan, yassı ve çok sayıda keratin içeren hücrelerdir.

Devamı…Dünden Bugüne İnsan | Deri rengi ve iklim arasındaki bağlantı – Metin Özbek

Dünden bugüne insan | Antropoloji: insanı en iyi anlayan ve anlatan bilim dalı

İnsan, biyo-kültürel bir varlık alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. O, ne tek başına biyolojik bir varlık, ne de kültürel bir olgudur. İnsanın biyolojik ve kültürel çeşitliliğini ve bu çeşitliliklerin işleyiş biçimlerini inceleyen ve geliştirdiği kuramlarla bunları açıklamaya çalışan bilim dalı antropolojidir. Antropoloji, insanın biyolojik ve kültürel evrim süreçlerini geniş bir bakış açısı içinde ele alan tek bilim dalıdır. Sosyal bilimler içinde konusu insan olan nice ilgi alanları vardır; tarih, coğrafya, siyaset bilimi, ekonomi, sosyoloji ya da psikoloji bunlardan bazılarıdır.
Antropoloji insana diğer bilim dallarından farklı bir anlayışla yaklaşır. İnsanı bütüncü bir yaklaşımla inceler. Böyle olunca, antropolojiyi belirli bir bilim evrenine sokmakta da zorlanıyoruz. Güzel sanatlara mı, beşeri bilimlere mi, doğa bilimlerine mi yoksa sosyal bilimler içine mi? Bugün birçok yüksek eğitim kurumlarında antropoloji, sosyal bilimler içinde yer alır. Antropolojinin özellikle sosyal ve doğa bilimleri ile olan sıkı bağlantısını görmemek olanaksızdır (Relethford, 1990; Güvenç, 1991; Kottak, 1997).

Devamı…Dünden bugüne insan | Antropoloji: insanı en iyi anlayan ve anlatan bilim dalı

İnsan Ailesinin Biyokültürel Evrimi | İnsan ailesi öncesinde ne vardı? – Metin Özbek

Yeryüzünde 65-70 milyon yıl öncesinden itibaren başlayan başdöndürücü evrimsel süreç aşağı yukarı 20-25 milyon yıl öncesinden itibaren hominoid (insanımsı) adı verilen yepyeni bir üst ailenin tarih sahnesine çıkmasıyla beraber heyecanlı bir dönemece girmiştir. Aslında bu üst aile, bizi de yakından ilgilendirmektedir. Çünkü insan ailesiyle (hominid) iri primat ailesi (pongid) bu üst aile içinde toplanır. İnsan ailesinin oluşum biçimi ve bu oluşumda rol oynayan koşulları daha iyi anlayabilmemiz açısından insan ailesi öncesinde ne olup bittiğini bilmemiz Çok önemlidir. Gerek insan, gerekse iri primat ailelerinin evrimsel potansiyelini bünyesinde taşıyan ortak atasal formla temsil edilen hominoid üst ailesi zaman ve mekân içinde nasıl bir dağılım gösteriyordu? Bu amaçla zaman tüneline girerek miyosen cağın başlangıcına kadar gidelim. Zamanımızdan aşağı yukarı 25 milyon yıl önce başlayan ve 5,5 milyon yıl önce de sona eren miyosen çağı sadece biz insanoğlu için değil, aynı zamanda goril, şempanze, orangutan gibi iri primatların ait olduğu ailenin de kaderini belirleyen kritik bir zaman dilimidir (Kottak, 1997). İnsan ve iri primat ailelerinin ortak yazgısı bundan aşağı yukarı 25-30 milyon yıl önce başlamış bulunmaktadır (Relethford 1990; Tattersall, 1995).

Devamı…İnsan Ailesinin Biyokültürel Evrimi | İnsan ailesi öncesinde ne vardı? – Metin Özbek

Louıs Pasteur: Sıradan bir öğrenciden büyük bir bilim adamına | Dünyayı Değiştiren Deneyler

Pasteur, kimyager ve daha sonra bakteriyolog olarak görev yaptığı süre boyunca, tıbbın ilerlemesine büyük katkılarda bulundu. Tıp doktoru olmadığı için, 1800’lü yılların Tıp’çıları teorilerine karşı çıkmalarına rağmen çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Bakterilerin ya da mikropların gerçekten var olduklarına inananarak, kendi bildiği yöntemle yaptığı işe ve araştırmalara devam etti. Başkalarının söyledikleriyle değil, kendi doğrularıyla yaşayan ve sezgilerine güvenen bir bilim insanı olan Louis Pasteur, fermantasyon (mayalanma) sırasında meydana gelen bakterileri bularak tıp bilimine yepyeni ufuklar açtı.  Birçok hastalığın nedenlerinin keşfi konusunda büyük aşamalara önayak oldu. Havadaki mikropları da keşfederek antibiyotikler konusundaki çalışmalara ışık tuttu.  Kuduz, Şarbon gibi çok tehlikeli hastalığın dehşetinden insanlığı kurtardı.  Bilim tarihinde pek az  kişi, Pasteur ölçüsünde insan yaşamım doğrudan etkileyen buluşlar ortaya koymuş olsa da 1895 yılında hayata gözlerini yumduğu güne kadar son derece alçak gönüllü, gösterişsiz ve sade bir yaşam sürdürdü.

Devamı…Louıs Pasteur: Sıradan bir öğrenciden büyük bir bilim adamına | Dünyayı Değiştiren Deneyler

Ünlü bilimadamı Stephen Hawking, “Evreni Tanrı yaratmadı” dedi ve tartışma başladı

Geçmişte bir yaratıcıya inanmanın, bilimle çelişmeyeceğini savunan İngiliz fizikçi ve evrenbilimci Stephen Hawking, yeni kitabında ‘Evren’in var olması için Tanrı’ya gerek olmadığını’ öne sürdü. Stephen Hawking’in Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow ile birlikte yazdığı ve 9 Eylül’de piyasaya çıkacak olan “The Grand Design” (Büyük Tasarım) isimli kitaptan bazı bölümler, Times gazetesinin bilim ekinde yayımlandı. Bu bölümlerde: “Yerçekimi kanununun varlığı, Evren’in kendisini yoktan var etmesine olanak tanıyor. Evren’in ve bizim var olma nedenimiz ‘kendi kendini yaratmadır’. Tanrı’nın fitili ateşleyip Evren’i harekete geçirmesine gerek yok” deniliyor. Hawking “Big Bang’in anlaşılamaz bir olay dolayısıyla Tanrı’nın bir mucizesi değil, fizik kurallarının kaçınılmaz bir sonucu” olduğunu belirttiyor.

Devamı…Ünlü bilimadamı Stephen Hawking, “Evreni Tanrı yaratmadı” dedi ve tartışma başladı

Bilimsel deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine ürkütücü bir yolculuk (III): Asch Deneyi – Sürü Psikolojisi

Otorite ve toplum baskısı insanların davranış ve düşüncelerini ne derece etkiler? Çevre baskısı, kişiye siyah’a beyaz dedirtebilir mi? Gerçeği bildiğimiz halde çoğunluğun yanlışlarını neden savunuyoruz? İnsanlar neden saçma şeylere inanıyorlar? Dinler ve devletler insan psikolojisindeki sakatlıklardan besleniyor olabilirler mi?  İnsan psikolojisine dair ürkütücü sonuçları olan psikoloji tarihinde yukarıdaki sorulara önemli cevaplar verdiğini düşündüğümüz  bir deney olan Asch deneyi ile insan ruhunun karanlık yönlerine ürkütücü yolcuğumuzu sürdürüyoruz.

Devamı…Bilimsel deneylerle insan ruhunun karanlık yönlerine ürkütücü bir yolculuk (III): Asch Deneyi – Sürü Psikolojisi

Bir papazının oğlu olan, papazlık eğitimi alan Pavlov ve koşullanma deneyleri – Deniz Serindağ

Herşey  Pavlov’un, birgün elinde boş bir yemek kabı ile laboratuara girmesi sonrasında kapta yemek olmamasına karşın köpeğin yemek varmış gibi heyecanlandığını ve bol miktarda salya salgıladığını görmesiyle başlar. Sonrasında durum üzerinde düşünmeye dalan Pavlov, bu olayın kendisine dünya üzerinde ün sağlayacak ve bütün yaşamını tamamen değiştirecek olmasından habersiz olarak ”tepkisel koşullanma”nın ilk deneyleri için kolları sıvar…
1915 yılında patlak veren savaş nedeniyle laboratuarda birlikte çalıştığı kişiler birer birer cepheye gider.  1. Dünya Savaşı ve iç savaş yıllarında açlıktan ve tifüs salgınından  ölenlerin toplamı 20 milyon bulur. Ülkenin sanayisi ve tarımı çöker, iyi eğitim görmüş insanların birçoğu ülkeden kaçarken  Pavlov,  1920’de ümitsizlik içinde Lenin’e bir mektup yazar. Mektubunda ”Yaşayacak fazla zamanım kalmadı. Sekizinci on yılıma girdim, fakat beynim hala düzgün çalışıyor ve koşullu refleksler üzerine yıllar alan çalışmamı tamamlamak istiyorum.” der.

Devamı…Bir papazının oğlu olan, papazlık eğitimi alan Pavlov ve koşullanma deneyleri – Deniz Serindağ

Düşünürlerin eserlerinden alıntılarla Teknolojinin Toplum Üzerindeki Etkileri

“Ben Almanların mutsuz bir toplum olduklarına inanıyorum. İtalyanların boşvericilikleri, Fransızların küstahlığı onlarda yoktur. Örneğin Almanların aşırı çalışkanlığı onların mutsuzluklarıyla ilgili bir olaydır. Bütün zenginliklerine rağmen Almanlar hayatın tadını çıkaramazlar. Mutsuz uluslar hep başkalarına bir şeyler öğretmek isterler… Alman trenlerinde ‘Pencereden dışarıya sarkmak yasaktır’ diye yazar. Başka ülkelerde ise ‘tehlikelidir’ denir. Yani hangi sebebe dayanarak yasak edildiği bilinmemektedir. Yasak yasaktır. Bu da iyiyi bilme, daha iyi olma durumunu yaratan garip kültür, Almanların kendi mutsuzluklarından kaynaklanır.” (Schneider, 1990, s.18).

Devamı…Düşünürlerin eserlerinden alıntılarla Teknolojinin Toplum Üzerindeki Etkileri

Ivan Pavlov, Şartlı Reflekslerin Doğası, İşleyişi ve Klasik Koşullanma Deneyi

Daha hayattayken “Dünya Fizyolojisinin Prensi” olarak kabul edilen Pavlov,  laboratuvarda mide üzerine çalışma yaparken köpeklerin yalnız yiyecek verildiği zaman değil, boş yemek tabağını gördüklerinde hatta yemeği getiren kişinin ayak seslerini duyduklarında da salya çıkardıklarını  farketmesiyle  çalışmalarını bu yönde derinleştirdi. Köpeklerin tükürük bezlerini beyinlerine açılan bir pencere olarak gören Pavlov, yaptığı binlerce deney sonucunda koşullu refleks ve koşulsuz refleks kavramlarını oluşturmuşturdu.

Devamı…Ivan Pavlov, Şartlı Reflekslerin Doğası, İşleyişi ve Klasik Koşullanma Deneyi

42 Yıllık Bilim ve Teknik Dergisi Cehalete Teslim

Tüm dünyada 2009 yılı, Evrim Teorisi’nin babası İngiliz bilim adamı Charles Darwin’in 200’üncü doğum günü ve ünlü teorisini anlattığı “Türlerin Kökeni” adlı kitabının da yayınlanmasının 150’nci yılı olması nedeniyle Darwin Yılı olarak kutlanıyor. Bir çok üniversite ve bilim dernekleri, bu yıl Darwin’i ve Evrim Teorisi’nin konu alan birçok konferans düzenledi ve düzenlemeye devam ediyor. 

Devamı…42 Yıllık Bilim ve Teknik Dergisi Cehalete Teslim

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org