Klasik müzik tarihinden bazı ilginç notlar

ROSSİNİ
Hem eserleri hem de yaşantısı ile ilgi çeken bir besteci. Bir konser öncesi salona girerken bir bayan koşarak yanına gelmiş ve “Sinyor ilk kez sizin aryalarınızı seslendireceğim ve çok korkuyorum’’ demiş. Ünlü bestecinin yanıtı kısa olmuş : “Ben de…’’

PURCELL İngiltere’den ender çıkan bestecilerden biri. Ölümü ise hayli ilginç. Geceleri sadece saat onbire kadar evden çıkmasına izin verilen besteci yağmurlu bir gecede eve daha geç dönünce eşi tarafından içeri alınmamış ve yağmur altında bekleyerek soğukalgınlığından ölmüş. Purcell özellikle Kuzey Afrika ve Doğu temalarını da işledi. Hatta Gordiyon Düğümü adlı bir de senfonik şiir besteledi.

SCHUBERT ünlü Bitmemiş Senfonisi için bir dostuna şunları söylemiştir’. “Dostum bu eseri dinlerken gözlerinin önünde sağlığı asla düzelmeyecek, parlak ümitlerinden hiçbiri gerçekleşmeyecek, ve hayatı yarım kalacak bir insanı canlandırmalısın”. Bitmemiş Senfoni yıllarca hatta yüzyıllarca belleklerde bir soru olarak kalmıştır. Hatta 1920 yılında New York’da senfoninin bitirilmesi için bir yarışma açılmış ancak yarışmayı kazanacak nitelikte yapıt bulunamamıştır.

SMETANA onbir çocuklu bir ailenin çocuğu idi ve yaşamı zorluklar içinde geçti, ölümü ise oldukça acıklı oldu. Smetana çocukluğunda kendine Mozart’ı örnek almıştı. Hatta anı defterinde, ölümünden sonra daha çocukluk günlerinde yazdığı şu nota rastlandı. ‘’Kompozisyonda Mozart, teknikte ise Liszt olmak istiyorum.’’

BRAHMS müzik dünyasının bu asık suratlı devi, Beethoven’e özel bir hayranlık beslemiştir. Hatta dönemin müzik otoriteleri Brahms’ın birinci senfonisi için “Eğer Beethoven onuncu senfonisini yazsaydı, işte böyle birşey olurdu’’ demişlerdi. Brahms bir de Schumann’dan etkilenmişti. Schumann’a yazdığı bir mektupta “Senin müziğin de beni tıpkı Beethoven’ın müziği gibi etkiliyor. Yeni bir senfoni ya da üvertür duyunca kendimi o eser tarafından tutsak edilmiş gibi hissediyorum’’ diyordu..

HANDEL Almanya’da doğdu, İtalya’da gelişti ve İngiltere’de şana şöhrete ve paraya kavuştu. Hem cerrah hem de berber olan babası oğlunun müzisyen olmasını hiç istemiyordu. Handel evden kaçtı ve kiliselerde org ve klavsen çalmaya başladı. 25 yaşına gelince de Londra’ya gidip Britanya vatandaşlığına geçti ve İngiltere’nin en ilgi gören kişileri arasında yer aldı.

BACH ailesinin kökeni 1561 yılına, Hans Bach’a kadar iniyor. Bizim yoğun olarak bildiğimiz Johann Sebastian Bach ise 1695 doğumlu yani bilinen en eski Bach’dan 124 yaş küçük. İşin ilginç yanı Johann Sebastian Bach, ailenin 32. müzisyen bireyi. Ailenin ilk müzisyen bireyinin Hans Bach olduğu varsayılıyor. Johann Sebastian Bach değirmenci olan büyük büyük dedesinin bugün pek rastlanmayan besteleri için şöyle diyor “Rüzgarın çıkardığı sesi öylesine güzel işlemiş ki, iddia ederim öğüttüğü un müziği kadar güzel değildir’’.

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Altyazı Sinema Dergisi Haziran sayısının dosya konusu “Türkiye’de Emekçi Filmleri”

Altyazı Aylık Sinema Dergisi Haziran sayısının kapağına “Türkiye’de Emekçi Filmleri” dosyasını taşıyor. Bereketli Topraklar Üzerinde’nin vizyona girmesi ve 1-10 Mayıs...

Kapat