Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadoluda Filmi’ndeki Anton Çehov Öyküsü: Güzeller

Anton ÇehovBu güzelliği garip bir şekilde duyuyordum, ama bende istek, zevk, mest olmak arzusu değil, yalnız ağır, fakat hoş bir hüzün uyandırıyordu. Bu, müphem, karışık, rüyaya benzeyen bir hüzündü. Nedense kendime, dedeme, Ermeniye, bu genç Ermeni kızına acıyordum. Bana öyle geliyordu ki, dördümüz de çok mühim, hayat için lüzumlu, bir daha bulamayacağımız bir şeyler kaybetmiş gibiydik.

Devamı…Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadoluda Filmi’ndeki Anton Çehov Öyküsü: Güzeller

Anton Çehov: İntikamcı hislerin hakim olduğu yerde adaleti düşünmek gülünç bir şey değil midir?

Anton ÇehovOnunla hangi konuda konuşulursa konuşulsun, döner dolaşır lafı kentteki hayatın sıkıcılığına, boğuculuğuna, kentte yaşayanların merak yoksunluğuna, boş ve anlamsız bir yaşam sürdürdüklerine getirirdi. Şiddet olayları, ahlaksızlık, ikiyüzlülük biraz renk katıyordu hayatlarına. Üçkağıtçılar iyi besleniyor, iyi giyiniyordu. Dürüst insanlarsa kıt kanaat yaşıyor, ama onlar da okullara, ilerici yerel gazetelere, tiyatroya, kütüphanelere, entellektüel unsurlarda koordinasyona ihtiyaç duyuyor, bu kültür hizmetlerini elde edemiyordu. Toplum kendi eksiklerini görmeli ve korkmalıydı.

Devamı…Anton Çehov: İntikamcı hislerin hakim olduğu yerde adaleti düşünmek gülünç bir şey değil midir?

“Böyle bir dünyada yaşanmaz!” Kabuğuna Sinmiş Adam – Anton Çehov

Anton Çehov-Başkalarının yalanlarını dinlemek ve bu yalanlan yutmuş göründüğün için seni aptal bellemelerine göz yummak, alçalmayı sineye çekmek, dürüst, özgür insanların yanında olduğunu açık açık söyleyememek, üstelik yalan söylemek zorunda kalmak, gülümsemek… Hayır, hayır, beş para bile değeri olmayan bir lokma ekmek, bir sıcak köşe, bir mevki için çekilmez bütün bunlar. Böyle bir dünyada yaşanmaz! Burkin yarı uykulu bir sesle, -Başka bir operaya geçtiniz, dostum, dedi. Hadi uyuyalım.

Devamı…“Böyle bir dünyada yaşanmaz!” Kabuğuna Sinmiş Adam – Anton Çehov

“Şeytan, onu tasvir ettikleri gibi korkunç değildir” – Kadın Gevezeliği – Anton Çehov

Anton ÇehovGenç bir kadın olan ve o sabah Kırım’dan gelmiş bulunan Natalya Mihaylovna öğle yemeği yiyor ve hiç durmadan kocasına Kırım’ın güzelliklerini anlatıyordu. Sevinmiş olan kocası, karısının heyecan dolu yüzüne sevgi ile bakıyor, onu dinliyor, arada sırada da ona sorular soruyordu. Laf arasında: “Diyorlar ki Kırım’da hayat çok pahalı imiş?” dedi. “Bilmem ki ne diyeyim? Bence, şekerim, oradaki hayat pahalılığını büyütüyorlar. Şeytan, onu tasvir ettikleri gibi korkunç değildir. Mesela biz Jülya Petrovna ile çok rahat ve konforlu bir evi yirmi rubleye tutmuştuk. Yavrucuğum, her şey yaşamasını bilmeye bağlıdır.

Devamı…“Şeytan, onu tasvir ettikleri gibi korkunç değildir” – Kadın Gevezeliği – Anton Çehov

Anton Çehov’dan Bir Öykü: “Seni ilk kez gördüğüm an her şey tepetaklak oldu”

Anton ÇehovHikayemin başladığı yılda, güneydoğudaki demiryollarındaki küçük bir istasyonda çalışıyordum. İstasyondaki hayatımın sıkıcı mı neşeli mi olduğunu şuradan çıkartabilirsiniz: 15 millik alanda tek insan yoktu. Ne bir kadın, ne doğrudürüst bir meyhane,. Ve o günlerde genç, güçlü, ateşli, çılgın ve aptaldım. Biraz değişiklik olarak yapabileceğim tek şey pencereden geçen trenleri izlemek ve Yahudilerin bıraktığı votkaydı. Bazen bir vagonun penceresinden bir kadın yüzü görürdüm ve insan tren gözden kaybolana kadar ardından nefes almadan bir heykel gibi bakakalırdı. Ya da geçen zamanı fark edemeyecek kadar sarhoş olana kadar votka içerdi. Kuzeyli biri olarak bana gelince, bozkırlar bir Tatar mezarlığı etkisi yapardı. Yazları, çekirgelerin monoton sesleri, sakinliği, kimsenin kaçamayacağı şeffaf ay ışığı beni melankoliye sürüklerdi ve kışları da steplerin kusursuz beyazlığı, soğuk uzaklar, uzun geceler ve uluyan kurtlarla üzerime kabus gibi çökerdi.

Devamı…Anton Çehov’dan Bir Öykü: “Seni ilk kez gördüğüm an her şey tepetaklak oldu”

“Bağışlayın! Oysa ben… böyle olmasını istemezdim…” | Memurun Ölümü – Anton Çehov

Anton Çehov“Acılardan, ezinçten başka bir şey çarpıyor mu gözünüze? Hırsızlık, soygunculuk, yağmacılık, dolandırıcılık, her türlü kötülük sarmış dünyamızı! Herkes umutsuzluktan kendini içkiye vermiş! Zorbalık diz boyu! Gücü gücü yetene!.. Sonuçta bir sürü gözü yaşlı, acı çeken insan! İşte burada bizler onlar için ağlıyor (konuşmacının gözleri yaşarmıştı) ve kadehimizi…”
Tam bu sırada kapı aralandı, biri sessizce içeriye süzüldü. Başımızı döndürüp baktığımızda, tepesinde geniş dazlağı, dudaklarında babacan gülümsemesiyle ufak tefek bir adam gördük. Çok yakından tanıdığımız biriydi bu. Adam durdu, konuşmalara kulak kabarttı.*

Devamı…“Bağışlayın! Oysa ben… böyle olmasını istemezdim…” | Memurun Ölümü – Anton Çehov

Anton Çehov’un Günlüğünde Geçen 15 Söz: “İyi bir insan utanç duyabilmeli, bir köpeğin karşısında bile…”

Anton Çehov1860’da Rusya’nın Taganrog kentinde dünyaya gelen, ‘Her şey basit olmalıdır’ sırrı ile yazdığını söyleyen ve hâlâ en çok okunan yazarlardan biri olmayı başaran Çehov, dindar bir babanın işlettiği bakkalın başına geçmesini istediği, ailesinin zoruyla kilise korolarına katılıp ilahi söylemekten sıkılan, aklı, fikri yazmakta bir çocuktu.
15 Temmuz 1904’te hayata gözlerini yumduğunda arkasında yüzlerce öykü ve tiyatro dünyasını derinden etkileyecek oyunlar bıraktı. Yalnız Rusya’nın değil, dünya edebiyatının da modern öykünün en büyük isimlerinden birisi oldu.

Devamı…Anton Çehov’un Günlüğünde Geçen 15 Söz: “İyi bir insan utanç duyabilmeli, bir köpeğin karşısında bile…”

Nadenka’nın hayatındaki en mutlu, en dokunaklı, en güzel hatırası: Şaka – Anton Çehov

Anton ÇehovParlak bir kış günü ortasıydı, dondurucu bir soğuk vardı ve Nadenka’nın başı ve bukleleri ile üst dudağı gümüş rengi kar tanecikleriyle kaplanmıştı, kolumu tutuyordu ve ikimiz yüksek bir tepede duruyorduk, durduğumuz yerin aşağısındaki yamaca güneş sanki ayna gibi yansıyordu, yanımızda yanları parlak kırmızı kumaş kaplı küçük bir kızak vardı.
– Hadi Nadenka Petrovna, bir kere kayalım, sadece bir kez, emin ol hiçbir şey olmaz, canın yanmaz!
Fakat Nadenka korkuyordu,k üçük galoşlarıyla durduğu buz gibi tepenin aşağısı ona korkunç, sonsuz bir uçurum gibi geliyordu, ona kızağa binmesini söylerken, aşağı bakakarak, nefesini tuttu, boşluğa bırakma riskini göze alırsa ne olabilirdi? Ölebilir, aklını kaybedebilirdi.

Devamı…Nadenka’nın hayatındaki en mutlu, en dokunaklı, en güzel hatırası: Şaka – Anton Çehov

Küçük hesapların büyük yazarı Anton Çehov’dan bir öykü: Şişman ile Zayıf

Anton ÇehovNikolayevski Demiryolu Garı’nda iki dost karşılaştılar. Birisi şişman, öteki zayıftı. Şişman az önce gar lokantasında öğle yemeğini yemişti. Yağlı dudakları olgun vişneler gibi parıldıyordu. Şarap ve turunç çiçeği kokuyordu.

Zayıf ise az önce vagondan inmişti. Eli kolu bavullar, bohçalar, karton kutularla doluydu. Kurutulmuş domuz eti ve kahve telvesi kokusu yayıyordu etrafa. Onun hemen gerisinde uzun çeneli zayıf bir kadın ile uzun boylu süzgün gözlü liseli bir genç yürüyorlardı. Karısı ve oğluydu bunlar.
Şişman zayıfı görünce:

Devamı…Küçük hesapların büyük yazarı Anton Çehov’dan bir öykü: Şişman ile Zayıf

Anton Çehov: “İnsanoğlu nasıl tüketiyor kendini! Hem de boşyere!”

Anton ÇehovLidiya Yegorovna sabah kahvesini içmek üzere terasa çıktı. Vaktin öğleye yakın, havanın sıcak olmasına karşın üstündeki ipekli siyah giysinin düğmelerini çenesine dek sımsıkı iliklemişti. Belini cendereye girmişçesine sıkan bu koyu giysinin altın sarısı saçlarını açtığını, yüzünün sert hatlarına uygun düştüğünü bildiği için ondan yalnızca yatmadan yatmaya ayrılırdı.
Çin işi fincandan tam bir yudum almıştı ki, terasa gelen postacı ona bir mektup uzattı. Kocasından geliyordu mektup. Şöyle yazıyordu: “Dayın bir kuruş borç vermedi. Bu yüzden senin çiftliği satmak zorunda kaldım. Yapacak başka bir şey yoktu.” Yüzü sapsarı kesilen kadın iskemlesinde şöyle bir sarsıldı. “İki aylığına Odessa’ya gidiyorum. Orada önemli işlerim var. Öperim.” diye sürdürdü okumasını.

Devamı…Anton Çehov: “İnsanoğlu nasıl tüketiyor kendini! Hem de boşyere!”

“Ne paran var, ne mevkiin, ne de işe yarar bir mesleğin!” Berber Dükkânında – Anton Çehov

Korkunç Bir GeceSabah. Saat daha yedi olmadığı halde Makar Kuzmiç Bliostkov’un berber dükkânı açık. Şık giyimli, ama üstü-başı kir içinde, henüz yüzünü bile yıkamamış bulunan, yirmi yaşlarındaki dükkân sahibi Makar sabah temizliği yapmakta. Aslında nereyi temizlediği de belli değil, gene de hayli terlemiş. Elindeki bezle bir yerleri siliyor, şuraya-buraya parmağını sürüyor, duvarda gördüğü bir tahtakurusuna fiske atıyor…
Dükkân küçük mü küçük, daracık, pis bir yer. Kütüklerden örtülü duvarlara arabacıların gömleği gibi soluk duvar kâğıtları yapıştırılmış. Camları rutubetten donuklaşmış, ışık sızdırmaz iki pencere arasında elinizi hızla vursanız parçalanacakmış gibi duran, gıcırtılı bir tahta kapı;

Devamı…“Ne paran var, ne mevkiin, ne de işe yarar bir mesleğin!” Berber Dükkânında – Anton Çehov

“Sus! dedim. Gürültü etme! Bizi duyabilirler…” Denizde – Anton Çehov

Göze görünen, yalnız, gerideki limanın ürperen ışıklarıyla katran gibi kara bir gökyüzüydü. Soğuk, ıslak bir yel esmekte. Üstümüzde ağır bulutları, onların yağmur olup boşanmak dileklerini duyuyor ve soğuğa, yele bakmaksızın sıcaktan boğuluyorduk sanki.
Biz, gemiciler, baş altında toplanmış zar atıyorduk. Bizimkilerin gürültülü, sarhoş kahkahaları yükseliyor, içimizden birisi, alay olsun diye, ara sıra horoz gibi ötüyordu.
Küçücük bir su damlası enseme düştü ve belkemiğime kadar çıplak etimde yürüdü sanki. Birdenbire bu soğuk dokunuştan ve size aşağıda anlatmak istediğim sebepler yüzünden titredim.
Bana göre, âdemoğlu kötü bir nesnedir, ancak öyle vakitler olur ki gemici dediğin nesne kötünün de kötüsü kesilir.

Devamı…“Sus! dedim. Gürültü etme! Bizi duyabilirler…” Denizde – Anton Çehov