Karl Marx’ın Londra Sürgünlüğü ve Sefalet İçinde Geçen Göçmenlik Günleri

Marx-Engels AnılarıMarx’ın torunu Edgar Longuet anlatıyor: “Engels olmasaydı Marx da ailesi de açlığa mahkum olurlardı”

Şimdi ben, bütün olanaklardan yoksun olarak Londra’ya gelmiş bir göçmen ile bir göçmen ailesinin yaşamından bazı kesitler vermek istiyorum. Ailesiyle birlikte bu kente gelen Marx’ın çektiği sıkıntıları, karşılaştığı güçlükleri ve sürdürdükleri yoksul hayatı, ben ne söylersem söyleyeyim, Marx’ın Engels’e yazdığı bir mektuptan alıntıladığım şu sözler kadar anlatamam: “… eşimin gözyaşları içerisinde geçirdiği bu dehşet dolu gecelere artık dayanamıyorum!” 1850 Haziranında Marx ailesi, evlerini boşaltmak zorunda kalmışlar, önce Leicester Meydanında bir otele sığındıktan sonra Dean Sokağında bir eve yerleşmişlerdir. Bu yerleştikleri yere “mesken” demek için bin tanık isterdi: Küçük helası olan bir oda ile, aynı zamanda mutfak, çalışma ve oturma odası olarak kullanılan bir yer…

Güçlükler devam edip gider. 1851’de Franzisca’nın doğumu üzerine Marx, Engels’e şunları yazar: “… Aynı zamanda eşim bir çocuk dünyaya getirdi. Doğum kolay oldu ama eşim, sağlık nedenlerinden çok ekonomik sıkıntılardan dolayı yataktan çıkmıyor … Evde tek kuruş yok, bakkalın, kasabın, fırıncının pusulaları eksik değil. .. ” “Bütün bunlar hiç de hoş olmayan bir manzara oluşturuyor ve ben boğazıma kadar küçük burjuva batağına batmış durumdayım: Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir de, işçileri sömürmekle, diktatörlük peşinde koşmakla suçlanıyorum. Ne korkunç şey! … ” 8 Eylül 1852 tarihli mektubunda şunları yazıyor: “Eşim hasta … annem yatakta. Helene’in sinir nöbetleri tuttu … İlaca verecek param olmadığı için doktor da çağıramıyorum … Son hafta ailemi ekmek ve patatesle doyurdum … bugün bunları da alıp alamayacağım kuşkulu …

1855 Ocağında altıncı çocuk doğar. Tussy adı konur (halam Eleanor Aveling). Öylesine zayıftır ki her gün ölmesi beklenir. Birkaç ay sonra Marx, hayatının en büyük kederlerinden birini yaşar: Tek oğlu Edgar (onun sevgili Mush’u, ‘Albay Mush’u) kollarında can verir. Çocuk haftalarca yaşamla ölüm arasında gider gelir ve Marx’ın mektuplarında bu durum açıkça yansımasını bulur. Ve 30 Mart tarihli mektubunda Engels’e şöyle yazar: “… En sonunda hastalığın alt karın boşluğunda iltihaplanma olduğu anlaşıldı; bu ailede kalıtsal bir şey … doktorlar bütün umudu kestiler … Kalbim kan ağlıyor, başım ateşler içinde … Oysa benim soğukkanlılığımı korumam gerek … Hastalığı boyunca çocuk yine de iyi dayandı, bir an bile kendini kaybedip etrafı tedirgin etmedi.

Bu çocuk gerçekten de çok zekiydi ve babasının kitap sevgisini paylaşıyordu. 2 Nisan 1855’te zavallı büyükbabam Engels’e şunları yazar: “Evimiz, onun ruhu olan, ona canlılık veren bu çocuğun ölümünden sonra tamamen boş ve ıssız kaldı. Sana onu evin her köşesinde nasıl aradığımızı anlatamam. Her türlü ızdırabı çektiğimi bilirsin ama şimdi gerçek mutsuzluğun ne olduğunu anladım ve tattım. Tamamen çökmüş durumdayım; onu gömdüğümüz günden beri öylesine başım ağrıyor ki sanki yaşamıyor gibiyim. Bu günlerde geçirdiğim korkunç ızdıraplar arasında, seninle olan dostluğumuz ve bir de bu dünyada hala yapacağımız anlamlı bir şeylerin bulunduğuna olan inancım beni ayakta tutuyor.

Birkaç hafta sonra, büyükannem, annesini kaybeder ve miras olarak kalan birkaç yüz thaler ile aile, Grafton Meydanında daha sağlıklı bir daireye taşınırlar… Marx’ın çok küçük yaşta ölen bir çocuğu daha olur. Bu ölüm olayı daha önceki olaylarla birleşince büyükbabam öylesine feci bir duruma düşer ki, “birkaç gün, aklını kaybeder gibi olur.” Bu kayıpların dışında yaşam uzun yıllar Marx ve ailesi için başka güçlüklerle dolu geçer. New York Tribune’e yazdığı yazılar birkaç yıl mali durumunu desteklerse de, bundaki kesiklikler sefaletini öylesine artırır ki Engels’e, çocuklarını dostlarına emanet etmeyi, Helene Demuth’a yol vermeyi, eşiyle tek bir odaya sığınarak, kasiyerlik gibi bir iş aramayı düşündüğünü yazar. Annesinin ölümü (1863) küçük bir miras getirir; az sonra da eski dostu Wilhelm Wolff ölerek ona küçük bir servet bırakır.
Bununla borçlarını temizler ve sağlığının elverdiği ölçüde kendisini bilimsel çalışmalara verir. Ancak sağlığı düzelmez, birkaç kez hayatı tehlikeye girer. Bundan sonraki yıllar Marx, iltihaplardan ya da şirpençeden büyük rahatsızlıklar çektiği gibi bir de buna, karaciğer hastalıklarının ızdırabı katılır.

Edgar Longuet
Karl Marx’ın Aile Hayatından Bazı Kesitler


Kaynak: Marx-Engels Anıları | Orjinal isim: Reminiscences of Marx and Engels |Evrensel Basım Yayın / Anı – Biyografi

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Özdemir Asaf: “Her insanın bir öyküsü vardır, ama her insanın bir, şiiri yoktur.”

Damla kendini tamamlayınca damlar. Günlerin gecelere bağlanışında bir gecelerin günlere uzanışında iki birikmemi tamamlanmaktan koruyorum şöyle ki: önce bir şeyler...

Kapat