Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Yaşar Yaşamaz büyük bir düş kırıklığına uğramıştı. Beyler Koğuşundaki iri herifi Karakaplı Nizami Bey sanarak, herife hem de gönüllü kazıklanmasının acısını ta içinde duyuyordu. On parasız kalmıştı. Bu durum, Yaşar’ı para kazanmak için kamçıladı. Artılı bu Karakaplı Nizami Beylerin kimler olduklarını öğrenmişti.

Devamı…Ölsen Ölünmez, Yaşasan Yaşanmaz – Aziz Nesin

Aziz Nesin’e göre Türk Aydınının 3 Özeliği: Ah biz ödlek aydınlar

«Halk iyidir, aydınlar kötüdür.» Bu yargıyı ortaya atanlar yine aydınlar. Halkı tavlamak için, özellikle politikacı ve yönetmen olan aydınların büyük kandırmacası bu. Bu yanlış yargıdaki «halk» yerine «işçi sınıfı»nı da koyabiliriz. Örneğin KANLI PERŞEMBE olayını yaratanlar, nedense halk sayılmaz da, o Kanlı Perşembe’nin kurbanları halk sayılır.

Devamı…Aziz Nesin’e göre Türk Aydınının 3 Özeliği: Ah biz ödlek aydınlar

Aziz Nesin: Böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek, böyle gidemez, böyle götürmeyeceğiz

Aziz-NesinBeni yaşamım toplumcu yapmıştır. Sınıf değiştirerek kendi paçamı kurtarup rahata kavuşmak elimde değil. İnsanlar koyun değil ki… Hiçbir insan yalnız kendi bacağından asılmaz. Her insanla biraz da biz asılırız, her açla açız. Her tutukluyla tutukluyuz. Mutluluk başkaları mutsuzken yalnızlıkla olmaz, toplulukla olur.

Devamı…Aziz Nesin: Böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek, böyle gidemez, böyle götürmeyeceğiz

Aziz Nesin: Aşkın sürekliliğini sağlayan, seven değil, sevilendir

Aziz-NesinSaat onbirde Hilton Oteli’nin lobbv’sinde buluşacaktık da, beni işe yerleştirecek bir arkadaşına götürecekti. Aylardan beri işsizdim. Param da kalmamıştı. Günde bir öğün yemekle yetiniyordum.  Bana iş verecek adama iyi giyimli görünmek istemiştim. Yedi yıl önce yaptırdığım siyah elbisemi dolaptan çıkardım. Ya elbise daralmış, ya ben bollanmışım; pantolonun içine zor geçtim. Ceket de üstümde, omuzuma tünemiş bir kartalın kanatları gibi duruyordu. Aynada kendime baktım. Bu kılıkta bile, sıkıntısız, paralı bir adam durumundaydım.

Devamı…Aziz Nesin: Aşkın sürekliliğini sağlayan, seven değil, sevilendir

Ne ahlak, ne insaf, ne vicdan, ne Allah korkusu hiçbir şey kalmış! – Aziz Nesin

Aziz-NesinŞimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz.
Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. Bu zübükler heryerde var, biz zübükler nerde varsak, onlar da orda…

Devamı…Ne ahlak, ne insaf, ne vicdan, ne Allah korkusu hiçbir şey kalmış! – Aziz Nesin

İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

Aziz-NesinGel etme eyleme oğlum, sen bu istanbul sevdasından vazgeç… Her nereye gidersen git, işte benden sana destur. İran’a git, Hint’e, Yemen’e git, Çin’e Maçin’e git, istanbul’a gelince, ııh… Ocağı batsın o istanbul’un, gidilmez o cenabet yere… Sen gel baba sözü dinle yiğidim. Ne? İlle de gideceksin he mi? Çok dizini döveceksin, başını taşlara çalacaksın ya, kaç para eder, iş işten geçecek… Şuna bak hele, istanbul’un taşı toprağı altınmış… Altın değil ya, istanbul’un kaldırımları bütün zümrüt, zebercet bezeli olsa sana bana ne, hey benim avanak oğlum… Ulan sıpa, sen babandan akıllı mısın ki, istanbul’a gidip soyulmayacaksın… Övünmek gibi olmasın, evvel Allah’ın, sonra büyüklerimin hayır duaları sayesinde dünyaya kazık atmış hatırı sayılır ve de parmakla gösterilen eşraftan bir kişiyken ben o istanbul’da boyumun ölçüsünü aldım da, sen daha kıssadan hisse almaz mısın?

Devamı…İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

Cemil Meriç’in Üç Kitabı Üzerine – Aziz Nesin (Ümrandan Uygarlığa, Mağaradakiler ve Kırk Ambar)

cemil meriçMeriç’in bu üç kitabı beni bir çok bakımdan şaşırttı. Önce gözü görmeyen insanın bu kitapları nasıl yazabildiğine, bunca kaynağı nasıl okuyabilmiş olduğuna şaştım.
Bu üç kitaptaki kimi düşüncelerine ayrıntıda ve özelde karşı değilim; ama genelde tümüyle karşıyım ve dünya görüşünün de karşısındayım. Yine de okunması gereken kitaplar; çünkü müthiş gözlemleri ve saptamaları var. Meriç soldan sağa kayanlardan. Sağcı şimdi, hem de Marksizmi bilen bir sağcı… Sağın bir aydın kazanabilmesi ancak o aydının bir zamanlar şu yada bu nedenle— soldan geçmiş olması, sol kültürü edinmesiyle olabiliyor. Yoksa sağ hiç bizaman bir Cemil Meriç çıkaramazdı.

Devamı…Cemil Meriç’in Üç Kitabı Üzerine – Aziz Nesin (Ümrandan Uygarlığa, Mağaradakiler ve Kırk Ambar)

“Bu Kazık Gözle görülmez, Elle tutulmaz” Padişaha Giren Kazık – Aziz Nesin

Aziz-NesinRaviyanı ahbar ve nakılanı asar ve muhaddisanı rüzigar o güna rivayet ve bu tarz üzre hikayet ederler ki, çook eski zamanlarda, yeryüzünün bilinmedik bir yerinde, suları bol, dört yanı yol, kişileri erimli, toprağı verimli, halkı erdemli, yazarları görkemli bir ülke vardı. O ülkede her kişi salt kendi çıkarında olup, “gemisini kurtaran kaptan, sen çuval giy ben kılaptan” diyerek, kimse kimseyi düşünmezdi. Her koyun kendi bacağından asılır, her eşek kendi ayağından nallanır, “bana ne gerek, baklava börek” deyip, her kişi karnı tok, sırtı pek olunca, herkesleri de kendi gibi sanırdı.

Devamı…“Bu Kazık Gözle görülmez, Elle tutulmaz” Padişaha Giren Kazık – Aziz Nesin

“Nasıl oldu bu iş İhsan Bey kardeşim?..” Vatani Vazife – Aziz Nesin

Aziz-NesinCezaevi dalgalandı, haber bütün koğuşlarda çalkalandı:
Yahu, Vazelin İhsan enselenmiş be…
Deme!
Namussuzum…
Ulan, herif töbe etmişti bu dalgalara…
Ne zamandır kahve işletiyordu.
Belki on sene var deliğe girdiği yoktu. İnanmayın, yalandır.
Yalan değil arkadaşım, akşam postasında Adliyeden getirmişler, kapı altında gördüm. Ha­mama girdi çıktı da, karantinaya soktular bile…
Bak ulan bak bee..Herif hapisanenin yolunu unutmuştu, tutup getirdiler ha…
Abi, kim bu Vazelin İhsan?
Siz onu tanımazsınız. Onun zamanına ye­tişmediniz. Ben Mehterhanenin sübyan koğuşundayken tanırım onu…

Devamı…“Nasıl oldu bu iş İhsan Bey kardeşim?..” Vatani Vazife – Aziz Nesin

“Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, gelmişini de, geçmişini de..” Bayram Tebriği – Aziz Nesin

Aziz-Nesin1965 senesiydi. İşe gireli henüz iki hafta olmuştu. Bir genel müdürlükte, özel kalem müdürünün yardımcısıydım.Bayrama on gün kala, müdürüm hastalandı ve rapor aldı. Ertesi gün, genel müdür, beni odasına çağırdı.
Buyrun efendim.
Tebrik kartları hazır mı evladım?
Hangi tebrik kartları efendim?
Eyvahlar olsun, Şükrü sana söylemedi mi? Bayram geldi, tebrik kartı göndermeli. Şimdiye çoktan postaya vermiş olmamız gerekirdi.
Hiç haberim olmadı efendim
Hemen, hemen hemen ! Yarına istiyorum üç bin adet kartı sabaha kadar yaz ve postaya ver.

Devamı…“Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de, gelmişini de, geçmişini de..” Bayram Tebriği – Aziz Nesin

“Hangi yirminci yüz yıl?… Onikinci yüzyıldayız…” Tarih Boyunca Düello – Aziz Nesin

Aziz-NesinŞimdi romanda yeni bir moda çıktı; roman kahramanını, İsa’dan beşbin yıl öncesinden zamanımıza dek doğurta öldürte bikaç kez yaşatıyorlar. Kalıp değiştiren bir ruh, ikibin yıl önceki maceralarını hatırlıyor.
Benim de başıma geldi. Esrar içmedim, rüya da görmedim. Her zamanki gibi, kağıdın üstünde borçlarımı hesaplıyordum. Birden kapı açıldı. Tarihi filmlerdeki gibi baştan aşağıya zırhlar içinde, Haçlı ordusundan biri girdi içeri:
Haşmetli Fransa Kralı Altıncı Louis’nin selamı var, «Zahmet olmazsa, bir dakika saraya kadar gelsin!..» diyorlar…
Anladım, herif sapıtmış:
Çocuklar!., diye içeriye seslendim.

Devamı…“Hangi yirminci yüz yıl?… Onikinci yüzyıldayız…” Tarih Boyunca Düello – Aziz Nesin

“Tarihimizi çaldılar, şimdi ne yapacağız?” Apona Fuarı – Aziz Nesin

Aziz-NesinTarihimiz boyunca bütün kötü, yanlış, gülünç işlerin eski dönemde yapılmış olduğunu söylemek gelenektir. Biz bu geleneğimizi bozmak istemediğimizden, bu hikâyede anlatılan olayların da eski günlerde geçmiş olduğunu açıklarız.
Apona kenti uluslararası fuarı, şimdiye kadarkilerin hepsinden üstün olacaktı. Bundan iyi propaganda fırsatı ele geçemezdi. Bütün ticaret ataşeliklerine, fuarda kendilerine yer ayırtabilmeleri için, en geç iki ay içinde cevap verilmesi istenen mektuplar yazıldı.
Mektupları alan devletlerin ticaret ataşelikleri, çağrıya teşekkürle, fuara katılmak istediklerini bildirdiler. Yalnız biyerden ne “evet”, ne “hayır” diye cevap geldi.
Cevap vermeyen bu memleketle fuarı açacak memleketin ticaret heyetleri arasında o sırada bir anlaşma yapılmaktaydı.

Devamı…“Tarihimizi çaldılar, şimdi ne yapacağız?” Apona Fuarı – Aziz Nesin