Şuurdaki Küçücük Değişiklikler Raskolnikov’un Suç İşlemesine Nasıl Sebep Oldu?

Tüm insan hayatını harekete geçiren ana zemberek, ana unsur insanların kollarını, bacaklarını ve sırtlarını oynatışlarında değil, şuurlarında bulunur. Bir insanın kol ya da bacaklarıyla bir şey yapabilmesi için ilk önce onun şuurunda bir takım değişiklikler vuku bulması zorunludur. O kişinin müteakip tüm eylemlerini tanımlayan bu değişiklik ise her daim küçük, ince, hatta neredeyse algılanamaz bir değişikliktir.
Ressam Briyullov bir keresinde öğrencilerinden birinin getirdiği bir eskizde bazı düzeltmeler yapmıştı. Değişikliklerin yapıldığı eskize bakan öğrenci “Benim çalışmama neredeyse hiç dokunmadınız, ama buna rağmen tam anlamıyla farklı bir şey çıktı ortaya,” deyince, ressamın cevabı şu olmuştu: “Neredeyse hiç, sanatın başladığı yerdir.”

Bu deyiş yalnızca sanat bağlamında değil, aynı zamanda hayatın her alanında da çarpıcı oranda doğruluk arz eder. Denilebilir ki asıl hayat işte tam da bu “neredeyse hiç”in başladığı yerde başlar, yani bize sonsuzcasına küçük ve zar zor anlaşılabilir gibi görünen değişikliklerin meydana geldiği noktada. Asıl hayat, geniş harici değişikliklerin vuku bulduğu yerde, insanların hareket ettikleri çarpışıp dövüştükleri, birbirlerini öldürdükleri alanlarda ortaya çıkmaz. O, neredeyse hiç fark edilemeyen değişikliklerin olduğu, yapıldığı bir alanda çıkar ortaya.

Raskolnikov’un gerçek hayatı, yaşlı kadını ya da onun kız kardeşini öldürürken ortaya çıkıyor değildi. Önce yaşlı kadını, ardından bir de onun kız kardeşini öldürürken, gerçek hayatını yaşıyor değildi o; tersine, bir makine gibi hareket ediyor, yapma kapasitesinin bulunmadığı bir şeyi yapıyordu: Kendi içine bundan çok önce yüklenmiş olan patlayıcı maddeyi ateşliyordu. Yaşlı bir kadın öldürmüştü, diğeri de önünde duruyordu ve balta da elindeydi.

Raskolnikov’un gerçek hayatı, yaşlı kadının kız kardeşiyle karşılaştığı sırada değil, ne onu, ne de öbürünü öldürmeden önce yaşanmıştı, yani henüz öldürmek amacıyla yabancı bir apartmana girmemişken, daha eline bir balta almamışken, hatta -sonradan baltayı astığı- ilmiği henüz paltosuna dikmemişken: Onun hayatı daha divanda uzanıp da yaşlı kadını veya “bir kimsenin, vereceği bireysel bir karar doğrultusunda bir başka insanı, yeryüzünde fazlalık ve zararlı bir varlık durumundaki birisini, temizleyip temizleyemeyeceğini” de düşünmeden önce vuku bulmuştu. Onun gerçek hayatı, Petersburg’da yaşamasının gerekip gerekmediği annesinden gelecek parayı kabul edip etmemesi konusunda ne yapması gerektiği gibi, yaşlı kadınla hiç ilgisi olmayan şeyleri düşünürken cereyan ediyordu. Yaşlı kadını öldürüp öldürmeyeceği konusundaki karar o zamanlar verilmişti, gerçeklikten tamamen bağımsız olan bu hayvani hayat alanında. Bu kararlar, kendisi yaşlı kadının önünde elinde bir baltaya dururken alınmadı, tersine, henüz harekete geçmeyip yalnızca düşündüğü sırada, yalnızca şuuru faal haldeyken, bu şuurda güçlükle algılanabilir birtakım değişiklikler vuku bulurken alındı. İşte bu yüzdendir ki, ortaya çıkan sorunun doğru bir şekilde çözülmesi için düşüncenin mümkün olduğunca berrak olması özellikle önemlidir ve işte bu yüzdendir ki, bir tek sigara, bir bardak bira, problemin çözümünü güçleştirir, engeller, vicdanın sesini bastırıp duyulmasını önler ve sorunun çözümü için bir insanın daha aşağı derecedeki hayvani yanının haline ve beğenisine göre karar vermesine sebep olur -ki Raskolnikov’da da durum bu olmuştur.

Değişiklikler çok güç algılanabilmekte, hatta neredeyse algılanamamaktadır, fakat sonuçları muazzam korkunçtur. İnsanın bir karara varıp da harekete geçtiği bir anlık süre, pek çok maddi değişikliklere yol açabilir. Evler, talihler, servetler, insanların bedenleri… Mahvolabilir, fakat, sebep olunan hiçbir şey, insanoğlunun şuurunda vuku bulan değişikliklerden daha önemli değildir. Şuur, vuku bulabilecek şeyi sınırlar. Şuur sahasında meydana gelen algılanması çok güç değişikliklerden, hayallere durgunluk verecek denli önemli, sınırsız sonuçlar ortaya çıkar.

Not: Bu yazı, Suç ve Ceza’nın Norton Publishing tarafından yayınlanan ve editörlüğünü George Gibian’ın yaptığı eleştirel basımının sonuna eklenen yazılar arasından seçilerek M. A. Özkan tarafından tercüme edilmiş, Orhan Düz’ün hazırladığı – Dostoyevski; Hayatı, Eserleri Üzerine Makaleler ve Aforizmalar kitabına alınmıştır.

Kitaptan kısa hatırlatmalar

Dört aydır evin kirasını verememişti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına rağmen yaşlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiği saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaşmamıştı. Yaşlı kadın, kız kardeşi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına rağmen, kız kardeşi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeşini çoğu zaman döver, onun her işini takip etmesi gerektiğini düşünürdü.

Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına rağmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eşini çok seviyordu ve üç çocuğunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya bedenini satmak  zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. Raskolnikov Marmeladov’un evine gittiklerinde eşi haykırışla onları yumruklamaya başladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermişti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaştı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya başladı mektubu. Annesinden gelmişti mektup. Annesi kız kardeşi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluğu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eşyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini sağlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediğini yazıyordu.

Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaştıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. Aşağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaşlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemişti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemişlerdi.

Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.

“2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceğini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her şeyi anlattı. Korktuğunu, endişelendiğini hiç hissettirmedi.

Ertesi gün eve geldiğinde annesi ve kız kardeşi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. Çocuğun halini gören anne şaşkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceği görüşmeye çağırırken korkmuştu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiğinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeşi çok aşağılamış, onların fakir bir aile olduğunu değerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuştu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oğlunun bu tavırla doğrusu ağlamaktan başka yapacak bir şeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemişti.

Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiğinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemişti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuşmaya çalışarak geçirdi vaktini.

Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti işlediğini itiraf etmiş olmasına rağmen) cinayet işlediğini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiği için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti işlediğini Sonya’ya itiraf etmişti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.

Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiği acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeşi Dunya evlenmişlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaşamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kişiliği ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaşan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata bağlandı ve geleceğin planlarını beraber hayal etmeye başladılar.

Daha fazla kitap için www.insanokur.org sitemizi ziyaret edebilirsiniz

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Uluslararası Af Örgütü: ‘Türkiye’de şiddet arttı’

Yıllık insan hakları raporunu açıklayan Uluslararası Af Örgütü, raporun Türkiye bölümünde, siyasi belirsizlik  yaşandığı ülkede milliyetçiliğin ve şiddetin arttığını belirtti....

Kapat