İbrahim Kaypakkaya: Kendi milliyetçi politikalarına karşı çıkan herkese “bölücü” diyorlar

Şafak revizyonistleri, “hareketimiz, Türk ve Kürt halklarının devrimci birlik ve kardeşliğine düşmanlık güden her milliyetleri hakim sınıflarla ve onların bölücü politikasıyla  mücadele eder” diyorlar.

Bunların “bölücü politika” tabiri, Türk hakim sınıflarının şoven milliyetçilerin ve feodallerin siyasi sözlüğünden ödünç alınmıştır. Hakim sınıflar, kendi milliyetçi politikalarına karşı çıkan herkese “bölücü” damgasını yapıştırıyorlar. Sadece ayrılmak isteyen Kürtlere değil, ayrılma hakkını savunan, mili baskılara şu veya bu ölçüde karşı çıkan herkese “bölücü” diyorlar. Bölücülüğün Türkiye’de taşıdığı anlam, “toprakların bölünmesi”, “devletin birliğinin ve bütünlüğünün bölünmesi”dir. Bu anlamda Türk hakim sınıflarının ve hatta siyasi bakımdan biraz daha ileri olmakla birlikte, bir elini (açıkça) demokrasiye, öbür elini (arkadan) hakim sınıflara uzatan orta burjuvazinin “bölücü” olduğunu söylemek, sadece komik olur. Ne bölücülüğü? Bunlar, “bölücülüğün” amânsız düşmanlarıdırlar. Baksanıza, sabah akşam “bölücülüğe” küfrediyorlar. Bunlar ne pahasına olursa olsun, devletin ve toprakların bölünmemesinden, birliğinden yanadırlar! Yani Kürt milletinin ve bütün azınlık milliyetlerin zorla Türkiye Devleti sınırları içinde tutulmasından yanadırlar.
Komünistler ise böyle bir “birliğe” karşıdır; komünistler her milliyetten işçilerin ve emekçilerin birliğini savunurlar. Toprakların ayrılmamasını veya bir tek devlet halinde örgütlenmeyi devrimin menfaatleriyle bağdaştığı zaman savunurlar (ve bunu savunurken bile, esas olarak işçilerin ve emekçilerin birliğini hedef alırlar); bağdaşmadığı zaman ise, toprakların ve devletin bölünmesini, ayrılmasını savunurlar. ‘”Toprakların birliği;’ veya “devletin birliği” şiarı, hakim ulusun burjuvalarının ve toprak ağalarının şiarıdır. Komünistler “her milliyetten işçilerin ve emekçilerin birliği” şiarıyla, “toprakların ve devletin birliği” şiarıyla, “toprakların ve devletin birliği” şiarını kesin olarak ve kalın çizgilerle ayırdetmek zorundadırlar. Meseleyi böyle koymak yerine, hakim ulusun burjuva ve toprak ağalarının ağzıyla “bölücülüğe” saldırmak, sadece kafaları bulandırır ve Türk hakim sınıflarının işini kolaylaştırır. “Bölücülük” kavramına, gerçekte onun taşımadığı bir anlam atfederek, “asıl bölücüler onlardır”! gibi, korkunç derecede demagojik bir üslupla milli haksızlıklara karşı çıkılamaz.
İşçi-Köylü gazetesinde “Kimdir Bölücü?” başlığı altında, böyle bir demagoji ve safsata yığını arasında, Kürt milletinin “ayrılma hakkı”nın nasıl güme getirildiği, hakim sınıfların “devletin ve toprakların birliği” şiarına nasıl sinsice sahip çıkıldığı, hâlâ hatırlardadır. Şafak revizyonistleri, hakim sınıfların ağzıyla “bölücü politika”ya saldırarak, gerçekte dolaylı yoldan “toprakların ve devletin birliği”ni savunmaktadır; yani devletin resmi görüşünü benimsemektedir. Hangi milliyetten olursa olsun sınıf bilinçli proletaryanın şiarı da şudur:
“Bütün uluslar için tam hak eşitliği; ulusların kaderini tayin etme hakkı; bütün ülkelerin işçilerinin [ve ezilen halklarının] birleşmesi’ (Lenin).

İbrahim Kaypakkaya
Kaynak: Seçme Yazılar  (“Bölücülük” Demogojisi)

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
İhsan Oktay Anar: Zalimlerin kolları kendi erişilmez isteklerine göre çok kısadır

Ustaların kılınç yapmak için saatlerce ve günlerce dövdükleri demir neden serttir, bilir misin? O, insanoğluna hemen boyun eğmez, çünkü onların,...

Kapat