İki yılda yedi subay, bir özel harekatçı ve bir parti liderinin intihar ve kaza ile ölmesi size de tuhaf gelmiyor mu?


Ergenekon soruşturmasında adları geçen yedi subay ve bir özel harekat yöneticisi son iki yılda hayata veda etti.  Bu ölümlerin 7’si intihar, ikisi ise kaza nedeniyle gerçekleşti. İntihar edenlerin 6’sını Deniz Kuvvetleri Komutanlığına mensup muvazzaf ve emekli subaylar oluşturuyordu. Geçen zaman, bağlantılar, suikast iddiaları ve  itiraflar  birçok karanlık noktayı aydınlatacak bilgilere sahip bu subay ve emniyet görevlilerinin ölümlerinin ‘tesadüf’ olmadığı konusunda kuşku uyandırıyor.  Bu sahısların, Ergenekon soruşturmalarında adlarının geçiyor olması dışında  çoğunun en önemli ortak noktası geçmişteki birçok karanlık olayın da bilgisine sahip olan kişiler olduğu söyleniyor.

İşte son 2 yılda intihar eden subayların isimleri ve ölüm yılları:
*Emekli Deniz Albay Birol Atakan (2007), *Deniz Tabip Yarbay Nursal Gedik (2007), *Emekli Jandarma Albay Abdülkerim Kırcı (2009), *Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi Başkanı Behçet Oktay (2009), *Deniz Kıdemli Yüzbaşı Olgun Ural (2009), BBP başkanı Muhsin Yazıcıoğlu (2009)   *Deniz Askeri Hâkim Tanju Ünal(2009), *Emekli Deniz Albay Belgütay Varımlı (2009), *Deniz Yarbay Ali Tatar (2009)  

 Tarhan Erdem:  “Son zamanlarda intihar eden subaylardan bir kısmı amirini ele vermemek için intihar etti mutlaka. Biri psikolojik olarak yapmış olabilir, biri kendi suçlu görüneceği için yapmış olabilir. Fakat bir ya da bir kaçı emir – komuta zinciri içerisinde yaptıkları işlerden dolayı komutanını ele vermeyi gururuna yediremediği için intihar etmiştir.”

Emekli Deniz Albay Birol Atakan: İstanbul-Ankara yolunda şüpheli bir trafik kazasında Mayıs 2007’de yaşamını yitirdi. Atakan’ın Ergenekon’la ilgili önemli bilgilere sahip olduğu iddia edildi. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu’nun emir subayı olan Atakan, Karahanoğlu’ndan önce de Özden Örnek’le Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda birlikte çalışmıştı. Atakan’ın, Özden Örnek’e ait olduğu iddia edilen darbe günlüklerinin İnternet’e sızmasında ihmali ve kastı olabileceği iddia edilmişti. Atakan’ın Karahanoğlu ve Örnek arasında köprü isim olduğu söyleniyordu.

Tabip Yarbay Nursal Gedik: 11 Kasım 2007’de intihar ettiği öne sürüldü. Ailesi intihar iddialarını reddetti.

Emekli Albay Abdülkerim Kırca: Eski PKK militanı ve JİTEM’ci Abdülkadir Aygan’ın birçok faili meçhul cinayetten sorumlu tuttuğu emekli  bu yılın ocak ayında lojmanında ölü bulunmuştu. Kırca, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yanı sıra, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur ile birlikte çalıştı. Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanı olarak 8 kişinin kaçırılıp infaz edilmesi talimatını vermekle  ilgili dava hala devam ediyordu.  1998’de çatışmada belden aşağısı felç olan Kırca’ya,  10. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından 2004 yılında devlet övünç madalyası verilmişti. JİTEM’in eski Diyarbakır Bölge Komutanı olan Kırca’nın adı Ergenekon soruşturmasında da geçti.

Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay: Emniyet Özel Harekat Dairesi’nin 13 yıllık başkanı Oktay, bu yıl şubatta bürosunda yaralı bulundu; hastaneye götürüldü, ancak kurtarılamadı. Oktay, Kırca’yla aynı dönemde, 1994-97 arasında Diyarbakır’da görevliydi. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Elazığ Emniyeti Özel Harekat Şube Müdürü Ayhan Atabek ve Antalya Özel Harekat Grup Amiri Servet Kaynak, yine soruşturma kapsamında tutuklu olan eski özel harekatçı İbrahim Şahin’e suikast düzenleyecek tim kurması için yardım etmelerini Oktay’ın istediğini anlatmışlardı. Savcılık Oktay’la Şahin arasında çokça telefon görüşmesi olduğunu saptamıştı.

Kıdemli Yüzbaşı Olgun Vural: Mart 2009’da, 2. Ergenekon iddianamesinin açıklanmasının ardından intihar ettiği öne sürüldü. Vural’ın adı 1. Ergenekon davasında deliller bölümünde geçmişti. İddianamede “Alevi, Sıvas Gemerekli. Yüzbaşı Ali Tatar’ın personel alımında görevli olduğu zaman alınmıştı” ifadesi yer aldı.

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: Bir dönemin karakutusu sayılan ve Ergenekon’un gizli tanığı olduğu iddia edilen  Yazıcıoğlu’nun da içinde bulunduğu helikopterin Mart 2009’da düşmesi ilşe öldü. Sonrasında bir açıklama yapan Fethullah Gülen “… Şimdi bir yönüyle böyle çok şüphe etmek lazım, suizan etmek lazım. Her şeyi kurcalamak lazım bakmak lazım bu helikopter nasıldır filan…” sözleriyle kuşkularını dile getirmişti.

Hakim Yarbay Tanju Ünal: Güney Deniz Saha Komutanlığı’nda görevli Ünal’ın 26 Haziran’da intihar ettiği öne sürüldü. Ünal, Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil’in yargılandığı mahkemenin başkanlığını da yürütmüştü.

Emekli Kurmay Albay Ali Bergütay Varımlı: Ergenekon davasında ifade veren subaylar arasında bulunan Varımlı’nın 21 Kasım’da intihar ettiği öne sürüldü. Varımlı, İlhami Erdil’in yargılandığı davada tanıklık yapmıştı. Varımlı’nın Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarını deşifre eden subay olduğu iddia edilmişti.

Deniz Yarbay Ali Tatar: Tatar’ın adı kamuoyunda “oramirallere suikast” soruşturması olarak bilinen soruşturma kapsamında geçiyordu. 42 yaşındaki Tatar, Poyrazköy’de ele geçirilen belgelere ilişkin 7 Aralık’ta tutuklanmış, avukatlarının itirazı üzerine 16 Aralık’ta serbest kalmış, savcılığın itirazı üzerine 18 Aralık’ta hakkında yeniden tutuklama kararı verilmişti. Tatar 20 Aralık’ta lojmanında kendini öldürdü.

Oral Çalışlar: Yarbay Ali Tatar evinde ölü bulundu. Hakkında yeniden yakalama kararı çıkarıldığını öğrenince, başına bir kurşun sıktığı açıklandı.
Ergenekon davasının kilit isimlerinden emekli general Levent Ersöz’ün tedavi gördüğü hastanede, saat 22.00’de, belinde iki silah bulunan bir emekli uzman çavuş yakalandı. Öne sürüldüğüne göre, “Beni albay gönderdi” dedi.
Bunlar son iki günde yaşananlar. Son aylarda buna benzer çok sayıda olayla yüz yüze geldik.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda da, iki oramirale suikast hazırladıkları söylenen çok sayıda üst düzey subay gözaltına alındı, sorgulandı ve birçoğu tutuklandı.
Daha birkaç hafta önce, bir dönemin kuvvet komutanları, ‘darbe girişimi’ suçlamasıyla, şüpheli olarak Ergenekon davası kapsamında sorgulandılar. Diyarbakır’daysa, bir dönemin ünlü bir subayı, onlarca faili meçhul cinayetin sorumlusu olduğu gerekçesiyle yargılanıyor.
Değişik rütbelerden subaylar; ülkenin çeşitli yerlerine yasadışı şekilde silah, cephane gömdükleri, bazı siyasetçilere suikast hazırladıkları iddialarıyla mahkeme önündeler.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, (emekli kuvvet komutanları dahil olmak üzere) son yıllarda çok sayıda yasadışı eylemle birlikte anılır hale geldiler. İntiharların, sabotaj iddialarının, darbe suçlamalarının, cinayet yargılamalarının arkası gelmiyor.
Bu tabloya baktığımız zaman, ister istemez sormak durumunda kalıyoruz: Ne oluyor bu subaylara? Ne oluyor Türk Silahlı Kuvvetleri’ne?

Subayların sır ölümleri Meclis’e geliyor

Öte taraftan, Bağımsız İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, sır ölümlerin altındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması teklifinde bulunacağını söyledi. Uras, Genelkurmay Başkanlığı’nın subay ölümleri konusundaki sessizliğini eleştirirken, Meclis’in bu konuda inisiyatif almasını istedi. Konunun yargıya yansımış olmasının yeterli olmadığını ifade etti.

 Uras: “Her konu için ‘yargıya intikal etmiş’ deyip işin içinden çıkılıyor. Bu durumu anlamak mümkün değil. Geçmişte de bazı olaylar yargıya intikal etmişti ama Meclis Araştırma komisyonları da kuruldu.

“Belli ki psikolojisi bozulan insanlar. İnsanlar kolay kolay intihar etmezler. Bunu ortaya çıkarmak lazım. Nasıl bir baskı var acaba? Nasıl bir basınç altında kalıyorlar da. Acaba üstlerini ele vermemek için mi bunu yapıyorlar. Üzerine gitmek gerekir”

Uras, ölümleri psikolojik harekatın bir parçası gördüğünü söyledi. Normal bir insanın intihar etmesinin çok zor olduğunu kaydetti.

Ölenlerin cunta ve Kafes eylem planlarının merkezi olan Deniz Kuvvetleri’ndeki subaylar olmasının anlamlı olduğuna dikkat çeken Uras, bunları münferit olaylar olarak görmediğini ifade etti.

Uras şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu subaylara, nasıl bir baskı yaşıyorlar ki bunu kaldıramayacak hale geliyorlar acaba? Ergenekon kapsamında yargılanan ya da bilgisine başvurulan insanlar olmaları da önemli. Burada bir örgütlenme olduğunu biliyoruz. Ölümler bunun ortaya çıkarılmasının önüne geçmek amaçlı olabilir. Çünkü iki arada bir derede kalıyorlar. Zincirleme bir olay bu. Ortada bir zincir var yani. Subaylar üzerinde bu zincirin içerisindeki insanların da çok büyük baskılarının olduğunu düşünüyorum. Bazı insanların kullanılıp daha sonra kendi hallerine bırakılmış olabilir. Yani kendi sorunu kendin çöz noktası çok ağır bir durumdur. Ayrıca bu insanların intihar edip etmediği de net değil.”

Uras, Genelkurmay Başkanlığı’nın sır ölümlerle ilgili açıklama yapmamasını da eleştirdi. Milletvekili Uras, bu durum için “Demek ki açıklama yapmak istemiyorlar ya da diyeceklerini bilememe halidir sanırım. Yoksa her siyasi konuda diyecek sözü olanların bu konuda açıklama yapması manidardır.” ifadelerini kullandı. Uras, bu ölümlerin gerçek sebebinin ortaya çıkması için Meclis’in devreye girmesi gerektiğini söyledi. Bunun için Meclis’te bir araştırma komisyonunun kurulması için teklifte bulunacağını açıklayan Uras, “Konunun üzerine giderek araştırmak lazım. Yoksa her konuyu hasıraltı edip durumu insanların psikolojisi ile açıklamak yeterli değil. Bunun peşini bırakmamak gerekir. Özellikle parlamenterler olarak elimizden geleni yapmamız lazım. Gerçekten tek derdimiz var. Bu memlekette hiçbir şey gizli saklı kalmasın, gerçekler ortaya çıksın diyoruz. Bunun için konuyu Meclis’e taşıyıp bu konuda bir araştırma komisyonunun kurulmasını teklif edeceğim.” şeklinde konuştu.

JİTEM’in ‘as’ kadrosu Ergenekon’da sanık Emekli generaller Veli Küçük ve Levent Ersöz’ün yanı sıra emekli subaylar Arif Doğan, Hasan Uğur, Mustafa Dönmez, Muhammed Sarıkaya tutuklandı. Ersever öldürüldü, Kırca intihar etti.

Emekli binbaşı Ahmet Cem Ersever: Ergenekon operasyonunda gözaltına alınan ve tutuklanan birçok isimle yolu kesişen Jİ- TEM’in kurucularından Cem Ersever, Güneydoğu’da görev aldı. 1993’te dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Bitlis’in uçak kazası sonucu ölmesi üzerine tepkisini ortaya koyarak TSK’dan istifa etti. 4 Kasım 1993’te elleri arkadan bağlanmış ağzı bantlı, kafasına iki el ateş edilmiş haldeki cesedi, Ankara Elmadağ ilçesi çıkışında kireç ocaklarında bulundu.

Kaynaklar
 bianet, sabah, internet haber, radikal, cihan ve milli gazete

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
“Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?” | Unutulan – Oğuz Atay (Korkuyu Beklerken)

Bir savaş sonu kargaşalığı sardı her yanı. Düzen içinde yaşamayı bir bakıma sevdiğim halde, dayanılmaz bir pislik ve pasaklılık içinde...

Kapat