Ahmet Ümit: “Aşk, bana imkânsıza ulaşma çabasıymış gibi geliyor”

ahmet ümit“Geçecek, her şey geçer, hepsi geçer. Hatta sonra, çok sonra anılar hükmünü yitirdikten, onu iyice unuttuktan, içindeki acının yerini kocaman bir boşluk aldıktan, keşke geçmeseydi dedikten sonra, keşke acısını bir hastalık gibi yüreğimde taşısaydım desen bile geçer.

Devamı…Ahmet Ümit: “Aşk, bana imkânsıza ulaşma çabasıymış gibi geliyor”

Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

aşk köpekliktir‘Av olan her zaman erkektir’ dedim. ‘Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır. Kadınların en büyük basansı budur. Avı avcı, avcıyı av gibi göstermek…’ Buz gibi bir ifadeyle bakmaya başladı.
‘İstatistikler öyle demiyor ama. Aşk ilişkilerinde kurbanların çoğu kadın… Kaybedenler demek istemiyorum, ölenler diyorum. Genellikle erkek öldürür… Sevdiği için, kıskandığı için, öfkelendiği için, terk edildiği için… ‘
Aslında ben cinayetlerden söz etmiyordum. Ama onun aklına önce cinayetler gelmişti. Bu da onun aradığımız seri katil olduğunu gösteren bir başka kanıttı. Çünkü nasıl yasarsan öyle düşünürsün. Öte yandan söylediklerinde haklıydı, genellikle kurbanlar kadındı, katiller ise erkek. Bu yüzden ben başka bir şeyden söz ediyorum diyemedim. Sessiz kalmam, bir başka deyisle yenilmem onu yumuşatmıştı.

Devamı…Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

Gerçek Hayatların Hikayesini Yazan Edebiyatımızın Ağır İşçisi: Orhan Kemal – Ahmet Ümit

ahmet ümitOrhan Kemal içinden geldiği toplumu, kendisi gibi yaşamını çalışarak kazanan insanları yazdı, ezilen, ekmek derdinde olan insanları. Onların gitgide acımasızlaşan yaşam karşısındaki tutunma mücadelelerini anlattı. Bir yazar olarak her zaman sömürülenlerin yanındaydı ama içinde kimseye karşı kin, düşmanlık yoktu. Belki de onu kaba gerçekçilikten, didaktik olmaktan koruyan yanı da bu olmuştur. Onun öykülerinde kelimenin tam anlamıyla gerçek insanların, gerçek serüvenleri vardı. Acı bir düdük sesiyle boşalan fabrikaların yorgun paydos saatleri, bahçede yakılan mangalın ölgün pırıltısı, havayı dolduran anason kokusu, insan teninin sıcaklığı, umudu hep diri kalan Çukurova köylülerinin buruk gülümseyişleri… 

Devamı…Gerçek Hayatların Hikayesini Yazan Edebiyatımızın Ağır İşçisi: Orhan Kemal – Ahmet Ümit

Ahmet Ümit: Hiç kimse kötü doğmaz. Her kötülüğün bir doğuş hikayesi vardır

Ahmet ÜmitAşk Rüzgârın Söylediği Bir Şarkıdır Rüzgâr, sonbaharda hep aynı şarkıyı söyler. Pencerenin camlarında gezinen titreyiş, kasımpatıların gövdelerini okşayan fısıltı, karanlıkta gümüşî yaralar açan çığlık, yağmuru hızlandıran deli ıslık, yüzümüzde patlayan haykırış, denizi ürperten mırıltı, kaç renk, kaç çeşit, kaç ton sesi varsa, rüzgâr sonbaharda hep aynı şarkıyı söyler. Buna şarkı demek de doğru değildir; çoğu zaman bir ağıttır. Güzelin kısacık ömrüne, gidenin çekiciliğine, sevgilinin hayaline yakılmış bir ağıt. Her yıl tekrarlanmasına rağmen yıpranmamış, dipdiri kalmış, hüznünü zerrece yitirmemiş bir ağıt…

Devamı…Ahmet Ümit: Hiç kimse kötü doğmaz. Her kötülüğün bir doğuş hikayesi vardır

Güncelliğini Sürdüren Yabancılaşmanın Ölümsüz Şairi: Franz Kafka – Ahmet Ümit

kafka

İşçi Kaza Sigortası’nda çalıştığı günler Kafka için zorluklarla doludur. Yabancılaşma mekanizmasının bir unsurudur artık. Kendi istekleri, düşünceleri ve benliği şirketin çıkarlarına bağlı kılınmıştır. Attığı her adım, içindeki adalet duygusunu incitmektedir. Öte yandan yalnızlığından kurtulmak, topluma karışmak için Kafka hep bir işinin olmasını istemiştir. Ama bunun için ödediği bedel çok ağırdır. O günlerde Kafka adetâ bir bilinç yarılması yaşar. Sanki iki yaşamı vardır: İlki içinden gelen eğilime uygun olarak sürdürdüğü yazma uğraşı, ikincisi ise kendisini zorunlu hissettiği için çalıştığı İşçi Kaza Sigortası’ndaki yaşamı.
Kafka işçilerin yaşadığı kötü koşullara karşı içinde büyük bir öfke duymaktadır. Bu öfke onu Çek anarşistleriyle ilişki kurmaya yöneltir. Fakat Kafka bir eylem adamı değildir. Hastalığı ilerleyinceye kadar işini sürdürmeyi tercih edecek, bu sancılı günlük yaşamı sürdürecektir.

Devamı…Güncelliğini Sürdüren Yabancılaşmanın Ölümsüz Şairi: Franz Kafka – Ahmet Ümit

Mistik Cinayet Romanı Yazarı: Fyodor Dostoyevski – Ahmet Ümit

dostoyevskiSigmund Freud, “Dostdoyevski ve Baba Katilliği” başlıklı makalesinde yazarımızın kişiliğinde yaratıcı sanatçı, sinir hastası, ahlakçı ve günahkâr olmak üzere dört ayrı kimlikten söz ediyor ve ekliyor.”… Dostoyevski’nin konularını seçerken sert, katil ruhlu, bencil kişileri ayırarak kendisindeki bu gibi eğilimlere işaret etmesinden ve kumar tutkusu, genç bir kıza tecavüz etmesi gibi yaşamındaki belli olaylardan geldiğidir. Dostoyevski’nin kendisini kolaylıkla katil yapabilecek çok kuvvetli yıkıcı içgüdüsünün gerçek hayattan en çok kendisine çevrildiğini (dışa dönük değil, içe dönük), böylece suçluluk duygusu ve mazohizim olarak ortaya çıktığını anlamak buradaki karşıtlığı açıklar… 

Devamı…Mistik Cinayet Romanı Yazarı: Fyodor Dostoyevski – Ahmet Ümit

“İnsanoğlunun çaresizliğini büyük bir duyarlılıkla anlatan Dostoyevski’yi seviyorum” – Ahmet Ümit

Ahmet ÜmitOteldeki odamda, pencerenin önüne oturmuş, bu kuzey Avrupa kentinin karlı gecesini seyrediyordum. Rüzgâr, önüne kattığı kar taneciklerini cadde boyunca sürüklüyor, sokak lambalarının kırmızı ışığı, geceye alışkın olmadığım bir keder katıyordu. Vakit geceyarısına yakın olmasına karşın az ilerideki gece kulübünün önü arı kovanı gibiydi. Neon ışıklarla aydınlanan kapının önünde otomobiller durup kalkıyor, kadınlı erkekli gruplar içeri girip çıkıyorlardı.
Birden kulübün önünde bir itişme oldu. İri yarı iki güvenlik görevlisinin kısa boylu, çelimsiz birini itekleyerek, dışarı çıkardıklarını gördüm. Adam görevlilere direnmeye çalışıyordu. Bir ara ellerinden kurtularak, içeri girmek istedi.

Devamı…“İnsanoğlunun çaresizliğini büyük bir duyarlılıkla anlatan Dostoyevski’yi seviyorum” – Ahmet Ümit

Ahmet Ümit: Kitapların yeryüzünü değiştirebileceğini düşünen sadece bizler değildik

Yeryüzünü kaplayan açlığı, savaşı aklımıza hiç getirmeden, şiirlerimizi, romanlarımızı yazmak mümkün! Ama vicdanımız bu mümkünün neresinde yer alacak?
Yıl 1974; 12 Mart darbesiyle erke el koyan diktatörlük çözülüyordu. 12 Mart darbecilerinin zindanlara attığı, kurşunladığı, haksız yere idam ettiği gençlerin itibarları hızla iade ediliyordu. Onların isimleri umutlu bir türkü gibi dilden dile dolaşıyor, dipten gelen güçlü bir dalga fabrikalardan üniversitelere, köylerden gecekondulara kadar ülkenin her yerinde yankı buluyordu. İnsanlar bu yeni dalgayı, özgür ve demokratik Türkiye’yi kurabilecek bir politik güç olarak görmeye başlıyordu.

Devamı…Ahmet Ümit: Kitapların yeryüzünü değiştirebileceğini düşünen sadece bizler değildik

İnsan Ruhunun Karanlık Yüzü: Patricia Highsmith – Ahmet Ümit

Dashiell Hammett, George Simenon ve Agatha Christie gibi XX. yüzyıl polisiye romanına damgasını vuran, yapıtları en çok okunan yazarlar arasında yer alan Highsmith, çağdaşlarından oldukça farklı bir tarza sahiptir. Bu farklılıkta öncelikle kuşak farkının etkili olduğu söyleyebiliriz. Gerçekten de Agatha Christie?nin ilk romanı 1921 yılında yayınlanmıştır, Hammett?ın ilk polisiye öykülerinin yayınlanış tarihi de yaklaşık olarak bu yıllardır, Simenon için de durum farklı değildir. Oysa aynı yıllarda Highsmith henüz yeni doğmuştur. Gerçek adı Mary Patricia Plangman olan Highsmith, New York?ta, Bernard College ve Columbia Üniversitesi?nde eğitim görür. On altı yaşında yazmaya başlar. Yazarın yaşamının büyük bir bölümü Avrupa?da geçer. Hatta ilk romanı Strangers on a Train?i (1950) İngiltere?de hazırlanmış; Amerika?da altı yayınevi tarafından reddedildikten sonra İngiltere?de basılabilmiştir. Onun biçemindeki ayrıksılığı yaratan ikinci önemli etken de Avrupa?da geçirdiği bu uzun yıllar olur.

Devamı…İnsan Ruhunun Karanlık Yüzü: Patricia Highsmith – Ahmet Ümit

İnsan Ruhunun Kaşifleri: Edgar Allan Poe ve Ölüm Olgusu – Ahmet Ümit

Lanetlenmiş yaratıcılar vardır. Onlar, insan iyidir, güzeldir, mükemmeldir gibi safsatalar yerine benliklerindeki kötülüğü, yıkıcılığı, nefreti anlatırlar. Oysa toplum bunları okumak, bilmek istemez, însanlarm istediği aşkla, sevgiyle, güzellikle örülü, acıklı da olsa sonunda umutlu biten öykülerdir. Gerçekten kaçmak, onunla yüzleşmekten daha kolaydır. Bu yüzden lanetli yazarların kabul edilmesi zordur. Zordur ama dehanın da bütün unutturma, yok etme çabalarına karşı inanılmaz bir direnme gücü vardır; sıradanlığın, vasat yaratıcılığın bilindik sözlerden oluşan kaim örtüsünü yepyeni bir bakış açısı, alışılmadık bir üslupla er geç yırtarak gün ışığına çıkar.

Devamı…İnsan Ruhunun Kaşifleri: Edgar Allan Poe ve Ölüm Olgusu – Ahmet Ümit

Ahmet Ümit: “Suç, insanoğlunun bir varoluş biçimidir.”

Klasik polisiyenin başlangıcı olarak XIX. yüzyılın ortaları gösterilir. Oysa, suçu ve cinayeti anlatan metinlerin tarihi çok daha gerilere, tarihin başladığı günlere uzanır. Suç, insanoğlunun bir varoluş biçimidir. Gerçekten de cinayeti ya da sonuçlarını anlatan ilk metinler, günümüzden binlerce yıl önce yazılmıştı. Hitit saray cinayetlerinin sonuçlannı konu alan Telipinu Fermanı ya da Sophokles’in ünlü yapıtı Kral Oidipus gibi. Bu metinlerin içinde Eski Ahit’te Kabil ile Habil bölümünde anlatılan cinayet öyküsü en çarpıcı olanıdır. Bu hikâye sadece çarpıcı bir mesele olmaktan çıkmış, suçu ya da cinayeti anlatan yazara kolay kolay değişmeyecek/değiştirilemeyecek bir model olmuştur. Söz konusu öykü Eski Ahit’te şöyle anlatılmaktadır:

Devamı…Ahmet Ümit: “Suç, insanoğlunun bir varoluş biçimidir.”

Karaoğlan, İnce Memed, Deniz Gezmiş… İçindeki kahramana yüz çevirme – Ahmet Ümit

Yaşar Kemal’in İnce Memed karakteri, devlerle döğüşen Türk masallarındaki yiğitlerden Homeros’un Ulysses’ine, Robin Hood’dan Şeyh Bedrettin’e kadar cesaretli, özverili kahramanların ruhundan birer nefes almış gibidir.
Doğduğum yer Antep, kahramanlık öyküleriyle dolu bir yerdir. Sadece öyküleriyle değil, gerçek kahramanlarıyla da ünlüdür. Kurtuluş Savaşı’nın unutulmaz kahramanları Şahin Bey, Karayılan ve bundan otuz yıl önce faşistlerce öldürülen, tanıdığım en cesur insan olan arkadaşım Enver ve daha niceleri… Onların toprak olmuş bedenleri de Antep’in binlerce yıldır insan eliyle güzelleşen taşlarının altında yatmaktadır. Öyle ki Karayılan’ın mezarı bizim evin topu topu beş yüz metre uzağındadır.

Devamı…Karaoğlan, İnce Memed, Deniz Gezmiş… İçindeki kahramana yüz çevirme – Ahmet Ümit

Sevgi insana ne yaptırabilir? | Aşk Ölüme Benzer – Ahmet Ümit

Sorgu odasının içini gösteren pencerenin önünde durmuş, iskemlede oturmakta olan genç adamı izliyorum. O, benim farkımda değil, karşısındaki büyük aynanın aslında odanın dışardan görüldüğü bir pencere olduğunu nereden bilsin zavallı. Basını hafifçe öne eğmiş, sakin sakin sigara içiyor. Sanki üç cinayetle suçlanan bir sanık değil de rastlantı sonucu buraya düşmüş, gerçek anlasılınca elini kolunu sallaya sallaya kapıdan çıkıp gidecek olan masum biri.
Yirmi yıllık meslek hayatımda her çesit katille karsılastım; bu, karıncayı bile incitemez  diyebileceğiniz kadınlar, insanı sulu götürüp susuz getirecek kadar becerikli olanlar, ruhlarını cinayetlerle besleyen gizli psikopatlar, hiç istemediği halde olayların zorlamasıyla elini kana bulayan zavallılar, envai türlüsü. Ama onların hiçbiri “suçsuz” duygusu uyandırmamıstı bende. Bu delikanlıya bakarken, ilk kez bir zanlının “suçsuz” olabileceğini düsünüyorum; üstelik evinde ele geçirdiğimiz kanıtlara, hatta cinayetleri islediğini itiraf etmesine karsın.

Devamı…Sevgi insana ne yaptırabilir? | Aşk Ölüme Benzer – Ahmet Ümit

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org