“Meclisten Atmak Yetmez, Ülkeden Kovulmalılar!” – Ahmet İnsel

Ahmet İnselTeröristlerin ailelerine başsağlığı ziyaretinde bulunan milletvekilleri Meclis’imize hizmet etmeye yetkin değildir!” Bir başka ağızdan, benzer bir ses: “Meclis’in bu üyelerinin teröristlerin ailelerini ziyaret etmeleri terörizmin devam etmesini ve masum sivillerin öldürülmesini cesaretlendiriyor”.
Bu cümleler Türkiye’de hükümetin veya devletin başı ya da AKP veya MHP milletvekilleri tarafından dile getirilmedi. İsrail’de Başbakan Netanyahu’nun ve ana muhalefet partisi Siyonist Birlik’in sözcüsünün geçtiğimiz haftalarda ağzından çıktı. Bahis konusu olan “Meclis”, Knesset’ti, yani İsrail parlamentosu.

“İsraillileri öldüren teröristler”in ailelerini ziyaret edenler, Knesset’in İsrailli Arap üç milletvekiliydi. Söz konusu milletvekilleri, Ekim 2015’te, Doğu Kudüs’te bir belediye otobüsünde yolculara bıçak ve ateşli silahla saldırıp, üç kişiyi öldüren ve kendisi de ölen Filistin’li Baha Aliyan’ın ailesini, olaydan beş ay sonra ziyaret etmişlerdi. Ziyaret nedeni tam olarak başsağlığı dilemek değildi. Ayrıca bu tartışmalı ziyareti tek başlarına değil, birçok STK temsilcisi eşliğinde yapmışlardı. Amaçları, İsrail hükümetinin saldırganın naaşını teslim etmesini aylardır bekleyen ailenin talebine destek olmaktı. Cenazelerin gömülmesinin Hamas’ın propaganda gösterisine döneceği ve intihar eylemcisi adayları yaratacağı endişesiyle, İsrail hükümeti intihar eylemcilerinin cesetlerini ailelerine ya teslim etmiyor ya da bunu mümkün olduğu kadar geciktiriyor. Hamas da, 2014’te öldürülen iki İsrail’li askerin cenazesini vermiyor.

Olayın duyulması üzerine Şubat başında Knesset’in etik komisyonu, üç milletvekilinden ikisine dört ay, diğerine iki ay mecliste söz alamama cezası verdi. Oy verme hakkını iptal etmeyen bu ceza, Knesset’te radikal muhalif Arap milletvekillerine sık sık veriliyor. Balad partisinin lideri ve ceza alan üç milletvekilinden biri olan Cemal Zahalka, daha önce Başbakan Netanyahu ve bazı milletvekillerini faşist olarak nitelendirdiği için bu cezaya çarptırılmıştı. Teröristin ailesini ziyaret etikleri gerekçesiyle ceza alan diğer milletvekili, Balad partisinin kurucusu Hıristiyan kökenli tıp doktoru Basil Gattas’ın dokunulmazlığı, 2015’te Gazze ablukasını kırmak için hareket eden filoya katılması nedeniyle kaldırılmıştı. Üçüncü milletvekilini Türkiye’de İHH çevresinin yakından tanıması lazım. Feminist ve laik militan milletvekili İsrailli Arap Hanin Zuabi, 2010’da Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan, içinde Mavi Marmara’nın da olduğu filodaydı. Netanyahu’nun ve Liberman’ın partilerinin, Zuabi’nin milletvekili adaylığının yasaklanması için yaptıkları girişimler şimdilik İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından hep reddedildi. Gözlemciler Zuabi’yi İsrail sağı ve aşırı sağı tarafından en nefret edilen kadın olarak tanımlıyor.

İsrail nüfusunun %20’sini oluşturan İsrailli Arapları, Knesset’te esas olarak İslamcı, milliyetçi ve komünistlerin ittifakından oluşan bir koalisyon temsil ediyor. Aşırı sağ partilerin Arap partilerini Knesset dışında bırakmak için seçim barajını %2’den %3,5’a yükseltmeleri karşısında, son seçimlerde oluşan bu itifakın 120 üyeli Knesset’te 13 temsilcisi var. İsrail sağı ve aşırı sağının hedefi bu milletvekillerine “iç düşman” muamelesi yapmak.

Arap partileri koalisyonu içinde radikal sol kanadı oluşturan Balad partisinin üyesi tartışmalı başsağlığı ziyaretini yapan üç milletvekili. Etik komisyonun verdiği mecliste konuşamama cezası elbette İsrail aşırı sağının önde gelen lideri, eski bakan Lieberman için yeterli olamazdı. “Bu teröristleri en kısa zamanda Knesset’ten ve tercihan İsrail devletinden atmamız gerekiyor,” dedi Lieberman. O bunu deyince, sağ kulvardaki rakibi Başbakan Netanyahu bundan geri kalamazdı. “Uygun olmayan davranışlarda bulunan “ milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülmesini öngören bir kanun önerdi. Kanun tasarısı, Knesset’in üçte ikisinin onayıyla, “bir terörist örgüte veya devletin bir düşmanına kamuya açık biçimde destek veren her miletvekilinin” vekilliğinin askıya alınmasını öngörüyordu. Ne var ki Netanyahu’nun önerisi, başta İsrail cumhurbaşkanı Rivlin olmak üzere, hem mecliste hem kamuoyunda ciddi tepki yarattı. Meclis komisyonu başkanı, önerinin mecliste kabul edilmeyeceğini anlayınca, tasarının görüşülmesini erteledi. Cumhurbaşkanı Rivlin, tasarı komisyona havale edilince, isim vermeden, doğrudan Netanyahu ve bu yasa tasarısını destekleyenleri hedef almıştı. “Demokrasinin içeriği konusunda çok dar ve sığ bir görüşe sahip olan birçok ses bugün İsrail’de duyuluyor” deyip, soruna net bir teşhis koymuştu: “Bu kişiler için demokrasi sadece çoğunluğun yasası demektir.” Kanun tasarısı şimdilik meclis komisyonunun gündeminde yer almıyor.

Bütün bu bilgileri Mediapart internet gazetesinde 22 Şubat’ta yayımlanan röportajından aldığımız Chloé Demoulin, böyle bir yasanın ileride yeniden gündeme gelmesi durumunda uygulanma şansını Kudüs İbrani Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Yaron Ezrahi’ye sormuş. Aldığı yanıt açık. Mecliste oylansa bile, böyle bir kanunun İsrail Yüksek Mahkemesi tarafından anayasaya aykırılık gerekçesiyle iptal edilmesinin kesin olduğunu belirtiyor Yaron Ezrahi. Gerekçe olarak da şunu söylüyor: “Siyasiler seçilmiş diğer siyasilerin parlamentodan atılmasına karar veremezler. Bu, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Sadece sağcı fanatiklerin tahayyüllerinde böyle bir şey vardır.”

Bu haberde yer alan Netanyahu, Liberman ve benzerlerinin Türkiye’deki muadillerinin kim olduğu sorusunu yanıtlamak kolay. İş, Cumhurbaşkanı Rivlin’in Türkiye’deki karşılığını bulmaya gelince zorlaşıyor.

29 Şubat 2016, Birikim

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Vasiyeti Sevdiği Kadınlara Mezartaşı Olana Rüya – Refik Durbaş

Haftanın öteki altı gününün de "pazar" olmasını isterdi. Sabahın erken servisinde zamanını harcamadığı bir gün akşama geç kalan otobüslerin karanlığında...

Kapat