Metin Kaygalak şiirleri: “Mahcubum!/ nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!/ ve anla! ma..”


geldim işte
kovgun ve ürkek.
seni suya saydığım o toz harfin
serinliği de yok..
gideceğin ummanı da ben içtim de geldim
uzak bir ihtimalle yine de kapına
hiç yüz çevirmedin..

.
çocuk aklım.. ikna yüzüm..
beni yaban edecek sözü nerden buldum da
seni ne çok hırpaladım
mahcubum!
nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!
ve anla!ma..
hasarlı bir tebessümle gelsem de
fayda yok,sarsak bir cefayla dolaştığım
bu veda gününde.
sonunda senin de anladığın bir şey oldu,
ham bir ağızla kaldığımı görmek..


Sahip

selin getirdiği ağaçlardım,
herkesin karşısında el bağlayan
cuma ağlağı.

geldim işte
kovgun ve ürkek.
seni suya saydığım o toz harfin
serinliği de yok..
gideceğin ummanı da ben içtim de geldim
uzak bir ihtimalle yine de kapına
hiç yüz çevirmedin..

çocuk aklım.. ikna yüzüm..
beni yaban edecek sözü nerden buldum da
seni ne çok hırpaladım
mahcubum!
nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!
ve anla!ma..
hasarlı bir tebessümle gelsem de
fayda yok,sarsak bir cefayla dolaştığım
bu veda gününde.
sonunda senin de anladığın bir şey oldu,
ham bir ağızla kaldığımı görmek..


bana vefa gösterme!
gücenmenin saatiyle ihmal et!
benimde nasibim olsun o mahrum..
şer bilen yakub sevinsin..
mayalı dilim
bana mesafelerin masum toprağında
diz çökert!
ki haz edeyim hırpani
bir itirafla
– bu latin pişkinliğimdir diyeyim
işte bu son sünnet…
Metin Kaygalak


Elim kimde kaldı
kimin uykusunu uyumakta aklım.
Şu ben, ne tuhaf itirafıdır
şu biz diyememenin.
Hadi ben söyledim oldu
demekle olmuyor tutturmuş olmak bir şeyleri.
Şiveli konuşalım
pis edelim o şehirli aksanını.
Doğru söylesen
seni fark edecekler
tuhaf bir müddet oturtmalısın yüzüne,
yani biraz acemi
yani biraz şirret.
(Ortodoks Oğlanlar İçin Fücur)

Mil çekilmiş sözler

taşların unutulan
yüzüyüm ben.
söz’ün
dil’in
ve zaman’ın..

bir kurban kanı gibi
sürüldüm,
söz’ün günahkâr kapısına.

beni atın..beni atın..
cüzamlı sularda yunsun
yılanların bakışıyla
yıkandığım yüz.

dağların
kilitlenmiş yüzüyle
mühürlendim,
resimlerin taşlarda unuttuğu dile.

yürüdüm
mühürsüz bir zamandı,
yollar uzun..

yürüdükçe unutulan mülk
konuştukça çöl’dük..

bir fotoğrafı andıran
beni büyük bir hararetle ölüme
ve aşka dönüştüren..ah, zaman..
soğutuyorum,
hiç bilinmesin kalbimdeki
engereğin dili,
dokundukça her yanım
çürüyen zaman..

dilim ki bir engerekti.. süründüm
yüzümdeki çiniye.
götürün beni
suların bölündüğü
o nârlı bahçeye..

recmedildiği yerden çıktı ölüm.
dediler gidin.. ve getirin..
güneşi battığı yerden çıkarın
azabın boğulduğu tandırda
yakın beni.
Metin Kaygalak

SABBAH
Mehmet Butakın’a1.
cesur topraklardan dizboyu yol gitmeden
kim diyebilir alnım müjdedir korkaklara.
şurda kıvrılıp duran benim için
nasibi yokmuş diyecekler
inanalım ve bilelim artık:
nasibi olmak bu dünyada tuza vakitsiz yatmaktır.
şimdi şakaklarımla başlayan esmer adet
ömrü azolana medettir.
oysa ben denizlerden sabahlara akarken
aklım şehre değmiyor
-uzun balkonlarında ölü menekşeler
-uzun balkonlarında ölü menekşeler
2.
bana itimat eden göğe bir hüsran borçluyum,
alnımın düştüğü heceye küfür.
hamd eden yüzün serinliği bir avlu ne çok uzaktı
ve yaralarımı sarmazdı.
hem kim diyecek ki:
-bendim ve bildim ücrayı!
ama ne var ki pazar toplayan kadınlar bilir
ve öldürür şehri bir akşamüstü ölmeden.
3.
şimdi elem olsun sana kıtlığım
boynumu uzattığım ipler sevinç!
kimsesizim.. gözlerim kuyulara bakan Süryaniler
kadar hiç.
değil mi ki atlara sürülen süt adamlar
cünub elleriyle bıraktılar develeri..
haber olsun herkese ve unutmasınlar:
-bahadır adamların ellerinde kuş ölüleri
-bahadır adamların ellerinde kuş ölüleri
4.
bana yetecek sanırdım, duvarları kederli akşamın
nehirlerin çabası boşunaydı, ona yetecek sanırdım.
onaracağım bir şey kalmayacak hem
şu sabah yoksulu yüzüm,
mağlub askerler, yetim şer çocukları..
elimden gelmiyor, içimi tutmuyor
başkasının kalbinde seviyor olmak kendini:
-ah ben! başkasının dişlerindeki misvak

Metin Kaygalak
1968’de Bingöl’de doğdu. Bingöl Lisesi’ni bitirdi. Bingöl Lisesi’nde Metin Altıok’un felsefe öğrencisi oldu. Felsefeye olan ilgisi bu dönemde ciddi bir eğilim olarak belirdi. ODTÜ Felsefe’yi kazandı, özel nedenlerle gitmedi. Uludağ Universitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde İşletme okudu (1990).
İlk şiiri (Ronya) 1987’de Güneş gazetesinin düzenlediği Genç Şairler Şiir Antolojisi yarışmasında gazetede yayımlandı. Bunu, şiir ve yazılarıyla; Ayrım, Biçem, Yazıt, Promete, Öküz, Yine Hişt, Hayvan, Ludingirra, E, Defter, Üç Nokta, Son Kişot, Kaçak Yayın, Heves, Sonra Edebiyat, Ö.Gündem, Cumhuriyet Gazetesi, Milliyet Sanat, Radikal İki izledi.
Yüzümdeki Kuyu (1998 Avesta) adlı ilk kitabı büyük ilgi gördü; şair Dost Çiyayî tarafından Kürtçeye çevrildi, yayınevimiz tarafından Bîra Rûyê Min (2005) adıyla yayımlandı. Suya Okunan Dua
(2000 Avesta) ve 2006 Kasımında Nâr Defterleri ile Ortodoks Oğlanlar için Fücur adlı ikiz kitapları yayınevimizden çıktı.
Ortodoks Oğlanlar için Fücur 2006 yılının en iyi on kitabı içinde anıldı,  ilgi gördü.

<<ŞAİRİN DİĞER ŞİİRLERİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

“Metin Kaygalak şiirleri: “Mahcubum!/ nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör!/ ve anla! ma..”” üzerine 3 yorum

  1. bana itimat eden göğe bir hüsran borçluyum.çok güzel bir söz.

  2. Metin Kaygalak kimdir? Bu şiirler herhangi bir kitapta toplanmış mıdır? hırka küs adlı şiirini tezime alacağım. çok acil dipnotunu öğrenmeliyim.

    Cevap:
    Merhaba Tuba,
    Şairin kim olduğu ve kitapları konusunda gerekli bilgi yukarıda yazıyor zaten:)
    Şiiri kullanma izini almak ve diğer sorularınız için şairin iletişim adresi: mkaygalak@gmail.com

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Coca Cola ve Pepsi’nin şekeri çıktı

Coca Cola ve Pepsi'nin 'zero (sıfır) şeker' iddiasının yalan olduğu ortaya çıktı. Şeker-İş Sendikası'nın başvurusu üzerine Coca Cola ve Pepsi'nin...

Kapat