“Seni unutmama fırsat verme!” Aşk ve Öbür Cinler- Gabriel Marquez

Karşılamanın tersine, vedalaşma ağır ve törensel olmuştu. Aralarında Delaura da olmak üzere, yanındaki din adamlarından üçü, genel valiye kasvetli koridorlardan ana kapıya kadar sessizce eşlik ettiler. Genel valilik muhafızları, çatılmış mızraklardan bir çitle dilencileri hizada tutuyorlardı. Genel vali, arabasına binmeden önce Delaura’ya döndü, karşı gelinemez işaret parmağını ona doğru sallayarak şöyle dedi: “Seni unutmama fırsat verme.”

Bu, öylesine beklenmedik ve anlaşılmaz bir cümleydi ki, Delaura yalnızca eğilerek karşılık verebildi.

Genel vali, ziyaretin sonuçlarını başrahibeye anlatmak üzere doğruca manastıra gitti. Aradan saatler geçtikten sonra, artık gitmek üzere bir ayağı üzengideyken, eşinin bütün ısrarlarına rağmen Martina Laborde’nin bağışlanmasını reddetmişti, çünkü zindanlarda bulduğu onca suçlu için kötü bir örnek olur diye düşünüyordu.

Piskopos, Delaura dönüp gelene kadar, solumasının ıslıklarını gözleri kapalı olarak bastırmaya çabalayarak, öne doğru eğilip bekledi. Yardımcıları ayaklarının ucuna basarak çekilmişler, salon gölgelerle dolmuştu. Piskopos, çevresine bakındı, duvarın önünde sıralanmış boş sandalyeleri ve tek başına duran Cayetano’yu gördü. Sesini iyice alçaltarak sordu ona:

“Bu kadar iyi bir insan hiç görmüş müydük?”

Delaura, belirsiz bir hareketle karşılık verdi. Piskopos, zorlukla davranarak toparlandı, soluğuna hâkim olana kadar koltuğun koluna dayanıp bekledi. Akşam yemeği istemiyordu. Delaura, yatak odasının yolunu aydınlatmak için bir kandil yaktı hemen.

“Genel valiye çok kötü davrandık,” dedi piskopos.

“İyi davranmamız için bir neden var mıydı?” diye sordu Delaura. “Resmi bir duyuru yapılmadan bir piskoposun kapısı çalınmaz.”

Piskopos, onunla aynı düşüncede değildi ve bunu büyük bir coşkuyla bildirdi ona. “Benim kapım, Kilisenin kapısıdır, o da dini bütün bir Hıristiyan gibi davrandı,” dedi. “Göğsümdeki illet yüzünden asıl saygısız olan bendim; bunu onarmak için bir şey yapmam gerek.” Yatak odasının kapısına vardığında, tavrını da konuyu da değiştirmişti; Delaura’yı omzuna dostça vurarak uğurladı.

“Bu gece benim için dua et,” dedi. “Çok uzun bir gece olacağından korkuyorum.”

Gerçekten de, ziyaret sırasında sezinlemiş olduğu astım kriziyle ölecek gibi hissediyordu kendini.

Ne tartarik asitli bir kusturucu, ne de daha başka güçlü ilaçlar onu rahatlatmayınca, ivedilikle kan almaları gerekmiş, ancak şafak sökerken kendine gelebilmişti.

Gabriel Garcia Marquez
Kaynak: Aşk ve Öbür Cinler 

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Murathan Mungan: Neden her gittiğin yerde bir parçanı bırakıyorsun Aliye?

Kapat